BIST 100 9.193,69 %1.45 Dolar 31,24 %0.08 Euro 33,86 %0.04 Altın Gram 2.053,20 %0.62 Brent Petrol 83,61 %-0.07 Bitcoin 61.684,01 %1.49
,

AYM'den seminere girmeyen öğretmenle ilgili önemli karar

Anayasa Mahkemesi mesleki çalışmalar kapsamında yapılan seminer toplantısını terk eden öğretmen verilen disiplin cezasının hak ihlali olmadığına karar verdi.

AYM'den seminere girmeyen öğretmenle ilgili önemli karar

İlkokul ve ortaopkulda görevli öğretmen, 2016 yılında, yaz dönemi seminer programında Nurettin Topçu'nun "Türkiye'nin Maarif Davası" isimli kitabını dahil ettiği gerekçesiyle, sendikalarının aldıkları karar doğrultusunda seminer toplantısını terk etmiştir.

Seminere katılmayan öğretmenlere disiplin soruşturması başlatılmış ve Kınama cezası verilmiştir. Kınama cezasının iptali için açılan davalar ise reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi de yaptığı incelemede, mesleki çalışmaların bir kurum içi eğitim faaliyeti olarak öğretmenlerin asli görevlerinden olduğuna dikkat çekerek, hizmet sunumunu doğrudan etkileyen davranıştan dolayı öğretmene Kınama cezası verilmesinin hak ihlali oluşturmadığına karar vermiştir.

AYM kararı için tıklayınız.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARININ İLGİLİ BÖLÜMÜ

SEMİNERE KATILMAK STATÜ HUKUKUN DOĞAL GEREĞİDİR

49. Hiç şüphesiz öğretmenlerin meslek içi çalışmalarına ve bu kapsamda seminerlere katılmak yükümlülükleri statü hukukuna bağlı olarak çalışmalarının doğasından kaynaklanmaktadır. Anayasa’nın 128. maddesinin birinci fıkrasına göre devletin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmektedir. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında ayrıca önemi nedeniyle memurların ve diğer kamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin kanun ile düzenleneceği de ifade edilmiştir. Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında ise memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarının altı çizilmiştir. 657 sayılı Kanunu’na göre ise devlet memura kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden sorumludur. Nitekim Anayasa Mahkemesi, kamu görevlisi olmanın sağladığı birtakım ayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirdiğini belirtmiştir. Kişinin kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayıldığını, kamu hizmetinin kendine has özelliklerinin bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kıldığını ifade etmiştir (İhsan Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38; Cem Özaydın, B. No: 2017/26800, 13/1/2022, § 36; ElifGüneysu, B. No: 2017/31733, 7/10/2021, § 42).

50. Anayasa’nm 42. maddesinde eğitim ve öğretimin devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı ifade edilmiştir. Eğitim politikalarını belirlemek ve uygulamakta parlamentonun ve idarenin farklı görevleri bulunmaktadır. Başvurucuların üyesi olduğu Sendika ise Mîllî Eğitim Bakanlığının somut olaya konu politikasını kabul edilemez bulmuştur. Sendika eylem çağrısında Nurettin Topçu'yu daha fazla detaya yer vermeden “modern, çağdaş ve laik eğitim karşıtı, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin ve Devrim Kanunlarının temel ilkelerine aykırı düşünce ve faaliyetleri ile bilinen bir kişi” olarak nitelendirmiş ve görüşlerini kamuya duyurmuştur.

SENDİKALARIN HAYATA BAKIŞI FARKLI OLABİLİR

51. Başvurucuların ve bağlı oldukları Sendikanın hayata, varlığa, insana, topluma ve devlete bakışı Nurettin Topçu’dan farklı olduğu, bu kişinin ve kitaplarının eğitim müfredatının bir parçası olmasını istemedikleri anlaşılmaktadır. Hiç şüphesiz demokratik bir ülkede sendikalar her konuda olduğu gibi eğitim politikaları konusunda da her türlü düşüncelerini serbestçe açıklayabilir, sahip oldukları fikirlerin toplumca ve yetkililerce bilinmesini İsteyebilir ve bu bağlamda görüşlerinin kamu gücünü kullanan organlarca kamu politikalarının oluşmasında, mevcutların değiştirilmesinde dikkate alınmasını sağlamaya yönelik olarak anayasal ve yasal çerçevede eylemde bulunabilir, başta yargı yollan olmak üzere meşru her tür yola başvurabilir (bkz. § 35). Çoğulculuğun sağlanması için herkes gibi memurlar da cezalandırılma tehdidi altında olmaksızın yürürlükte bulunan politikalann eleştirisini yapabilme, kendi düşüncelerini ifade etme hakkına sahiptir.

