Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

Araştırma: Sosyoekonomik statü ağrı algısını etkiliyor

ABD’de 1500’den fazla katılımcıyla gerçekleştirilen 10 psikoloji deneyi, düşük gelirli ve daha düşük eğitim düzeyindeki kişilerin aynı yaralanmayı yaşasalar bile daha az acı çekiyormuş gibi değerlendirilebildiğini ortaya koydu. Araştırmada bu önyargının tedavi kararlarına da yansıyabildiği, sağlık çalışanlarının düşük sosyoekonomik statüdeki kişilere daha az yoğun ağrı tedavisi önerebildiği görüldü.

Giriş : Güncelleme :
Araştırma: Sosyoekonomik statü ağrı algısını etkiliyor

Bir kişinin yaptığı iş, eğitim düzeyi veya ekonomik durumu, başkalarının onun çektiği acıyı ne kadar ciddiye aldığını etkiliyor.

ScienceAlert’ın aktardığı, Journal of Experimental Social Psychology dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları, sosyoekonomik statünün insanların başkalarının ağrısını değerlendirme biçimi üzerindeki etkisini inceledi. Kevin M. Summers ve arkadaşları tarafından yürütülen çalışma, toplam 1584 kişinin katıldığı 10 ayrı deneyden oluştu.

Araştırmanın temel bulgusu, düşük sosyoekonomik statüde olduğu düşünülen kişilerin, aynı acı verici duruma maruz kaldıkları belirtilse dahi yüksek sosyoekonomik statüdeki kişilere göre daha az ağrı hissediyormuş gibi algılanması oldu. Bu eğilimin farklı cinsiyet ve ırklardan kişiler için de görüldüğü bildirildi.

GARSONUN ACISI AVUKATTAN DAHA AZMIŞ GİBİ ALGILANDI

Deneylerden birinde katılımcılara nötr yüz ifadelerine sahip kişilerin fotoğrafları gösterildi ve bu kişilerin meslekleri hakkında bilgi verildi.

Ardından kağıt kesiğinden daha ciddi yaralanmalara kadar çeşitli durumlarda söz konusu kişilerin ne kadar ağrı hissedeceğini tahmin etmeleri istendi.

Sonuçta düşük gelirle ilişkilendirilen mesleklerde çalışan kişilerin, yüksek gelirli meslek sahiplerine göre daha az acı çektiği varsayıldı. Örneğin garson ile avukatın karşılaştırıldığı örnekte, aynı yaralanma söz konusu olsa bile statüsü daha düşük kabul edilen garsonun daha az acı hissettiği düşünüldü.

Başka bir deneyde fotoğraf dahi kullanılmadı. Katılımcılara yalnızca kişinin düşük veya yüksek sosyoekonomik statüde olduğunu belirten kısa tanımlar verildi.

Katılımcılara aktarılan hikayelerde yaralanmalar aynı olmasına rağmen düşük statüdeki kişiler yine acıya daha az duyarlı olarak değerlendirildi.

“ZOR HAYAT ONLARI ACIYA ALIŞTIRMIŞTIR” ÖNYARGISI

Araştırmacılar daha sonra bu farkın neden ortaya çıktığını anlamaya çalıştı.

Deneylerde katılımcılardan kişilerin hayatlarının ne kadar zor geçmiş olabileceğini de değerlendirmeleri istendi. Sonuçlar, düşük sosyoekonomik statüdeki insanların yaşamları boyunca daha fazla zorlukla karşılaşmış olmalarının onları “daha dayanıklı” ve acıya karşı daha dirençli hale getirdiği yönünde bir kalıp yargı bulunduğuna işaret etti.

Araştırmacılara göre sorun tam da burada ortaya çıkıyor: Ekonomik güçlükler yaşayan bir kişinin daha fazla sıkıntıya alışkın olduğunun düşünülmesi, yaşadığı fiziksel acının da küçümsenmesine yol açabiliyor.

Denver Üniversitesi’nden araştırmacı Kevin Summers, bir kişinin sosyoekonomik durumuna ilişkin basit bilgilerin dahi ona ne kadar acı atfedildiğini ve dolayısıyla ne kadar yardım sunulduğunu etkileyebileceğini belirtti.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ KARARLARINA DA YANSIYABİLİYOR

Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise bu algının tedavi önerilerine yansıyıp yansımadığının incelenmesi oldu.

Çalışmanın ilerleyen deneylerinde hem genel katılımcıların hem de sağlık hizmeti sunan kişilerin kişilerin acı hislerine yönelik değerlendirmeleri test edildi.  Genel katılımcılarda olduğu gibi sağlık çalışanlarının da  düşük sosyoekonomik statüdeki hastaların ağrıya daha az duyarlı olduğu düşündükleri ve bu nedenle daha az yoğun ağrı tedavisine ihtiyaç duyduklarını varsayma eğiliminde oldukları görüldü.

Araştırmacılar bunun, ABD’de düşük gelir ve eğitim düzeyindeki hastaların neden daha yetersiz ağrı tedavisi alabildiğini açıklayan etkenlerden biri olabileceğini düşünüyor.

AĞRININ DEĞERLENDİRİLMESİ ÖNYARGILARA AÇIK: CİNSİYET, MESLEK VE GELİR BELİRLEYİCİ

Ağrı, tıbbın ölçülmesi en zor belirtilerinden biri. Hastanın yaşadığı deneyim doğrudan başkası tarafından ölçülemiyor ve büyük ölçüde kişinin kendi anlatımına dayanıyor.

Bu durum, değerlendirmelerin toplumsal önyargılardan etkilenebilmesi riskini de beraberinde getiriyor.

Daha önce yapılan araştırmalarda ABD’de Siyah hastaların ağrılarının yeterince tanınmaması ve tedavi edilmemesi konusunda eşitsizlikler bulunduğu; kadınların bildirdiği ağrının da kimi durumlarda erkeklere kıyasla daha fazla küçümsenebildiği gösterilmişti. Sosyoekonomik statü üzerine yapılan bu çalışma ise gelir, eğitim ve mesleğin de benzer bir önyargı yaratabileceğine işaret ediyor.

YOKSULLUK HER ŞEYİ ETKİLİYOR

Araştırmanın bulguları, yoksulluğun yalnızca insanların sağlık koşullarını değil, yaşadıkları acının başkaları tarafından nasıl algılandığını da etkileyebildiğini gösteriyor. Bu tablo, yoksulluğa ilişkin eşitsizliklerin yalnızca maddi imkânlarla sınırlı olmadığını; toplumsal önyargılar, psikolojik değerlendirmeler ve gündelik ilişkiler üzerinden de yeniden üretilebildiğine işaret ediyor.

BİRGÜN