Mahkeme Kararları

Mobbing iddiasını ispatlayamayan memura Anayasa Mahkemesinden ret

Anayasa Mahkemesi, psikolojik taciz nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasını ispatlayamayan haklı bulmadı.

Eklenme : 14 Ocak 2023 Cumartesi 14:00 - Güncelleme : 14 Ocak 2023 Cumartesi 07:29


Somut olayda 2013 yılında başvurucu hakkında Bafra ilçesine atanması yönünde tesis edilen işlem 27/6/2014 tarihinde iptal edilmiş ve akabinde başvurucu yeniden il müdürlüğünde görevine başlamıştır. Başvurucu, göreve dönmesiyle birlikte il müdürü başta olmak üzere ilgili yöneticiler tarafından görev yerinin değiştirilmesi, bilgisayarının alınması, fiziki olarak kötü koşullarda çalışmaya zorlanması ve küçük düşürücü davranışlara maruz bırakılması gibi birtakım psikolojik taciz uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtmiştir.

Davanın reddi ile sonuçlanan süreçte derece mahkemesi, ileri sürülen hususlarla ilgili değerlendirme yaparak başvurucunun sistematik olarak ve yıldırma amaçlı psikolojik tacize maruz bırakıldığı hususunun ortaya konulamadığı sonucuna ulaşmıştır.

Yukarıda ifade edildiği üzere ilgilerin çalışma ortamlarında maruz kaldıklarını ileri sürdükleri eylem, işlem ya da ihmallerin psikolojik taciz derecesine ulaşması için kişiliklerinde, mesleki durumlarında veya sağlıklarında zarar ortaya çıkarması ya da ciddi bir zarar tehlikesinin söz konusu olması gerekmektedir. Her şeyden önce söz konusu eylem, işlem ya da ihmallerin ilgililer için çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşarak onların manevi bütünlüklerini tehdit eder boyuta geldiği ortaya konulmalıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce somut başvuruyla benzer nitelikteki başvurularda bu bağlamda değerlendirmeler yapılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Türkan Aydoğmuş, §§ 35, 36).

Somut başvuruya konu edilen eylemlerin 2014 yılı aralık ayı ilâ tam yargı davasının açıldığı 2015 yılı mart ayı arasındaki dönemde gerçekleştirildiği iddia edilmektedir. Söz konusu eylemlerin gerçekleştirildiğine ilişkin iddialara yönelik Bölge İdare Mahkemesince yapılan tespitler ile söz konusu sürecin kısa bir döneme ilişkin olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, başvurucuya uygulanan eylem ve işlemlerden kaynaklı olarak başvurucunun kişiliğinde, mesleki durumunda ya da sağlığında ortaya çıkmış, çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşmış bir hususun başvurucu tarafından ortaya konulamadığı ve iddialarının soyut kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca başvurucu nüksettiğini ileri sürdüğü rahatsızlığını çalışma koşullarına bağlamakta ise de çalışma süresinin çok kısa olması karşısında başvurucunun neden ve sonuç iddiası arasında kurduğu nedensellik bağını objektif ve ikna edici şekilde açıkladığı da söylenemeyecektir.

Bu durumda uygulandığı ve psikolojik taciz olduğu iddia edilen eylem ve işlemlerin başvurucunun manevi bütünlüğünü tehdit eder boyutta, çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaştığını söylemenin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca derece mahkemesi tarafından da bu bağlamda bir değerlendirme yapılarak manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Neticede derece mahkemesince somut olayın başvurucunun maddi ve manevi varlığı üzerindeki etkilerinin tartışıldığı ve verilen kararın bu yönde ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başvuru Numarası: 2019/6933)
Karar Tarihi: 23/11/2022

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, psikolojik taciz nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, daha önce çalıştığı kurumun özelleştirilmesi neticesinde İŞKUR Samsun İl Müdürlüğü (İdare) bünyesine 2006 yılında atanmıştır. Başvurucu; bireysel başvuruya konu olayların gerçekleştiği dönemde şef olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, il merkezinde görev yapmaktayken İdarenin 16/7/2013 tarihli işlemiyle Bafra Hizmet Binasına atanmıştır. İş piyasası şefi unvanıyla başarılı şekilde çalıştığını ve başarı belgesi ile taltif edildiğini belirten başvurucu, atama işleminin yetki yönünden sakat olduğu iddiasıyla iptal davası açmıştır. Samsun 2. İdare Mahkemesi 27/6/2014 tarihli kararla söz konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

