Öğretmenler

"Öğretmenlere ilkokul öğrencilerinin bile yanıtlayabileceği sorular yöneltildi"

Tartışmalara ve "vazgeçin" çağrılarına rağmen "Öğretmenlik Kariyer Basamakları Sınavı" yapıldı. Sınav geride kalsa da tartışması sürüyor. Tartışmaya yol açan yeni iddia ise şu: Öğretmenlere çok kolay sorular yöneltildi

Eklenme : 21 Kasım 2022 Pazartesi 13:09 - Güncelleme : 21 Kasım 2022 Pazartesi 13:12


The Independentturkis'ten Ali Kemal Erdem'in haberi...

"Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yazılı Sınavı", hem eğitim camiası hem de siyasetin polemik konularından biri oldu. 

Muhalefet partileri sınavın yapılmaması gerektiğini savundu, iktidar ise tüm öğretmenlere "girin" çağrısı yaptı. 

Tartışma ve "vazgeçilsin" taleplerine rağmen sınava, 19 Kasım 2022 Cumartesi günü gerçekleştirildi. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) açıklamasına göre 81 ilde, bin 489 sınav merkezi ve 28 bin 650 salonda yapılan sınav için 70 bin kişi görev aldı. 

Sınavda, adaylara her biri 1 puan değerinde 100 soru yöneltildi ve 150 dakika yanıtlama süresi verildi. 

Değerlendirmesi 100 puan üzerinden yapılacak sınavda yanlış cevaplar, doğru cevapları etkilemeyecek.

Sınavda 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacak. Sonuçlar, 12 Aralık 2022 tarihinde ilan edilecek.

Uzman ve başöğretmenlik unvanları verilecek

Sınavın geçmişine dair bilgi vermek gerekirse, süreç, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekillerinin imzasını taşıyan "Öğretmenlik Meslek Kanunu" teklifinin 4 Şubat 2002'de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşmasıyla başladı.

Yasal düzenleme kapsamında 10 yıldır çalışan ve mesleki gelişime yönelik 180 saatten az olmamak üzere "Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı"nı ve mesleki gelişim alanlarında uzman öğretmenlik için öngörülen asgari çalışmaları tamamlamış, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan öğretmenlerden sınavı geçenler uzman öğretmen unvanı alabilecek.

Uzman Öğretmenlik Sınavı, 2006'da yapılmış, ancak o zaman itirazlar üzerine tekrar edilmemişti.

10 yılını uzman öğretmenlikte geçirmiş, kademe ilerlemesinin durdurulması için cezası olmayan ve 240 saatlik mesleki eğitimi alanlar da son sınava "başöğretmen" unvanı almak için girdi.

Uzman öğretmenlerin maaşına ortalama bin 750 ile 2 bin 500 lira, başöğretmenlik unvanını alanların maaşına ise 4 ile 5 bin lira arası artış olması bekleniyor.

Öğretmenler ve partiler arası tartışmalara neden oldu

Sınavın polemik konusu olmasının temel nedeni ise kimi sendikaların ve siyasi partilerin buna karşı çıkmaları.

Onlara göre öğretmenler zaten uzman oldukları için böyle bir sınıflandırmaya tabii tutulamazlar. Böyle bir sınıflandırmanın öğretmenler arasında ayrımcılığa yol açacak. Bu mesleğin ruhuna aykırı olduğu için veli ve öğrenciler de bundan olumsuz etkilenecek. 

Buna karşın düzenlemeyi savunanlar ise 2006 yılında uzman öğretmenlik unvanı alanlar ile diğer meslektaşları arasında iddia edilen sorunların yaşanmadığını, getirilecek düzenlemenin bu hakkı kazananlara ek imkanlar kadar bazı sorumluluklar da getireceğini ileri sürdü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, öğretmenlere "boykot", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise "katılın" çağırısı yaptı.

