Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur
Dolar : 43,0464 0,03 Değişim Euro : 50,3454 0,03 Değişim Altın : 6.166,96 %0,12 Değişim BIST 100 : 12.028,84 %0,04 Değişim Brent Petrol : 60,60 -1,88 Değişim

Emekli ve memur ne kazandı ne kaybetti?

TÜİK Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı. Emekli ve memur maaşları bu verilere göre artırıldı. Ancak gıda ve konut fiyatlarındaki yüksek seyir, zamların alım gücünü ne ölçüde koruduğu sorusunu gündemde tutuyor.

Giriş : Güncelleme :
#Maaş Zammı #Memur Zammı #Enflasyon farkı
Emekli ve memur ne kazandı ne kaybetti?

Aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, milyonlarca emekli ve memurun alacağı zam oranları da netleşti. Artan hayat pahalılığı karşısında geçim mücadelesi veren kesimler için zam oranları bir yandan "resmi enflasyon" hesabının sonucunu ortaya koyarken, diğer yandan uygulanan kemer sıkma politikalarının ücretliler üzerindeki yükünü yeniden gündeme taşıdı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tüketici fiyatları Aralık 2025'te aylık yüzde 0,89 artarken, yıllık enflasyon yüzde 30,89 olarak açıklandı. Böylece Temmuz-Aralık 2025 dönemini kapsayan altı aylık enflasyon oranı yüzde 12,19 oldu. Bu oran, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışını doğrudan belirledi.

Emekli aylıklarında artış: Yüzde 12,19

Altı aylık enflasyon kadar zam alan SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları bu ay itibarıyla yüzde 12,19 oranında artacak.

Buna göre tabloda yer alan en düşük kök aylıklardan biri olan 16 bin 880 lira alan bir emeklinin maaşı artış sonrası yaklaşık 18 bin 940 liraya yükseldi. 20 bin lira aylık alan bir emeklinin geliri yaklaşık 22 bin 440 liraya, 25 bin lira aylık alan bir emeklinin aylığı ise yaklaşık 28 bin 50 liraya çıktı.

En düşük emekli aylığına ilişkin düzenleme bu artışın dışında tutulduğu için, kök aylığı daha düşük olan çok sayıda emekli yüzde 12,19'luk artıştan fiilen sınırlı biçimde yararlanabiliyor.

Ortaya çıkan tablo, emekli aylıklarını temel yaşam maliyetleriyle karşılaştırmayı da kaçınılmaz kılıyor. TÜRK-İŞ'in açıkladığı son verilere göre dört kişilik bir hane için açlık sınırı 20 bin liranın üzerine çıkarken, yoksulluk sınırı 60 bin liraya yaklaştı. Bu seviyeler dikkate alındığında, yapılan zamların ardından dahi milyonlarca emeklinin aylığının açlık sınırının altında ya da hemen çevresinde kaldığı görülüyor.

Konut ve temel harcama kalemlerindeki yıllık artışların manşet enflasyonun üzerinde seyretmesi, emeklilerin günlük yaşamında hissedilen enflasyon ile açıklanan oranlar arasındaki farkı daha görünür hale getiriyor.

TÜİK verilerine göre konutta yıllık artış yüzde 49'un üzerine çıkarken, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 28'in üzerinde gerçekleşti.

Memura Enflasyon farkı ve toplu sözleşme zammı

Memur ve memur emeklilerinin maaş artışı ise farklı bir hesaplama üzerinden yapıldı. Toplu sözleşme gereği 2025'in ikinci yarısı için verilen yüzde 5'lik zamma ek olarak, gerçekleşen enflasyonun bu oranı aşan kısmı "enflasyon farkı" olarak maaşlara yansıtıldı.

Buna göre memurlar için enflasyon farkı yüzde 6,85 olarak hesaplandı. Ocak ayı itibarıyla uygulanacak yüzde 11'lik toplu sözleşme zammıyla birlikte, memur ve memur emeklilerinin toplam maaş artışı yüzde 18,6 oldu.

Açıklanan tabloya göre, 9/1 derecedeki bir öğretmenin maaşı, enflasyon farkı ve toplu sözleşme zammı sonrası yaklaşık 72 bin 519 lira seviyesine yükseldi.