MEMURLAR KENDİ FİKİRLERİNE UYMADIĞI GEREKÇESİYLE, SENDİKA KARARININ GEREKÇE GÖSTEREREK, GÖREVİ YAPMAKTAN KAÇINAMAZ

HİÇBİR SENDİKA ANAYASADA ÇERÇEVESİ ÇİZİLEN HAKLARIN VE ÖDEVLERİN DIŞINA ÇIKAMAZ

52. Buna karşın uygulamaya konulan politikalara karşı çıkmak İle kamu görevlilerinin Anayasa ve yasalarca kendilerine verilmiş görevleri yerine getirmekten kaçınmaları arasında ciddi bir fark vardır. Hiçbir sendika çerçevesi Anayasa'nm 51. maddesinde çizilen hakların ve yüklenen ödevlerin dışına çıkamaz. Memur sendikalarının anayasal organlarca uygulanmaya konmuş, Anayasa'ya veya kanunlara aykırı olduğu tespit edilmemiş görevleri uygulamamaları yönünde üyelerine çağrıda bulunmaları hukuk önünde korunamaz. Memurlar ve diğer kamu görevlileri de hükümet politikalarının kendi fikirlerine uymadığı veya sendika çağrısı bulunduğu gerekçesiyle statü hukukunun kendilerine yapmalarını zorunlu tuttuğu görevleri yapmaktan kaçınamaz, bu tür eylemler hukuk önünde meşru görülemez. Aksinin kabulü anayasal düzene ciddi biçimde zarar verir.

53. Bu başlık altında son olarak başvuruculara adli bir ceza değil memur disiplin cezası verildiği gözönünde bulundurmalıdır. Disiplin uygulamaları, devlet organizasyonu içinde düzenin sağlanması ve konınması, memurun görevine bağlanması, hizmetlerin en etkin ve verimli şekilde yürütülmesi için kullanılır; bu uygulamaların hukuki gerekçeleri ve sonuçlan vardır. Disiplin uygulamalarının nihai hedefi, sağlanan düzen sayesinde verimli bir çalışma ortamının ve nihaî olarak da kamu yararının sağlanmasıdır. Bu bakımdan disiplin cezalan memurların görevlerini layıkıyla ve uyum içinde yerine getirmesi için önemli bir araçtır. Adli suçlar toplum düzenine karşıt fiillere aykınlığı ifade ederken disiplin suçu daha çok kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde sunulabilmesi için önceden belirlenen birtakım kurum içi düzen kurallarına kamu görevlilerince gösterilen aykırı davranışlar olarak ortaya çıkmaktadır.

MESLEKİ ÇALIŞMALAR ÖĞRETMENİN ASLİ VE SÜREKLİ GÖREVİDİR

54. Dolayısıyla mesleki çalışmaların bir kurum içi eğitim faaliyeti olarak öğretmenlerin asli görevi olan eğitim ve öğretim hizmetlerine temel teşkil ettiği ve nihai hizmet sunumunu doğrudan etkilediği kabul edilmelidir. Açıktır ki kendileri hakkında disiplin cezasına hükmedilmesini gerektirecek davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olan başvurucular tabi oldukları devlet memurluğu statülerinin -kanun ve diğer alt mevzuata dayanan- gereklerini yerine getirmemişlerdir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkında uygulanan disiplin cezalarının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği sonucuna ulaşmıştır.

55. Hiç şüphesiz disiplin cezaları memurlann kariyerleri üzerinde bir tesir bıraktığı gibi kanunlarda yazılı hâllerde memur statüsünün sona ermesine de neden olabilir. Somut olayda ise başvuruculann eylemin ağırlığına göre ikinci en hafif ceza olan kınama cezası ile cezalandırıldığı gözetildiğinde müdahalenin orantısız olmadığı değerlendirilmiştir.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu ve Anayasa’nm 26. maddesinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Kaynak : Gazete Memur

İlişkili Haberler

Manşetler