3. Başvurucu; iptal kararı gereğince İl Müdürlüğündeki görevine geri dönmesiyle birlikte il müdürünün kendisine yönelik tutum ve davranışlarının değiştiğini, sistematik olarak yıldırılmaya başlandığını ve süreç içerisinde psikolojik tacize maruz kaldığını iddia ederek manevi zararlarının tazmin edilmesi talebiyle Samsun 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Başvurucunun 9/3/2015 tarihli dava dilekçesinde yer alan iddialar şunlardır:

i. Bafra görevi süresince harcırah ya da yol parası verilmemesi nedeniyle ekonomik olarak mağdur edildiğini, Mahkeme kararıyla geri döndükten sonra iş vasıflarının, unvanının ve eğitiminin dışında olan işlerde memur gibi çalıştırıldığını ve 19/8/2014 tarihinde evrak kayıt bürosunda görevlendirildiğini iddia etmiştir.

ii. Verilen görevleri sorgulamadan yerine getirmesine rağmen küçük düşürücü sözlere maruz kaldığını ve rencide edildiğini, 31/12/2014 tarihinde masasında bulunan bilgisayarın 5/1/2015 tarihinde mesaiye geldiğinde kaldırılmış hâlde bulduğunu, bilgisayarın il müdür yardımcısının odasında atıl hâlde tutulduğunu, bilgisayarının alınma sebebini yazılı olarak sorduğunu, ihtiyaç nedeniyle alındığına ilişkin gerçeğe aykırı şekilde bilgi verildiğini ve üstelik başarı dilekleri içeren gayri ciddi bir cevapla muhatap kılındığını ileri sürmüştür.

iii. Talebi dışında 5/1/2015 tarihinde evrak kayıt servisinde memursuz ve bilgisayarsız şekilde görevlendirildiğini, bu suretle bezdirilmeye çalışıldığını, hakkında haksız yere soruşturma açıldığını ancak başarıları nedeniyle Bafra şube müdürünün inisiyatifiyle kendisine ceza verilmediğini belirtmiştir.

iv. Yıllık izinden döndüğü 12/2/2015 tarihinde masasında başka bir personelin oturduğunu ve takip ettiği iş evrakının cam kenarına bırakıldığını gördüğünü, hangi koşullarda ve nasıl çalışabileceği konusunda bilgi almak amacıyla İdareye dilekçe verdiğini ancak dilekçesini geri çekmesinin istendiğini, sebepsiz yere toplantılardan çıkarılarak küçük düşürüldüğünü ve harcırah ödemesi yapılmaması üzerine açtığı davada verilen iptal kararına rağmen ödeme yapılmadığını iddia etmiştir.

v. 13/2/2015 tarihinde Kurumun çay ocağının ve kalorifer dairesinin bulunduğu zemin kattaki koridora masa konularak orada çalışmasının istendiğini, tuvaletin karşısında, havalandırma ve penceresi olmayan bir ortamda çalışmaya zorlandığını, bu muamele nedeniyle astım hastalığının nüksettiğini ifade ederek fotoğrafladığını ve delillendirdiğini belirttiği tüm bu eylemlerin psikolojik taciz oluşturduğu iddiasıyla 15.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

4. İdare tarafından sunulan savunma dilekçesinde; başvurucu hakkında tesis edilen atama ve görevlendirme işlemlerinin hizmet gereği olduğu, iş ilişkisinden kaynaklandığı ve davanın dayanaksız olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme 30/11/2015 tarihli ara kararıyla, başvurucunun dava dilekçesinde dile getirdiği sık sık odasının değiştirilmesi, masasının değiştirilmesi, bilgisayarının alınması, tuvaletlerin önüne koridora masa konularak burada çalışmasının istenmesi, görevi ve uzmanlığı dışında görevler verilmesi gibi somut iddialarla ilgili olarak davalı İdare tarafından bu tür işlem ve eylemlerde bulunulup bulunulmadığının sorulmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca sorulan hususlara ilişkin açıklayıcı bilgi verilmesini ve uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olacak tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin gönderilmesini talep etmiştir.

5. Mahkeme, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan temel haklara vurgu yaparak davanın kısmen kabulüne ve başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine 30/12/2015 tarihinde karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Mahkemece ara kararıyla sorulan hususlara ilişkin olarak İdare tarafından hiçbir açıklama yapılmadığı ve yalnızca dava dosyasında hâlihazırda mevcut olan birtakım belgelerin gönderildiği belirtilmiştir. Kararda; başvurucunun iddialarını doğrulayıcı mahiyette yazışmaların ve fotoğrafların bulunduğu, İdare tarafından aksi savunulamayan eylemlerin fiziksel ve manevi etkileri, süresi ve yoğunluk derecesi gibi unsurların birlikte değerlendirilmesiyle başvurucunun kişilik haklarının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun göreviyle uyumlu işlerde çalıştırılmaması, görev yerinin sürekli değiştirilmesi, fiziki koşulları muadil görev yerlerine göre iyi olmayan ortamlarda çalışmak durumunda bırakılması şeklindeki eylemlerin başvurucunun fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne etki edecek düzeyde olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur.