Benzer şekilde 8/1 derecedeki bir polis memurunun maaşı 80 bin lira bandına, 1/4 derecedeki bir şube müdürünün maaşı ise 90 bin lira civarına çıktı.

En düşük memur maaşı aile yardımı dahil yaklaşık 59 bin 896 liraya, en düşük memur emekli aylığı ise 27 bin 887 lira düzeyine yükseldi.

Unvan ve dereceye göre maaş seviyeleri değişse de ortak sorun bu artışların gıda, kira ve temel harcama kalemlerindeki yüksek enflasyon karşısında alım gücünü ne ölçüde koruyabildiği sorusunda düğümleniyor.

Resmi oran ile mutfak arasındaki fark

TÜİK'in açıkladığı Aralık 2025 verileri, enflasyonun hız kestiğine işaret etse de harcama gruplarına bakıldığında tablo daha karmaşık bir görünüm sunuyor. Konut harcamalarındaki yüksek artış, kira baskısının sürdüğünü ortaya koyarken; ulaştırma ve gıdadaki fiyat artışları, ücretlilerin bütçesinde en büyük payı alan kalemlerde rahatlama olmadığını gösteriyor.

Bu tablo, ekonomi yönetiminin son dönemde sıkça vurguladığı "dezenflasyon süreci" ile hane halkının gündelik deneyimi arasındaki mesafenin açıldığı yönündeki tartışmaları da besliyor. Mali disiplin ve talep kısıcı önlemlerle yürütülen kemer sıkma politikalarının, enflasyonla mücadelede faturayı büyük ölçüde sabit gelirli kesimlere kestiği eleştirileri bu noktada yoğunlaşıyor.

TÜİK verileri tartışma konusu

Açıklanan her enflasyon verisiyle birlikte TÜİK'in hesaplama yöntemi ve verilerin güvenilirliği yeniden gündeme geliyor. Uzun süredir kamuoyunda dile getirilen eleştiriler, açıklanan oranların "hissedilen enflasyonu" yansıtmadığı yönünde yoğunlaşıyor. Özellikle ücret artışları, kira zamları ve sosyal yardımların TÜİK verilerine endeksli olması, bu tartışmayı yalnızca teknik değil, doğrudan politik bir mesele haline getiriyor.

ENAG'a göre zamlar ne olurdu?

Bu tartışmaların merkezinde yer alan alternatif ölçümlerden biri de Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG). ENAG'ın açıkladığı verilere göre Aralık ayında aylık enflasyon yüzde 2,11, yıllık enflasyon ise yüzde 56,14 olarak hesaplandı.

Temmuz-Aralık 2025 dönemindeki aylık artışlar dikkate alındığında, ENAG'a göre altı aylık enflasyon yaklaşık yüzde 20,3 seviyesine ulaşıyor.

Bu oran esas alınsaydı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylık artışı yüzde 12,19 yerine yaklaşık yüzde 20 düzeyinde olacaktı. Memur ve memur emeklileri için de tablo değişecek, enflasyon farkı daha yüksek hesaplanacak ve ocak ayı artışı yüzde 18,6 yerine yüzde 27'nin üzerine çıkacaktı. Mevzuat gereği maaş ve emekli aylıkları TÜİK verilerine göre belirlenirken, bu karşılaştırma enflasyon ölçümündeki farkların gelirler üzerindeki somut etkisini gözler önüne seriyor.

Kemer sıkmanın ücretlilere etkisi

Ortaya çıkan tablo, Türkiye ekonomisinde uygulanan kemer sıkma politikalarının sonuçlarını da görünür kılıyor. Enflasyonla mücadele hedefi doğrultusunda kamu harcamalarının sınırlandığı, ücret artışlarının ise resmi enflasyonla çerçevelendiği bu dönemde, emekli ve memurların gelir artışı hayat pahalılığının gerisinde kalıyor.

Ekonomi uzmanlarına göre, resmi verilerle desteklenen "dezenflasyon" söylemi ile ENAG gibi alternatif ölçümlerin işaret ettiği tablo arasındaki fark, yalnızca istatistiksel bir tartışma değil; milyonlarca kişinin sofrasına, kirasına ve temel ihtiyaçlarına doğrudan yansıyan bir gelir dağılımı meselesi olarak öne çıkıyor.

Pelin Ünker / DW Türkçe