Boykot çağrılarına karşın sınava öğretmenlerin ezici çoğunluğu katıldı

Ancak gerek Kılıçdaroğlu gerekse kimi sendikalardan gelen "boykot çağrılarına" öğretmenler pek riayet etmedi. 

Sınava girme hakkına sahip öğretmenlerin neredeyse yüzde 98'i başvuruda bulundu. Anadolu Ajansı'nın haberine göre başvuran 614 bin 390 öğretmenin yüzde 99'u yani 606 bin 185'i eğitimlerini tamamladı. Bu kişilerden 595 bin 598 kişi sınava girdi. 

Sorular öğretmenleri hiç zorlamadı

Sınavın ardından sosyal medyada yapılan yorumların ezici çoğunluğu soruların oldukça kolay olduğuydu.

Kimi yerlerde sınav çıkışında muhabirlerin uzattığı mikrofonlara konuşan bazı öğretmenlerin durumdan memnuniyetlerini gizlemedikleri görüldü.

Yapılan açıklamalarda soruların öğretmenlerin sınav öncesinde tabi tutuldukları 180 ve 240 saatlik mesleki eğitim programından olacağı belirtilmişti.

Bu nedenle pek çok öğretmen yaz tatili boyunca bu programa hazırlanırken, mevcut sorularda buna dahi gerek kalmadığı iddia ediliyor.

Peki MEB'den daha önce yapılan açıklamalarda sınavın bir amacının öğretmenlerin bilgi ve becerilerini ölçmek olduğu belirtilirken sınav neden olabildiğince kolay tutuldu?

Yapılan onca çağrıya karşın neden öğretmenlerin neredeyse tamamı sınava katıldı?

Sınavın bu şekilde yapılması öğretmenleri rencide etti"

Öğretmen ve eğitim uzmanı Ali Taştan, sınavdan sonra açıklanan soruları incelediğini söyledi.

İlkokul 3-4 ve 5'inci sınıf öğrencilerin kolaylıkla çözebilecekleri soruların yöneltildiğini savunan eğitim uzmanı Taştan, "Hatta bazı soruları ilkokul ikinci sınıftaki çocuklar bile çözebilir. Soruyu okumanıza bile gerek yok" yorumunda bulundu. 

Sınav öncesinde MEB'in "Sınav kolay olacak, öğretmenler korkmasın" dediğini öne süren Taştan, şunları söyledi: 

Aslında öğretmenler sınavdan korkmuyor. Yani öğretmenler bunun getireceği sonuçlardan korkuyor. Sınavın da bu şekilde yapılması gerçekten öğretmenlerin toplumun gözü önündeki itibarını yerle bir etmiştir. Rencide etmiştir öğretmenleri. Genel anlamda öğretmen toplumun lideriyken sokaktaki insanın bile öğretmeninin bu pozisyona düşmesiyle ilgili fikir beyan etmesine sebep olmuştur.

"Sınavı ölçen birimin sorumlusunun mesleği aile hekimi" iddiası

Taştan, MEB'in sınavlarını yapan Ölçme Değerlendirme Sınav Hizmetleri Genel Müdürü'nün mesleğinin aile hekimliği olduğunu iddia etti.

Böyle kritik bir birimin başına Zonguldak'tan görev yapan aile hekiminin getirildiğini savunan Taştan, "Bunun neticesinde ortaya böyle tablo çıkıyor. Öğretmenler komik duruma düşürüldü. Aslında burada komik duruma düşen bakanlık. Yaklaşık 100 yıllık bir deneyimi sahip MEB, bilimsel temeli olmayan sokak ağzıyla yazılmış soruların olduğu bir sınav yapmamalıydı" diye konuştu.

