Özel Haber

TBMM'den Kanun çıkarsa, kurumlar icra masrafı ödemek zorunda kalmayacak

Sayıştay Başkanlığı dış denetim raporunda çok önemli bir hususa dikkat çekti. Başkanlık, idari yargıda olduğu gibi adli yargıda kaybedilen davalar için, karşı tarafın icraya gitmeden alacağını kamudan tahsil etmesine imkan veren bir düzenlemenin yapılması gerektiği belirtildi.

Eklenme : 29 Eylül 2022 Perşembe 14:36 - Güncelleme : 29 Eylül 2022 Perşembe 15:04


TBMM, 2012 yılında kabul ettiği bir kanunda, kamu kurumlarına karşı idari yargı nezdinde açılan davalarda, davanın kaybedilmesi durumunda hükmolunan tutarların ve yargılama giderlerinin icra yoluna gidilmeden doğrudan ödeme yapılması imkânı getirilmiştir.

Ancak, adliyergıda kaybedilen davalar için bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle de, davayı kazananlar ilama bağlı borçlarını icraya koymakta, kamu kurumları ise hem ilama bağlı borcu hem de icra masraflarını ödemek zorunda kalmaktadır.

Sayıştay Başkanlığı, dış denetim raporunda bu hususa dikkat çekerek, TBMM'nin düzenleme yapmasını istemiştir.

BULGU 9: Bakanlık Aleyhine Adli Yargıda Sonuçlanan Davalarda Hükmolunan Tutarlar İçin Doğrudan İcraya Gidilmesinin Bakanlık Bütçesine İlave Mali Yük Getirmesi

Adli yargı mercilerinde Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine sonuçlanan davalarda, mahkemelerce hükmolunan tutarların ve yargılama masraflarının hak sahipleri tarafından icra yoluyla tahsil edilmesi nedeniyle, Bakanlığın ilave ödemede bulunmasına sebep olunduğu görülmüştür.

İcra takibi; borçlunun borcunu herhangi bir sebeple ifa etmemesi halinde alacaklının bu borcu Devlet gücü ile tahsil etmek üzere icra müdürlüğü nezdinde başlattığı takiptir. Bilindiği üzere icra takibi, ilamlı ve ilamsız olmak üzere iki türlü yapılmaktadır. Bulgu konusu edilen husus, bir mahkeme kararına dayalı olan ilamlı icranın konusunu oluşturmaktadır.

Mevcut yasal durum nedeniyle, adli yargı mahkemelerinde kamu idareleri aleyhine sonuçlanan davalarda hükmolunan ilama bağlı borçlar hak sahipleri tarafından, doğrudan kamu idarelerine başvurularak tahsil edilmesi yerine, Devlet gücü kullanılarak ilamlı icra takibi yoluyla Bakanlıktan tahsil edilmektedir. Bir alacağın bu şekilde tahsil edilmesi, kamu yönetiminin genel ilkelerine uygun olmadığı gibi, bu uygulama kamu idarelerinin bütçelerine ilave mali yük getirmekte ve ayrıca icra dairelerinin iş yükünü artırmaktadır.

Bu kapsamda, Bakanlık bütçesinden 2021 yılında icraya gidilen davalar için hükmedilen yaklaşık toplam 700.000,00 TL ilama bağlı borç tutarına ek olarak yaklaşık toplam 130.000,00 TL icra masrafı ödenmiştir.

İdari yargıda bu tür sorunların yaşanmaması için 2012 yılında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinde değişiklik yapılarak, kamu kurumlarına karşı idari yargı nezdinde açılan davalarda, davanın kaybedilmesi durumunda hükmolunan tutarların ve yargılama giderlerinin icra yoluna gidilmeden doğrudan ödeme yapılması imkânı getirilmiştir.

2577 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinin ikinci fıkrası; “(6352/58) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı maddenin birinci fıkrasında da, idari yargı kararlarının idareye tebliğinden başlayarak otuz gün içerisinde yerine getirilmesinin zorunlu olduğu hükmü mevcuttur.

Adli yargıda icraya gidilmeden doğrudan kamu idarelerine başvuruda bulunma ve kamu idarelerinin de bu aşamada ödemeyi yapmaları yönünde yasal bir zorunluluk bulunmadığı ve kamu idareleri ilam üzerine doğrudan ödeme yapma konusunda tereddüt yaşayıp ilamların kesinleşmesini beklediği için alacaklılar hak kaybı yaşamamak adına doğrudan icraya gitmekte ve ödemenin gerçekleşmesi için icra aşamasının tamamlanması beklenmektedir.

Adli yargıda kaybedilen davalar için kamu idarelerince ayrıca icra masrafı ödenmesinin, kamu kaynağının etkili, ekonomik ve verimli kullanım ilkesine aykırılık oluşturduğu ve bu durumun 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanunu’nun 8’inci maddesi ile uyumlu olmadığı değerlendirilmektedir.

Diğer yandan, İcra ve İflas Kanunu’nun 82’nci maddesi gereğince Devlet mallarının hacze konu edilememesi ve 5018 sayılı Kanun kapsamındaki kamu idarelerinin Devlet tüzel kişiliği içinde yer almaları hususu da dikkate alındığında, hak sahipleri tarafından kamu idarelerinden alacaklarını icra yoluyla tahsili yoluna gidilmesinin kamu hukukuyla uygun olmadığı düşünülmektedir.

Kamu idaresince, bulgu konusu hususun yerine getirilmesinin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nda düzenleme yapılmasına bağlı olduğu ve bu konudaki yetkinin de Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğu ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, adli yargıda Bakanlık aleyhine sonuçlanan davalarda hükmolunan ilama Bağlı borçların, icraya gidilmeden hak sahipleri tarafından doğrudan ilgili kamu idaresine başvurularak tahsili yoluna gidilmesi hususunda, idari yargı için mevcut olan düzenlemeye benzer bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunduğu değerlendirilmektedir.

Kaynak : Gazete Memur