Zimmetle suçlandığı için intihar eden Yaşar Uçar’ın eşinden Bakan Tunç'a çağrı.
Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde zimmete para geçirmekle suçlandığı için intihar eden belediye veznedarı Yaşar Uçar'ın eşi Arzu Turgut Uçar, Ekrem İmamoğlu’na sert tepki gösterdi. Uçar, 'Yedi yedi doymadı. Doymayı bilmedi, durmayı bilmedi. Bedava pekmez baldan tatlı geldi. Ekrem İmamoğlu'nun şu anki yolsuzluk soruşturması İBB üzerinden devam etse de aslında Beylikdüzü'ne kadar dayanıyor. Yaşar'ın yazdıklarının hepsi doğru. O belediyeyi yönetenler sorumlu ve suçlu. Daha ne kadar makbuz iptal edilmiş soruşturulmalı.' dedi. Arzu Uçar, eşinin ölümünün aydınlatılması için de Bakan Tunç'a çağrıda bulundu.

Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde zimmete para geçirmekle suçlandığı için intihar eden belediye veznedarı Yaşar Uçar'ın eşi Arzu Turgut Uçar, Ekrem İmamoğlu'na sert tepki gösterdi. Uçar, "Ben 6 senedir sesimi duyurmaya çalışıyorum. Onun oğlu cezaevine girdi diye oğlu, karısı, çocukları, var denilerek sosyal medya da yorum yapılıyor. Ekrem İmamoğlu büyük bir isim, arkasında milyonlar var deniliyor. Ben de tek başına çocuklarıyla sesini duyurmaya çalışan 6 senedir mücadele etmeye çalışan bir kadınım. Sosyal medyada İmamoğlu'nun annesinin elinde mikrofonu oğlu işte onsuz bayram geçirecek falan gibi sözler duyunca bir anda "Senin oğlun benim çocuklarımı babasız bıraktı" diyerek sosyal medyada o yorumu yazdım. Biz, 6 senedir 12 bayramı babasız geçiriyoruz. Biz bir mezarlığa gidiyoruz. İmamoğlu'nun annesi sen, ah vahlar içindesin ama oğlun suçsuzsa çıkacak. Keşke benim eşim de cezaevinde olsaydı da yargılansaydı. Öyle bir mobbing uygulanmasaydı. Yatıp çıkardı. Ondan sonra yaptığım yorum ile tweet aldı başını gitti." dedi.
EŞİME BASKI YAPMAYA BAŞLADILAR
Yaşar Uçar'ın intihara sürüklene olay gününe değinen Arzu Turgut Uçar, "Olayların başlangıcı bizim için 3 Ocak 2019'dur. Asıl belediyede başlaması 26 Aralık 2018 tarihi oldu. O gün bir kooperatif belediyeye geliyor. Bir tahsilat için belediyeye geliyor. Taner Yaman adlı, eşimin diğer veznedar arkadaşı tahsilatı yapıyor. O sırada eşim belediyede değil. işçi kadrosunda oldukları için sendikaya oy kullanmaya gidiyorlar. Ondan sonra eşim yarım saat, 40 dakika sonra belediyeye geri geliyor. Bu seferde Taner Yaman oy kullanmaya gidiyor. Eşim o makbuzdan şöyle bahsediyor. O sendikaya gittiği için oy kullanmaya, makbuzun alındığı bilgisini bilmiyor. 13.58'de de makbuz iptal ediliyor. O esnada da kamerada bilgisayarın başında eşim görünüyor. Belediye sadece bu kamera görüntüsünün üzerine eşime baskı yapmaya başlıyor. Yaşar Bey, kameralarda belli. Bilgisayarın başında sen varsın. 13.58'de iptal edilmiş. Saat 13.58'de de bir bilgisayarın başında sen görünüyorsun. Belediyenin iddiası bu." ifadelerini kullandı. Arzu Uçar konuşmasının devamında şöyle konuştu: Şimdi 26 Aralık tarihinde bu makbuz iptali oluyor. 31 Aralık yılbaşı gecesi misafirim vardı, kız kardeşim gelecekti. Ben o sırada dışarıdaydım. Eşim beni aradı. 