Yaşlı ve engellilere ‘İskandinav refahı’
İskandinav ülkelerindeki refah modelini hayata geçirmeye hazırlanan hükûmet, tabiatla iç içe bakım merkezleri kuracak, bu merkezlerde orman terapisi, yeşil egzersiz faaliyetleri yapılacak.

Hükûmet, yaşlı ve engelli bireylerin rehabilitasyon seviyesini artırmak maksadıyla tabiat temelli yeni bir refah modelini hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Hazırlanan düzenleme kapsamında, ihtiyaç hâlinde devlete ait yaşlı ve engelli bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin ormanlık alanlarda kurulmasına imkân sağlanacak.
AK Parti’nin sunduğu torba kanunu teklifinde yer alan düzenlemenin gerekçesinde, Türkiye’de demografik değişim, aile yapısındaki dönüşüm, artan yaşlı nüfus ve sağlık alanında yaşanan gelişmeler sebebiyle yatılı bakım hizmetlerine olan talebin her geçen yıl arttığına dikkat çekildi. Verilere göre, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı 176 resmî huzurevinde toplam 18 bin 164 kişilik kapasiteyle hizmet veriliyor.
Ancak buna rağmen 25 bin 698 yaşlı bireyin bakım hizmeti için bekleme listesinde bulunduğu ifade edildi. Engelli bakım hizmetlerinde ise 107 yatılı bakım kuruluşunda 8 bin 427 kişilik kapasite bulunurken yaklaşık 5 bin 200 engelli bireyin sırada olduğu kaydedildi.
TABİAT TEMELLİ REHABİLİTASYON
Düzenlemenin temelini ise “tabiat temelli rehabilitasyon” yaklaşımı oluşturuyor. Bu kapsamda; tarımsal rehabilitasyon uygulamaları, bitkisel üretim terapisi, ekoterapi, orman terapisi, yeşil egzersiz programları ve tabiat temelli sosyal faaliyetlerin bakım hizmetlerine entegre edilmesi planlanıyor.
Avrupa ülkelerinde, özellikle İskandinav refah modeli kapsamında tabiat temelli rehabilitasyon uygulamalarının kamu hizmetlerinin bir parçası hâline geldiği belirtildi.
Tarımsal rehabilitasyon uygulamaları, bitki yetiştirme faaliyetleri, açık alan etkinlikleri ve kontrollü tabiat yürüyüşleri gibi programların sistematik biçimde uygulandığı İskandinav refah modelinin Türkiye’de hayata geçirilmesiyle fertlerin hem fiziksel hem de psikolojik iyilik hâli üzerinde çok yönlü ve kalıcı olumlu etkiler sağlanması, stres, anksiyete ve depresyon düzeylerinde azalma, bilişsel işlevlerde iyileşme, dikkat ve odaklanma süresinde artış, sosyal etkileşim ve aidiyet duygusunda güçlenme gibi önemli kazanımlar elde edilmesi öngörülüyor.
Esma ALTIN
