HSK'dan iki önemli karar! Paralar kumpasçı yargı mensuplarından alınacak
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2. Dairesi, Balyoz kumpasında mağdur edilen askerlere devlet tarafından ödenen tazminatların, kumpasta görev alan FETÖ irtibatlı eski hâkim ve savcılardan tahsil edilmesine karar verdi. Yargı kulislerinde karar, “kumpas davalarının mimarlarına indirilen en ağır hukuk darbelerinden biri” olarak değerlendirildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik Balyoz kumpasında görev alan FETÖ bağlantılı eski hâkim ve savcılara ilişkin HSK’dan dikkat çeken iki tarihi karar çıktı. Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesi, kumpas davalarında mağdur edilen askerlere devlet tarafından ödenen tazminatların, dosyalarda görev alan eski yargı mensuplarından rücu yoluyla tahsil edilmesine hükmetti.
Kararların, yalnızca Balyoz dosyasıyla sınırlı kalmayacağı, Ergenekon, Poyrazköy, Amirallere Suikast ile İstanbul ve İzmir Askeri Casusluk davaları açısından da emsal niteliği taşıyabileceği değerlendiriliyor.
TSK’YA KURULAN KUMPASIN FATURASI ÇIKIYOR
FETÖ’nün emniyet, yargı ve askeri bürokrasi içerisindeki yapılanması üzerinden yürütülen Balyoz soruşturmasında yüzlerce general, amiral ve subay tutuklanmış, binlerce asker ise ordudan tasfiye edilmişti.
Yıllar sonra yeniden yapılan yargılamalarda çok sayıda sanık beraat ederken, devlet tarafından mağdurlara milyonlarca liralık tazminat ödendi.
HSK 2. Dairesi şimdi ise bu tazminatların, kumpasta görev alan eski hâkim ve savcılardan tahsil edilmesine karar verdi.
İKİ AYRI TARİHİ KARAR
HSK 2. Dairesi’nin ilk kritik kararı 18 Eylül 2025 tarihli ve 2025/1436 sayılı dosyada verildi. Kararda, Balyoz kumpasında mağdur edilen Osman Kayalar’a ödenen tazminat nedeniyle oluşan kamu zararının, kumpasta görev alan eski hâkim ve savcılardan tahsil edilmesi gerektiği belirtildi.
İkinci karar ise 26 Mart 2026 tarihli ve 2026/424 sayılı dosyada çıktı. Bu dosyada da yeniden yargılama sonunda beraat eden Ayhan Türker Koçpınar’a ödenen tazminat nedeniyle oluşan kamu zararının, FETÖ irtibatlı eski hâkimlerden tahsil edilmesine hükmedildi.
Yargı çevrelerinde kararlar, “Balyoz kumpasını kuran yargı kadrolarına indirilen tarihi hukuk balyozu” olarak yorumlandı.
23 ESKİ HÂKİM VE SAVCI HAKKINDA RÜCU SÜRECİ
HSK kararlarında toplam 23 eski hâkim ve savcı hakkında rücu süreci işletilmesine karar verildi.
Kararda isimleri yer alan eski yargı mensupları arasında Abdullah Öztürk, Ali Alçık, Ali Efendi Peksak, Alpaslan Uz, Aytekin Özanlı, Birol Bilen, Davut Bedir, Eşref Aksu, Gökmen Demircan, Hikmet Şen, Hüseyin Ayar, İbrahim Balık, Kazım Kahyaoğlu, Mehmet Uğurlu, Menekşe Uyar, Metin Özçelik, Murat Üründü, Mustafa Başer, Muzaffer İren, Nurullah Çınar, Ömer Diken, Savaş Çelik ve Vedat Dalda yer aldı.
Kararda adı geçen isimlerin tamamının, HSK Genel Kurulu’nun 24 Ağustos 2016 tarihli kararıyla FETÖ üyeliği nedeniyle meslekten ihraç edildiği belirtildi.
AYNI İSİMLER HER DOSYADA AYRI AYRI SORUMLU TUTULACAK
HSK kararlarında dikkat çeken en önemli ayrıntılardan biri ise aynı isimlerin farklı mağdurlar yönünden tekrar tekrar sorumlu tutulması oldu.
Bu durumun, kumpas dosyalarında görev yapan eski yargı mensupları hakkında milyonlarca liralık yeni rücu süreçlerinin önünü açabileceği belirtiliyor.
HSK KARARINDA FETÖ’NÜN YARGI YAPILANMASI ANLATILDI
Karar metinlerinde FETÖ’nün devlet kurumları içerisindeki yapılanmasına ve kumpas davalarında kullanılan yöntemlere de yer verildi.
HSK, örgütün sahte dijital deliller, yasa dışı dinlemeler, kurgu ihbar mektupları ve örgütsel operasyonlarla Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Amirallere Suikast ile askeri casusluk davalarını organize ettiğini değerlendirdi.
Kararda ayrıca örgütün yargı içerisindeki mensuplarını sistematik şekilde kullandığı vurgulandı.
KRİTİK HUKUK TARTIŞMASINA NET YANIT
HSK 2. Dairesi, devletin ödediği tazminatların eski hâkim ve savcılara rücu edilmesi için ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi kapsamında kesinleşmiş mahkûmiyet aranmayacağını da açık şekilde belirtti.
Kararda, “Rücû, cezai sorumluluk kapsamında bir müessese olmayıp hukukî sorumlulukla ilgilidir” ifadelerine yer verildi.
Yargı çevrelerinde bu değerlendirme, gelecekte açılacak benzer davalar açısından kritik bir içtihat olarak yorumlandı.
