Mahkeme Kararları

Mahrem imamın 'mahkemede hakkımdaki belgelere ilişkin bilgi verilmedi' savunması kabul edilmedi

Anayasa Mahkemesi, mahkûmiyete esas alınan belgeler hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma imkânının sağlanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasını haklı bulmadı

Eklenme : 20 Ocak 2023 Cuma 11:36 - Güncelleme : 20 Ocak 2023 Cuma 11:41


Somut olayda bozma sonrası yargılama sırasında başvurucunun örgüt yapılanması içinde mahrem imam olarak yer aldığına ilişkin 14/11/2017 tarihli iddianame ve ekleri okunmamış ve başvurucuya anılan belgelere ilişkin beyanları sorulmamıştır. Mahkeme tarafından bozma sonrası yargılamada başvurucuya okunmayan bu belgelerin hükme esas alındığı görülmüştür. Başvuru formunda duruşmada okunmadığı ve tartışılmadığı ileri sürülen bilgi ve belgelerin duruşmalı olarak yürütülen istinaf incelemesi sırasında 15/2/2018 tarihli celsede okunduğu ve bozma kararı verilen 12/4/2018 tarihli celse öncesinde tebliğ edildiği UYAP kayıtlarından anlaşılmıştır. Öte yandan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/1039 sayılı dosyasında yer alan delillerden herhangi birinin mahkûmiyet hükmüne esas alınmadığı gerekçeli karar içeriğinden tespit edilmiştir.

Sonuç olarak bozma sonrası yargılamada okunmadan ve tartışılmadan hükme esas alındığı ileri sürülen iddianame ve eklerinin duruşmalı olarak yürütülen istinaf incelemesi sırasında başvurucuya bildirilmesi ve bu belgelere karşı çıkma imkânı verilmesi karşısında -yargılamanın bütünü birlikte değerlendirildiğinde- silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ

(Başvuru Numarası: 2019/41955)

Karar Tarihi: 20/12/2022

BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, mahkûmiyete esas alınan belgeler hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma imkânının sağlanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Komisyon, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan ilkelere ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvurucu, Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle başlatılan soruşturma kapsamında 8/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

4. Soruşturma neticesinde Başsavcılığın 9/1/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede; başvurucunun ByLock isimli kriptolu haberleşme programını kullandığı, örgüte ait dershaneye gittiği ve öğrenci evinde kaldığı, 2005-2011 yılları arasında örgüte müzahir dershanelerde öğretmenlik yaptığı, 2011 yılında Fetullah Gülen'i ziyaret etmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne gittiği, örgüte maddi yardımda bulunduğu, örgüte müzahir sendika üyesi olduğu ve örgüt yararına bankacılık işlemleri gerçekleştirdiği iddialarına yer verilmiştir.

5. İddianamenin kabulü ile açılan dava Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2017/108 sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Yargılamanın 13/11/2017 tarihli beşinci celsesinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.

6. Başvurucu müdafii anılan karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur.

7. Mahkemenin 13/11/2017 tarihli kararından hemen sonra Başsavcılık tarafından başvurucu hakkında birleştirme talepli yeni bir iddianame düzenlenmiştir. 14/11/2017 tarihli iddianamede başvurucunun örgütün Erzurum büyük bölgesine bağlı Erzurum küçük bölge yapılanması içinde Salih kod ismiyle lise biriminde (polis memurları) müdür yardımcısı/zümre başkanı görevi ile örgüt nitelendirmesinin A vasfında, üst düzey faaliyet gösteren mahrem imam olduğuna ilişkin tespitlere yer verilmiştir. İddianamede ayrıca L.G.nin başvurucunun Salih kod adı ile örgütün emniyet mahrem imamları grubunda yaptığı faaliyetlere ilişkin beyanda bulunduğu ifade edilmiştir.

8. 14/11/2017 tarihli birleştirme talepli iddianamenin kabulü ile açılan dava Mahkemenin E.2017/573 sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Yargılamada 15/11/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda başvurucu hakkında aynı fiil nedeniyle açılmış bir dava bulunduğu gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasının reddine, dava dosyasının bir örneğinin Mahkemenin 2017/108 Esas sayılı dosyasına gönderilmesine karar verilmiştir.

9. Mahkemenin 13/11/2017 tarihli mahkûmiyet kararına yönelik istinaf talebinin incelenmesi aşamasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından 30/11/2017 tarihli bir iddianame düzenlenmiştir. Söz konusu iddianamede başvurucunun 2010 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda kopya çektiği ileri sürülmüştür.

10. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2017 tarihli iddianamesinin kabulü ile açılan dava Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/1039 sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Derece mahkemesi yargılamanın ilk celsesinde başvurucunun nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından beraatine karar vermiştir. Söz konusu celsede ayrıca başvurucu hakkında Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesince aynı fiile ilişkin olarak verilen kesinleşmemiş bir mahkûmiyet hükmü bulunması nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasının reddine ve dava dosyasının bir suretinin Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

11. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinde (Daire) görülen istinaf yargılamasında 18/1/2018 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda başvurucu hakkında Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan E.2017/573 ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan E.2017/1039 sayılı dava dosyalarının birer suretinin gönderilmesi için ilgili mahkemelere müzekkere yazılmasına ve duruşmanın 15/2/2018 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.

