Mahkeme Kararları

Yargıtay'dan Bank Asya kararı

Sanığın Bank Asya'daki hesapların açılış tarihinden itibaren tüm hesap dökümünün getirtilerek, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda para yatırma yahut yeni katılım hesabı açma işlemi gibi örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan işlemlerin bulunup bulunmadığının, örgüte yardım kastıyla hareket edip etmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konması bakımından sanığın mezkur bankada, bankanın TMSF'ye devir işlemi sonrası hesapların kapatılıp kapatılmadığı veya hesap bakiyelerinde önemli bir azalmanın olup olmadığı hususunda alanında uzman bilirkişi incelemesi de yaptırılmak sureti ile aldırılacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Eklenme : 24 Ağustos 2022 Çarşamba 17:19 - Güncelleme : 04 Ekim 2022 Salı 11:30


Gazetememur.com olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/13924 Esas Nolu kararını yayımlıyoruz.

Yargıtay kararında, Bank Asya'ya para yatırma işleminin suç sayılabilmesi için, Sanığın Bank Asya'daki hesapların açılış tarihinden itibaren tüm hesap dökümünün getirtilerek, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda para yatırma yahut yeni katılım hesabı açma işlemi gibi örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan işlemlerin bulunup bulunmadığının, örgüte yardım kastıyla hareket edip etmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konması gerektiğine dikkat çekildi.

Kararda ayrıca, sanığın, bankanın TMSF'ye devir işlemi sonrası hesapları kapatıp kapatmadığı veya hesap bakiyelerinde önemli bir azalmanın olup olmadığı hususunda alanında uzman bilirkişi incelemesi de yaptırılmak sureti ile aldırılacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildi.

 

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ CEZA DAİRESİ

Esas : 2021/13924
Karar : 2022/3497
Tarih : 14.06.2022

Tebliğname No : 16 - 2019/124883

İNCELENEN KARARIN;

Mahkemesi : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi

Tarihi : 19.11.2018

Numarası : 2018/1560 - 2018/1580

İlk Derece Mahkemesi : Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2018 tarih ve 2017/355 - 2018/159 sayılı kararı

Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında kesin olarak verilen hüküm,

24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen 5. maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içinde temyiz edilmekle;

Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf. 383 vd.).

Örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran

ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın Bank Asya'daki hesapların açılış tarihinden itibaren tüm hesap dökümünün getirtilerek, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda para yatırma yahut yeni katılım hesabı açma işlemi gibi örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan işlemlerin bulunup bulunmadığının, örgüte yardım kastıyla hareket edip etmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konması bakımından sanığın mezkur bankada, bankanın TMSF'ye devir işlemi sonrası hesapların kapatılıp kapatılmadığı veya hesap bakiyelerinde önemli bir azalmanın olup olmadığı hususunda alanında uzman bilirkişi incelemesi de yaptırılmak sureti ile aldırılacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak : Gazete Memur