Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2025 Gazete Memur
Altın Gram 3.797,37 %0,02 @dir BIST 100 9.484,26 %-0,41 @dir Bitcoin 82.897,10 %0,71 @dir Brent Petrol 70,14 %-6,42 @dir Euro 42,0423 %0,11 @dir Dolar 38,0122 %0,15 @dir

Anayasa Mahkemesi’nin rektörlük seçimi için verdiği bir yıllık süre doluyor

Anayasa Mahkemesi’nin, cumhurbaşkanlığı 703 numaralı kararnamesinin rektör atama maddesini iptal etmesinin ardından yeni yasa çıkarılması için verilen süre 4 Haziran’da sona eriyor. “Demokratik üniversite” beklentisi içindeki olan herkes, rektörlerin “atanma” değil, “seçim”le gelmesi gerektiği görüşünde.

Kaynak : Cumhuriyet Gazetesi Giriş : Güncelleme :
Anayasa Mahkemesi’nin rektörlük seçimi için verdiği bir yıllık süre doluyor

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “AYM kararı ne anlama geliyor” sorusunu şöyle yanıtladı: “AYM’nin verdiği ve toplam 482 sayfadan oluşan kapsamlı iptal kararı, parti başkanlığı yoluyla devlet başkanlığı ve yürütme (PBDBY) için yüksek yargı tarafından ilk ciddi bir meşruluk sorgulaması oldu. Ne var ki yürürlüğün durdurulması istemini reddeden AYM, tam beş yıl gecikme kısmi iptal kararı ile yetindi. Rektör atamalarına dönecek olursak torba KHK iptali ile ortaya çıkan hukuki boşluk, yine bir torba yasa ile değil, ilgili yasalarla giderilebilir. Bu bakımdan rektörlerin ve ÜAK üyelerinin seçim ve atamaları için 2547 sayılı yasada değişiklik yaparak düzenleme yapılmalı.”

TBMM’YE ÇAĞRI...

“Demokratik devlet”in, TBMM’nin ve cumhurbaşkanının seçimle belirlenmesi ile sınırlı olmadığını, yerel yönetimler, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının, üniversitelerin de demokratik kuruluş olduğunu hatırlatan Prof. Kaboğlu, “Ne var ki ‘ya hep ya hiç’ anlayışını yansıtan PBDBY, hukuk yoluyla demokrasi gereği olan ‘çeşitlilik içinde birlik’ olgusuna da karşı. Yerel yönetimler üzerindeki vesayet ve baroları yasa yoluyla bölme ile yetinmeyen PBDBY, bir yandan kayyum uygulamasını yaygınlaştırırken, öte yandan yasa yoluyla parçalayamadığı savunma kurumu olan baroları etkisiz kılmaya çalışıyor. Bu nedenle, rektörlerin ve ÜAK üyelerinin -dolaylı olarak da olsa- yeniden seçimle belirlenmesine ilişkin yasal düzenleme için TBMM’de temsil edilen demokratik muhalefet partileri ivedi olarak yasa önerisini hazırlamalı” dedi.

ŞANS HEBA OLMASIN

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Taner Bilgiç, “Türkiye’de yükseköğretim sisteminin sorunlarının sadece rektör atama usulü ile çözümlenmeyeceği aşikâr. Ancak Meclis’teki tüm partiler rektör belirleme konusunda ortak bir adım atarak uzlaşabilecekleri kanuni bir düzenleme ile sorunların üzerine gitmeye niyetli olduklarını kamuoyuna gösterebilirler. AYM’nin verdiği bu şansın heba edilmemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’ne 2021’den beri yapılan rektör atamalarının kamuoyunun yakından takip ettiği bir konu olduğunu belirten Prof. Bilgiç, şöyle dedi: “BÜ öğretim üyeleri, öğrencileri ve mezunları nasıl bir rektör istemediklerini, üniversitede yapılan akademik ve idari tahribatı beş yıldır çeşitli yollar ile ortaya koyuyorlar. Aynı zamanda rektör arama, belirleme ve atama usulleri üzerine yaptıkları çalışmaları yasa yapıcılarla paylaşıyorlar.

Türk yükseköğretim sistemi Avrupa yükseköğretim alanının önemli bir parçası. Avrupa ile tarihi, entelektüel ve akademik olarak iç içe. Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA), Türkiye’de rektör belirleme sürecinin, üniversitelerin elinde olmadığı tek istisna olduğunu açıklayıp AYM kararı sonrasında, istek gelirse bu konuda Türk yetkililerle çalışmaya hazır olduğunu bildirdi. 2025 Ağustos’ta Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılacak yeni rektör ataması, hem 4 Haziran’dan sonra hangi usul ile yapılacağı hem de Boğaziçi ve Türk yükseköğretiminin dünyadaki yerini ve yönünü belirleme açısından önemli olacak.”

TÜM YETKİ CUMHURBAŞKANINDA

1992 yılından 2016’ya kadar rektörlerin devlet üniversitelerinde, üniversitelerce seçilen 6 aday arasından Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) gösterdiği 3’ü arasından belirlenerek cumhurbaşkanınca atanması, vakıf üniversiteleri için ise mütevelli heyetinin YÖK’e teklifi ve YÖK’ün olumlu görüş vermesi üzerine cumhurbaşkanınca atanması öngörülmüştü.

2016’da öğretim üyelerinin 6 aday belirlemesine son verildi. 2018’de 703 sayılı kanun hükmünde kararname ile düzenleme sonrası, üniversitelerin ve YÖK’ün rektör atama sürecindeki rolünün sona erdirildiğini hatırlatan Prof. Kaboğlu, “Rektör atanma koşulları ve görev süresi gibi hükümler de kaldırıldı.

AYM, ‘21 üyeden oluşan YÖK’ün 7 üyesinin, Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından belirlenmesinin ardından cumhurbaşkanı onayı ile göreve başlayacağı’na ilişkin hükmü, ‘cumhurbaşkanı tarafından atanması’ şeklinde değiştirilen düzenlemeyi de iptal etti. Yürürlüğe giriş olarak en uzun süreyi belirleyen AYM kararı gereği, yasal düzenleme en geç ‘on iki ay’ içinde yapılmalı” dedi.

Figen ATALAY