"Geçim sıkıntısı sınava girmeye mecbur bıraktı"

Yapılan bir araştırmada öğretmenlerin yüzde 99'unun bu sınava unvanı almak için değil, maaşlarına gelecek ek ücret için girdiklerini yer aldığını hatırlatan Taştan, "Yani geçim sıkıntısı insanları buna mecbur bıraktı" yoruma yaptı ve şunları söyledi: 

AKP'nin seçim öncesi oy kaygısı da bu şekilde ilkokul seviyesinde sorular sorulmasına sebep oldu. Öğretmenin itibarını gerçekten yerle bir etmiştir. Bir de sorular buralardan gelecek diye 180 ve 240 saatlik eğitimler verildi. Sorulan soruların, verilen eğitimle yapılan sınavın hiçbir alakası yok sorulan sorular.

"Sınav hiçbir şey ölçmedi. Sınava giren herkes kazanacak"

Aktif şekilde öğretmenlik mesleğini sürdüren eğitim uzmanı Özgür Bozdoğan da MEB'in açıklamalarına karşın yapılan sınavın ölçme ve değerlendirme açısından gerçek anlamda bir imtihan kabul edilemeyeceğini belirtti.

"Hiçbir şeyi ölçmedi. Sınava giren öğretmenlerin neredeyse tamamı sıradışı bir şey olmazsa baraj puanın üzerinde puan alacaktır" diyen Bozdoğan, "Çünkü sınavın ölçme özelliği yok. Ciddi bir zaman ve kaynak israfı yaşandı. MEB, bu sınavı yapmayıp başvuran herkesi uzman ya da başöğretmen yapmış olsaydı da sınavla aynı sonuç çıkardı" ifadelerini kullandı. 

"İlkokul öğrencilerinin bile cevaplayacağı soruların sorulması rencide edici"

Bozdoğan, seçilen soruların niteliğine konusunda ise şunları söyledi:

"Adeta öğretmenlerin mesleki yeterlilikleri ve öğretmenlerle ilgili tartışma yaratacak bir sonuç ortaya çıkardı. İlkokul birinci sınıf öğrencisine sorsan bile yanıtlayabileceği soruların bile uzman öğretmenlik sınavında sorulmuş olması öğretmenlik mesleğinin statüsü açısından gerçekten ciddi şekilde rencide edici bir durum ortaya çıkardı."

"Sınav zor olup, geçemeyen çok olsaydı meşruiyet tartışması çıkabilirdi"

Bozdoğan, soruların kolay tutulmasının iki nedeninin daha olduğu görüşünde.

Eğitim uzmanı Bozdağ, ilk nedeni şöyle anlattı:

Sınavın zorluk derecesinin daha yüksek olduğu ve giren öğretmenlerin büyük bir bölümünün baraj altı kaldığı bir durum, sınava giren öğretmenler açısından ciddi bir meşruiyet ve mesleki yeterlilik tartışması yaratacaktı. Büyük olasılıkla MEB, böyle bir meşruiyet tartışmasının bakanlık açısından da ciddi olumsuz sonuçlar üreteceğinin farkındaydı.

"Seçim yatırımı olarak da düşünüldüğünden sorular kolay tutuldu"

Bozdoğan, ikinci nedene dair de şu iddiada bulundu:

Seçim sathındayız. 3600 ek gösterge 15 Ocak'ta uygulanmaya başlanacak. Uzman öğretmenlere verilecek ekonomik artışlar da yine 15 Ocak'tan itibaren uygulanmaya başlanacak. Dolayısıyla iktidar öğretmenler açısından bir kamuoyu oluşturma arayışında. Bir seçim yatırımı olarak değerlendirebiliriz. Bu da sınavın zorluk derecesinin düşük tutulmasında ciddi bir etkisi oldu.  İktidar zor bir sınav yaparak zaten üzerinde yoğunlaşmış olan tepkileri artırmak istemedi.

Sınavı "hata" olarak niteleyen Özgür Bozdoğan, MEB'in sınavı iptal ederek, meslekte 10 yılını dolduran bütün öğretmenlere uzman öğretmenlere tanınan ekonomik hakları vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.