Gözler Ağustos ayı enflasyon rakamında
Gözler gelecek hafta açıklanacak Ağustos ayı enflasyonuna çevrildi. Sene başından bu yana yılsonu tahminleri zikzak çiziyor. Hazine ve Merkez, düşüş beklentisinde ısrarlı. Ekonomistler ise her ay revizyon yapıyor. Yılın başında yüzde 28 seviyesini dillendirenler oranı ilerleyen aylarda yüzde 31’e kadar çıkarmıştı. Şimdi ise beklenti yüzde 30’un hemen altı olarak dikkat çekiyor.

TÜİK, ağustos ayına yönelik resmi enflasyon verilerini 3 Eylül 2025 Çarşamba günü saat 10.00’da açıklayacak. Açıklanacak veri öncesinde gerek sosyal medyada gerekse kurumlar arasında birbiri ardına tahmin aralıkları açıklanmaya başladı. Tahmin aralıkları sene başı oranlarıyla kıyaslandığında yılın ilk 8 ayında zikzak çizmiş görünüyor. Yılın ilk açıklanan enflasyon verisinde daha iyimser olanlar ilerleyen aylarda beklentilerini yukarıya revize etmiş. Buna Merkez Bankası da dahil. Sonrasında ise yeniden aşağı yönlü revizeler söz konusu. Enflasyonun artış hızı düşse dahi kademeli enflasyon artışı devam ediyor. Piyasa katılımcıları anketinde 2025 yılı yıl sonu yıllık enflasyon beklentisi yüde 29,69 olarak gerçekleşti. 12 aylık enflasyon beklentisi ise yüzde 22,84 oldu. CNBC-e anketine katılan ekonomistler, TÜFE’nin ağustosta yüzde 1,76 artmasını, yıllık bazda artışın yüzde 32,6 olmasını bekliyor. Yıl sonuna ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 30’dan yüzde 29,73’e gerilemiş durumda. 18 ekonomistin katılım sağladığı ForInvest Haber anketinde, ağustos ayı yıllık TÜFE verisi için medyan tahmin yüzde 32,65, ortalama tahmin ise yüzde 32,68 artışa işaret etti. Ekonomistlerin ağustos ayı Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) aylık medyan tahmini yüzde 1,80, ortalama tahmini ise yüzde 1,82 artış yönünde gerçekleşti.
VATANDAŞ DÜŞÜŞÜ HİSSETMİYOR
12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri bir önceki aya göre, piyasa katılımcıları için 0,6 puan azalarak yüzde 22,8 seviyesine, reel sektör için 1,3 puan azalarak yüzde 37,7 seviyesine, hanehalkı için 0,4 puan azalarak yüzde 54,1 seviyesine geriledi. Koç Üniversitesi’nin anketine göre de hanehalkının enflasyon beklentisinde düşüş trendi sürdü. Katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin ortalama enflasyon beklentileri yüzde 59’a geriledi. Katılımcılar gelir seviyelerine göre gruplandırıldığında, en düşük gelir grubunun 12 ay ileriye yönelik ortalama enflasyon beklentileri, yüksek gelir gruplarına kıyasla Ağustos ayında da daha düşük seyretti. Araştırmalar bunu söylerken sosyal medyada vatandaş ise sokakta hala yüksek enflasyona göre hayat mücadelesi verdiğini bu rakamların çok daha üzerinde zamlarla karşılaştıklarını dile getiriyor. Enflasyonun kâğıt üzerinde düştüğünü belirten vatandaşlar“Maalesef sokağa, pazara, markete, araç bakımına kısacası hayata bakıldığında ben bu rakamların yanından bile geçildiğini düşünmüyorum” isyanında bulunuyor.
ÜRETMEDEN FİYATLAR DÜŞMEZ
Karar Ekonomi’ye konuşan ekonomistler de üretime dikkat çekti. Üretimin olmadığı, tarımın bittiği, neredeyse çoğu şeyin ithal edildiği gerçeğini görmezden gelmemek gerektiğine vurgu yapan ekonomistler, “Enflasyonu yönetmenin yolu vergilerle vatandaşın harcamalarını kısıtlamak, çalışan ve emekli ücretlerini düşürmek, bireylerin satın alma gücünü eritmek olarak uygulanmamalı ama maalesef ülkenin başına kim gelirse gelsin enflasyonu bu yolla düşürebileceğini düşünüyor. Ülkede birikimin yolu ise tefecilikle ve şehirleşme sürecinde rant ekonomisiyle elde edilen paralardan oluşmaya başladı. Bu yanlış uygulamalar, günlük tüketimden, tatil, sosyal hayat, evlenme, çocuk yapma, yatırım yapma, siyasal tercih oluşturma sürecine kadar, kısaca günlük hayatımızın her aşamasını olumsuz biçimde etkiliyor. Uzun yıllardır biz bu tür az gelişmişlik sorunlarının farkına bile varamazken, birçok ülkenin doğru politikalarla ne kadar ileriye gittiklerini görüyoruz.
Öte yandan enflasyonun yarattığı en büyük yanılsamalardan biri, toplumda kısa sürede zenginleşme hevesi. Kulaktan dolma söylentilerle, anlık fiyat hareketlerinin peşine takılan bireysel tasarruf sahibi, yatırım diye düşündüğü şeyin dışarıdaki rüzgara ve fırtınaya karşı savunmasız olduğunun farkında bile değil. Halbuki kısa vadeli zenginleşme hayallerini bir kenara bırakıp, kökleri derinlere salınmış, güçlü bir üretim ile servet birikimi inşa etmek gerekir. Doğa bize sabrı, çeşitliliği ve kök salmanın önemini açıkça ortaya koyar, yatırım da bundan farklı değildir” açıklamasında bulundular.