'Arzu beni belediyeye bırakır mısın' dedi. Ondan sonra ben onu belediyeye bıraktım. Sonra geldi. O akşam misafirlerimiz olduğu için bir konuşma falan geçmedi. 1 Ocak resmi tatil olduğu için 2 Ocak'ta işe gitti. Ama 3 Ocak'ta eşim gelince çok kötüydü. Çünkü o gün o kooperatif belediyeye geliyor. Başka bir iş için kooperatife deniliyor ki 'Sizin böyle böyle bir borcunuz var' diyor. Eşim de "hayır ben ödememi yaptım. Buyurun bu da makbuzu' diyor. Bunun üzerine eşime 'hayır, böyle bir ödeme yapılmamış' deniliyor. Yakuklu Yapı Kooperatifi makbuzu çıkartınca olay patlıyor. Olay patlayınca da tabii kamera kayıtlarına bakıyorlar. 'İşte kamera kaydında 13.58'de Yaşar Bey bilgisayarın başında sen görünüyorsun.' deniliyor.
YAŞAR'A BASKI YAPILDI
Yaşar Uçar'ın belediye yönetimi tarafından baskı yapıldığını iddia eden Arzu Uçar, "Belediye sadece bir kamera görüntüsünün üzerinden eşime baskı yaptı. Eşime baskı yapanlar arasında mektupta yazıldığı gibi Emel Turan başkan yardımcısı, Gülnür Erdem o zamanki Mali Hizmetler Müdürü, Nizamettin Bayrak mı, Bayraktar mı, soyadını tam bilmiyorum o da teftiş kurulundan sanırım. Yaşar Uçar nasıl biriydi biliyor musunuz? Ben halen 6 sene de geçmiş olmasına rağmen ben Beylikdüzü'nde birçok esnafa gideyim. 'Belediyede Yaşar vardı. Ben onun eşiyim' desem 'O yenge, hoş geldin' derler. Yaşar sevilen, işinde dürüst, kimseye yanlışı olmayan, etrafında sevilen bir insandı. Eşim yıllarca 23 sene o belediyeye emek vermiş. 23 sene Beylikdüzü'nde yaşıyor. Çevresi tarafından namuslu, dürüst bir insan olarak tanınırken şimdi hırsız, para çalmış, zimmetine para geçirmiş, iddiasında bulundular. Kesinlikle asla böyle bir şeyi kabul edemezdi, etmedi de zaten. Sonunda işte intiharla sonuçlandı. Yani o kadar mobbing uygulandı ki, eşime psikolojik baskı çok fazla yapıldı. Şöyle deniliyor. 'Yanarsın, emekliliğin yanar, emekliliğinden de olursun, seni açığa alırlar.' Eşim ne düşündü biliyor musunuz; ben emekli olamayacağım. Maaşım da olmayacak. Üzerine de cezaevine gireceksin. Yani ceza alır, cezaevine girerim. Arzu çalışmıyor. Çağla Eren okula gidiyor. Kira, bunlar ne olacak?" şeklinde konuştu.
İKİNCİ VEZNEDAR VAR
İkinci veznedar Taner Yaman'a ilişkin konuşan Arzu Turgut Uçar, "Taner Yaman tahsilatı yapan kişi, makbuzu kesen kişi. Taner Yaman bu işin tam göbeğinde. Tahsilatı o yapıyor. Mesela diyelim ki kasanın yanlışlıkla tahsilatı iptal oldu diyelim. Kasanın fazla vermesi gerekiyor. 161 bin lira fazla çıkması gerekiyor. Ama çıkmadı. Taner Yaman da 'Tahsilatı ben yaptım. Ama iptalinden haberim yok' diyor. 13.58'de eşimin bilgisayarın başında görüyor. Ama bilgisayarın başında o saatte eşimin görünmesi o makbuzu eşimin iptal ettiği anlamına gelmiyor. Neden derseniz, bilgisayarlara uzaktan erişim var. Bunu eşim zaten yazdıklarında da belirtmiş. Zaman zaman bilgisayarlarda donma, ekranda kararma, bunlar oluyormuş. Ve eşim şunu da söylüyordu. Bütün usulsüzlükler Taner'in bilgisayarından yapılıyor. " ifadelerine yer verdi.