12. Daire 15/2/2018 tarihli celsede başvurucuya Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/573 sayılı dosyasında bulunan iddianame ve gerekçeli kararı okumuştur. Başvurucu bu belgelere yönelik savunmasını yapmıştır. Söz konusu derece mahkemesi dava dosyasının bir sureti Daire tarafından 21/2/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Daire 12/4/2018 tarihli ikinci celse sonunda hükmün bozulmasına karar vermiştir. Anılan kararda Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucu ile ilgili E.2017/1039 sayılı dosyasında derdest dava bulunduğu tespit edilmiş, söz konusu dosyanın aslı veya örneğinin dosya arasına alınarak sanığın üzerine atılı eylem ve faaliyetlerin belirlenmesi, dosyadaki eylem ve faaliyetler nedeniyle mükerrer yargılama yapılıp yapılmadığının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanması gerektiği ifade edilmiştir. Daire kararında ayrıca anılan dosyanın derdest olması hâlinde birleştirilmesi, karar verilip kararın kesinleşmesi durumunda aslı veya onaylı örneklerinin istinaf denetimine olanak verecek şekilde dosya kapsamına alınmasından sonra bir bütün hâlinde değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir veya tayininde yasal zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir.

14. Bozma sonrası yargılama kapsamında ilk oturum 11/6/2018 tarihinde gerçekleştirilmiştir. İlgili duruşma tutanağında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/1039 sayılı dosya suretinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden çıkartılarak dosya arasına alındığı belirtilmiştir. Aynı tutanakta anılan dosya ile Mahkemenin E.2017/573 sayılı dava dosyasında yer alan aleyhe bilgi ve belgelerin okunduğu veya başvurucuya sorulduğuna ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Söz konusu celsede iddia makamı tarafından esas hakkında mütalaa sunulmuştur. Mahkeme başvurucu müdafiinin mazeretinin kabulüyle duruşmanın 2/7/2018 tarihine ertelenmesine karar vermiştir.

15. Mahkeme 2/7/2018 tarihli celsede başvurucunun 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edilmesine karar vermiştir. Daire tarafından bozulan önceki hükme esas alınan delillerin yanı sıra Başsavcılığın 14/11/2017 tarihli iddianamesine konu edilen mahrem imam yapılanmasına ilişkin tespitlere istinaden mahkûmiyet sonucuna ulaşıldığı ve alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği gerekçeli karardan anlaşılmıştır. Söz konusu hüküm istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek 23/9/2019 tarihinde kesinleşmiştir.

16. Başvurucu nihai hükmü 22/11/2019 tarihinde öğrendikten sonra 16/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

18. Başvurucu; mahrem imam olduğu iddiasına ilişkin olarak düzenlenen iddianame ile ekindeki belgelerin bozma sonrası yargılamada okunmadığını ve kendisine sorulmadığını, duruşmada okunmayan ve tartışılmayan delillerin hükme esas alındığını beyan ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

19. Başvuru, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri kapsamında incelenmiştir.

20. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte olup bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

21. Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların dinlenilmemesi, onlara delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Ahmet Türko, B. No: 2013/5949, 12/3/2015, § 33). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 25).

22. Anayasa Mahkemesinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri bağlamında yapacağı inceleme, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).

23. Somut olayda bozma sonrası yargılama sırasında başvurucunun örgüt yapılanması içinde mahrem imam olarak yer aldığına ilişkin 14/11/2017 tarihli iddianame ve ekleri okunmamış ve başvurucuya anılan belgelere ilişkin beyanları sorulmamıştır. Mahkeme tarafından bozma sonrası yargılamada başvurucuya okunmayan bu belgelerin hükme esas alındığı görülmüştür. Başvuru formunda duruşmada okunmadığı ve tartışılmadığı ileri sürülen bilgi ve belgelerin duruşmalı olarak yürütülen istinaf incelemesi sırasında 15/2/2018 tarihli celsede okunduğu ve bozma kararı verilen 12/4/2018 tarihli celse öncesinde tebliğ edildiği UYAP kayıtlarından anlaşılmıştır. Öte yandan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/1039 sayılı dosyasında yer alan delillerden herhangi birinin mahkûmiyet hükmüne esas alınmadığı gerekçeli karar içeriğinden tespit edilmiştir.

24. Sonuç olarak bozma sonrası yargılamada okunmadan ve tartışılmadan hükme esas alındığı ileri sürülen iddianame ve eklerinin duruşmalı olarak yürütülen istinaf incelemesi sırasında başvurucuya bildirilmesi ve bu belgelere karşı çıkma imkânı verilmesi karşısında -yargılamanın bütünü birlikte değerlendirildiğinde- silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 20/12/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Kaynak : Gazete Memur