6. İdare tarafından sunulan itiraz dilekçesinde; başvurucunun psikolojik taciz olarak tanımlanabilecek herhangi bir uygulamaya maruz bırakılmadığı, İl Müdürlüğü binasına geri döndüğü tarihten emekli olduğu tarihe kadar geçen sekiz aylık süre içerisinde yerinin sadece bir defa değiştirildiği, bu değişikliğin de başvurucunun çalışma servisinin değiştirilmesi neticesinde olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca başvurucunun arşiv servisinde görevlendirildiği elli beş iş günü içinde sadece on yedi iş günü çalıştığı, çalıştığı bu süre içerisinde de İl Müdürlüğü hizmet binası içerisinde üst katlarda bulunan her zamanki masada çalıştırıldığı, görevi değiştiğinde dahi çalışma masasının değiştirilmediği, ibraz edilen fotoğraflarda görülen masanın arşiv komisyonu çalışanlarına ortak tahsis edilen bir masa olduğu ifade edilmiştir. İstinaf başvuru dilekçesinde; bütün devlet dairelerinde olduğu gibi İl Müdürlüğü hizmet binasının arşiv bölümünün de bodrum katında bulunduğu, sorunsuz çalışan bilgisayar sayısının memur sayısından daha az olduğu, bu nedenle uzun süreli izin ve rapor kullanan personele tahsis edilmiş bilgisayarların personelin izinde olduğu dönem içerisinde ihtiyaç dâhilinde diğer personellere verildiği iddia edilmiştir. Yine Bafra ilçesinde başvurucu ile birlikte üç personelin daha görevlendirildiği, başvurucunun İl Müdürlüğünden cevap aldığı konularda dahi sürekli ve tekrarla aynı hususlarda şikâyette bulunarak kurumu gereksiz yere meşgul ettiği belirtilmiş ve kısmen kabul kararının kaldırılması talep edilmiştir.

7. Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, itiraz başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine 23/5/2018 tarihinde karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Bafra ilçesinde başvurucuyla birlikte başka personelin de görevlendirildiği, bilgisayarın başvurucunun izinli ve raporlu olduğu dönemler için ihtiyaç nedeniyle alındığı, geçici görev nedeniyle başvurucuya harcırah ödemesi yapılmaması üzerine açılan davada verilen iptal kararı üzerine ödemenin yapıldığı belirtilmiştir. Kararda; kendisine yıldırma amaçlı ödeme yapılmadığına ilişkin dava dosyasında somut veri olmadığı, bu durumun hukuki ihtilaf olduğunun kabulü gerektiği, yine arşivde görevlendirilmesinin geçici olduğu, konuyla ilgili açılmış bir davanın olmadığı ve başvurucu tarafından şikâyetler üzerine il müdürü hakkında inceleme başlatıldığı fakat bu kapsamda verilen bir cezanın bulunmadığı ifade edilerek başvurucunun sistematik olarak ve yıldırma amaçlı psikolojik tacize maruz bırakıldığı hususunun ortaya konulamadığı şeklinde değerlendirmeler yapılmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 17/1/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

8. Başvurucu nihai kararı 13/2/2019 tarihinde öğrendikten sonra 27/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; ayrıntılarını dava sürecinde ifade ettiği nedenlerle son görev yaptığı kurumda sistematik ve yıldırma amaçlı eylemlere maruz bırakıldığını, küçük düşürücü söz ve davranışlarla onurunun zedelendiğini, insani çalışma koşullarından uzak tutulması nedeniyle astım hastalığının nüksettiğini, nefes alamaz duruma geldiğini ve bu hususta sağlık raporunun bulunduğunu ileri sürmüştür. Dava sürecinde emekli olduğunu, emekli olma girişimlerinin dahi engellendiğini, psikolojik taciz oluşturan eylemleriyle kendisini yıldıran yöneticilerin disiplin cezasıyla cezalandırıldığını ancak bu eylemler nedeniyle açtığı tam yargı davasının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini iddia etmiştir. İlgili ulusal ve uluslararası mevzuat ile Anayasa'daki güvenceler doğrultusunda psikolojik tacize maruz kalması nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararlarının ilgili mahkemelerce giderilmediğini belirterek işkence ve kötü muamele yasağının, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Başvuru Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında incelenmiştir.

12. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme'nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).

13. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, her somut olayın kendi bütünlüğü içinde değerlendirilmesi koşuluyla bireylerin çalışma ortamlarında maruz kaldıklarını ileri sürdükleri eylem, işlem ya da ihmallerin psikolojik taciz derecesine ulaşması için birtakım unsurların aranması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan yayın ve raporlar da dikkate alındığında muamelelerin psikolojik taciz olarak vasıflandırılabilmesi için;

i. İşyeri ile ilgili olarak işyerindeki yöneticiler ve/veya diğer çalışanlar tarafından gerçekleştirilmesi ya da bu tür müdahalelere göz yumulması,

ii. Süreklilik arz edecek şekilde tekrarlanması, keyfîlik içermesi, sistemli ve kasıtlı olması, yıldırma ve dışlama amacı taşıması,

iii. Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkaran ya da ciddi bir zarar tehlikesi içermesi gerekir (Mehmet Bayrakcı, B. No: 2014/8715, 5/4/2018, § 69; Ebru Bilgin [GK], B. No: 2014/7998, 19/7/2018, § 80; Türkan Aydoğmuş, B. No: 2018/19000, 12/1/2022, § 27).

14. Muamelelerin neden olduğu sonuçların boyutu mağdurun konumuna, muamelelerin süresine, sıklığına, kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiğine, mağdurun cinsiyetine, yaşına ve sağlık durumuna kadar birçok faktöre göre değişebilmektedir (Mehmet Bayrakcı, § 70; Ebru Bilgin § 81; Türkan Aydoğmuş, § 28).

15. Somut olayda 2013 yılında başvurucu hakkında Bafra ilçesine atanması yönünde tesis edilen işlem 27/6/2014 tarihinde iptal edilmiş ve akabinde başvurucu yeniden il müdürlüğünde görevine başlamıştır. Başvurucu, göreve dönmesiyle birlikte il müdürü başta olmak üzere ilgili yöneticiler tarafından görev yerinin değiştirilmesi, bilgisayarının alınması, fiziki olarak kötü koşullarda çalışmaya zorlanması ve küçük düşürücü davranışlara maruz bırakılması gibi birtakım psikolojik taciz uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtmiştir.

16. Davanın reddi ile sonuçlanan süreçte derece mahkemesi, ileri sürülen hususlarla ilgili değerlendirme yaparak başvurucunun sistematik olarak ve yıldırma amaçlı psikolojik tacize maruz bırakıldığı hususunun ortaya konulamadığı sonucuna ulaşmıştır.

17. Yukarıda ifade edildiği üzere ilgilerin çalışma ortamlarında maruz kaldıklarını ileri sürdükleri eylem, işlem ya da ihmallerin psikolojik taciz derecesine ulaşması için kişiliklerinde, mesleki durumlarında veya sağlıklarında zarar ortaya çıkarması ya da ciddi bir zarar tehlikesinin söz konusu olması gerekmektedir. Her şeyden önce söz konusu eylem, işlem ya da ihmallerin ilgililer için çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşarak onların manevi bütünlüklerini tehdit eder boyuta geldiği ortaya konulmalıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce somut başvuruyla benzer nitelikteki başvurularda bu bağlamda değerlendirmeler yapılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Türkan Aydoğmuş, §§ 35, 36).

18. Somut başvuruya konu edilen eylemlerin 2014 yılı aralık ayı ilâ tam yargı davasının açıldığı 2015 yılı mart ayı arasındaki dönemde gerçekleştirildiği iddia edilmektedir. Söz konusu eylemlerin gerçekleştirildiğine ilişkin iddialara yönelik Bölge İdare Mahkemesince yapılan tespitler ile söz konusu sürecin kısa bir döneme ilişkin olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, başvurucuya uygulanan eylem ve işlemlerden kaynaklı olarak başvurucunun kişiliğinde, mesleki durumunda ya da sağlığında ortaya çıkmış, çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşmış bir hususun başvurucu tarafından ortaya konulamadığı ve iddialarının soyut kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca başvurucu nüksettiğini ileri sürdüğü rahatsızlığını çalışma koşullarına bağlamakta ise de çalışma süresinin çok kısa olması karşısında başvurucunun neden ve sonuç iddiası arasında kurduğu nedensellik bağını objektif ve ikna edici şekilde açıkladığı da söylenemeyecektir.

19. Bu durumda uygulandığı ve psikolojik taciz olduğu iddia edilen eylem ve işlemlerin başvurucunun manevi bütünlüğünü tehdit eder boyutta, çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaştığını söylemenin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca derece mahkemesi tarafından da bu bağlamda bir değerlendirme yapılarak manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Neticede derece mahkemesince somut olayın başvurucunun maddi ve manevi varlığı üzerindeki etkilerinin tartışıldığı ve verilen kararın bu yönde ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği sonucuna varılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 23/11/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak : Gazete Memur