DELİLLER KARARTILDI
Arzu Turgut Uçar, o dönem başlatılan soruşturmada yer alan bilirkişi raporunda Uçar'ın bilgisayarının hard diskinin intiharından bir gün sonra elektrik akımı nedeniyle kullanılamaz hale geldiği tespit edildiğini belirtti. İntihar sonrası hard diskin yanması raporda, belediyede akım düzenleyici regülatör olması gerektiği ve yalnızca Yaşar Uçar'a ait olan bilgisayarın bozulmasının hayatın doğal akışına aykırı olacağı ifade edildi. Konuya ilişkin konuşan Arzu Turgut Uçar, "Bilgisayar başında eşim var ama şöyle bir şey de var. Bilgisayarlar bilir kişi raporuyla da tespit edildi. Rastgele alınan bir sürü bilgisayarda bütün bilgisayarlara uzaktan erişim var. Kesinlikle deliller karartıldı. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Bilir kişi raporunda da belirtiliyor. Ben zaten eşimin ölümünden birkaç gün sonra dilekçe verdim. Bilgisayarlara derhal el konsun diye. Zaten bunun benim dilekçe vermeme de gerek olmaması gerekiyor. Çünkü ortada bir intihar var. Bir zimmet suçu var. Yazılan mektup ortada çünkü savcılık yazılanlara el koydu. Ben daha onları okuyamamıştım. Savcılık geldi. İşte o gün eşimi intihar ettiğinde hemen o halde bulduğumuzda savcılık, polisler geldi. O zarfları alınca gece 00.30'da bir daha iki tane polis geldi. 'Arzu Hanım, böyle böyle yazıyor' dedi. Eşinizin siyah takım elbisesi varmış. Ben hatta askıda getirdim kapıya. O polis memurları ceketin cebinden zarfları çıkardı. Orada mesela Yaşar her şeyi yazmış. Derhal o bilgisayarlara el konulması gerekiyordu." diye konuştu.
ADALET BAKANI YILMAZ TUNÇ'A ÇAĞRI
Dosyanın tekrar araştırılması için çağrıda bulunan Arzu Turgut Uçar şu ifadeleri kullandı: "Dosyanın tekrar araştırılması için X'deki bütün yayınlarımda da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'u, Adalet Bakanlığını etiketliyorum. Sesimin Adalet Bakanlığınca, Çağlayan Adliyesi, başsavcımız tarafından da duyulmasını istiyorum, Emniyet Genel Müdürlüğümüzce de duyulmasını istiyorum. Delil kesinlikle karartıldı. Çünkü neden diyeceksiniz, bilir kişi raporuyla bir kere sabit. Bu kurumda, yolsuzluğa adı karışmış sadece o bilgisayarın hard diskinin zarar görmesi sizce normal mi? Diğer hard disklerde problem yok, sadece eşimin rastgele alınan bilir kişi raporuyla da tespit edilmiş. Rastgele alınan bütün bilgisayarlarda uzaktan erişim programı var ve eşimin kullandığı bilgisayarın hard diskine elektrik akımı verilerek zarar verilmiş. Bilirkişi o zaman şöyle bir rapor veriyor, savcılığa diyor ki, 'işte belirli kurumlar var. Bunun kurtarılabilmesi için, bu hard diskte çalışılıp verilerin bir kısmı kurtarılabilir' Savcı da ne yapıyor? Bilir kişinin böyle bir rapor vermesine rağmen, geri o hard diski belediyeye teslim ediyor..