BIST 100 9.142,10 %-0.41 Dolar 31,18 %0.14 Euro 33,74 %-0.1 Altın Gram 2.035,58 %0.13 Brent Petrol 83,32 %-0.41 Bitcoin 59.938,01 %5.12
,

'Darbe saatinde düğündeydim sonradan haberim oldu' savunması itibar görmedi

Danıştay İdari Dava Dairleri Kurulu, Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin HSK kararını hukuka uygun buldu

'Darbe saatinde düğündeydim sonradan haberim oldu' savunması itibar görmedi

Davacının savunmasından:

Davacı tarafından, darbe girişiminin yapıldığı 15/07/2016 tarihinde ... İdare Mahkemesi Üyesi olarak görev yapmakta iken, yıllık izinde olduğu memleketi Sivas İli'nde, oğlunun sünnet düğün töreninde bulunduğu, bu hususa ailesi, akrabaları ve davetli olan kişilerin tanık olduğu, darbe girişimi olduğunu düğün töreni sona erdikten sonra gece 23.00 civarlarında eve geldiğinde televizyondan büyük bir şok yaşayarak öğrendiği...

İDDK Kararındn:

Öte yandan, davacının üniversite döneminde örgütün dershanesine gittiğine, hakim adaylığı ve hakimlik süresince örgütün düzenlediği toplantılara katıldığına, İngiltere'de 40 günlük bir eğitim programına katıldığına, ABD'ye bir yıllığına dil eğitimine gittiğine, örgüt içinde "eğitim birimi" olarak adlandırılan birimde görev üstlendiğine, HSK üye seçimlerinde örgüt adayları için çalışma yaptığına, örgüte para verdiğine yönelik kararda yer verilen kendi ifadesinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,

Diğer taraftan, davacının, FETÖ'nün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde yurt dışına gönderilmesine izin vermesine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,


T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3555
Karar No : 2022/1436

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2017/5234, K:2021/1507 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2017/5234, K:2021/1507 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçildiği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,

Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"ndan, davacı tarafından ... GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,

Öte yandan, davacının üniversite döneminde örgütün dershanesine gittiğine, hakim adaylığı ve hakimlik süresince örgütün düzenlediği toplantılara katıldığına, İngiltere'de 40 günlük bir eğitim programına katıldığına, ABD'ye bir yıllığına dil eğitimine gittiğine, örgüt içinde "eğitim birimi" olarak adlandırılan birimde görev üstlendiğine, HSK üye seçimlerinde örgüt adayları için çalışma yaptığına, örgüte para verdiğine yönelik kararda yer verilen kendi ifadesinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,

Diğer taraftan, davacının, FETÖ'nün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde yurt dışına gönderilmesine izin vermesine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, darbe girişiminin yapıldığı 15/07/2016 tarihinde ... İdare Mahkemesi Üyesi olarak görev yapmakta iken, yıllık izinde olduğu memleketi Sivas İli'nde, oğlunun sünnet düğün töreninde bulunduğu, bu hususa ailesi, akrabaları ve davetli olan kişilerin tanık olduğu, darbe girişimi olduğunu düğün töreni sona erdikten sonra gece 23.00 civarlarında eve geldiğinde televizyondan büyük bir şok yaşayarak öğrendiği, 2802 sayılı Kanun dışına çıkılarak karar verildiği, başta adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, sosyal güvenlik hakkı, özel hayata saygı ilkesi olmak üzere temel hak ve özgürlükleri, tüm ailevi, kişisel, maddi ve manevi birikimi, varlığı, itibarı, onur ve şerefinin; haksız, adaletsiz, ölçüsüz, keyfi, acımasız ve korkunç bir şekilde hedef alınarak, sistematik olarak yürütülen bir süreç içinde yok edildiği, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinin, silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesinin, gerekçeli karar hakkının, makul sürede yargılanma hakkının, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği ilkesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, hakimlik ve savcılık teminatının, ölçülülük ilkesinin, mülkiyet hakkının, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, işlemin dayanağı olan 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin Anayasa ve AİHS'ye aykırı olduğu, meslekten çıkarma işleminin "olağanüstü tedbir" olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı ve cezalandırma amacıyla tesis edilen bir işlem olduğu, 667 sayılı KHK'nın yürürlüğünden (23/07/2016) önce ve işlendiği tarihte suç olmayan meşru ve yasal eylemlerin, şahsı yönünden hiçbir şekilde bir “terör örgütü” ile örgütsel “irtibat (bağlantı) ve iltisak (yakınlık)” durumu olarak değerlendirilemeyeceği, ByLock delilinin hukuka aykırı yöntemle elde edildiği, ByLock kullanımına ilişkin user id, mesaj ve mail içeriklerinin bulunmaması, sisteme giriş sıklığı, sistemde kalış süresi, kimlerle ne şekilde iletişim kurulduğu, örgütsel iletişim yapılıp yapılmadığı ortaya konulmadan “ByLock kullanıcısı” olduğu iddiasının gerçek dışı olduğu, dava konusu işleme gerekçe olamayacağı, etkin pişmanlık kapsamında belirttiği din ve vicdan özgürlüğü kapsamındaki özel hayatını ilgilendiren sosyal ilişkiler; yapının “dini cemaat”, “eğitim ve ahlak hareketi” olarak kabul gördüğü 15/07/2016 tarihi öncesi dönemlere ilişkin dini sohbet, eğitim etkinlikleri olduğundan ve bu yapıyla ilgili ulusal yargı makamları tarafından “terör örgütü” olduğuna ilişkin verilmiş bir karar olmadığından, bunun “terör örgütü ile irtibat ve iltisak” olarak değerlendirilemeyeceği, tüm yetkileri elinde bulunduran devlet kurumlarının dahi söz konusu yapının “terör örgütü”ne evrileceğini bilmediği/bilemediği bir durumun sade bir vatandaş olarak tarafınca önceden bilinmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, örgütün sözde lideri ve yayın organlarını takip ettiği yönündeki muğlak, ihtimale ve varsayıma dayalı kolluk değerlendirmesinin mutlak doğru kabul edilerek dava konusu işleme gerekçe yapıldığı, hakkında düzenlenen MASAK raporu davalı idarece hiç incelenmeden rutin, günlük hayatın işleyişine ait para transferlerinin dahi dava konusu işleme gerekçe yapılmaya çalışıldığı, para alış verişinin "gün organizasyonu"ndan kaynaklandığı, aynı dönemde kendisiyle birlikte dil eğitimine gönderilen ve halen yargı görevini sürdüren kişilere bu konuda herhangi bir itham yöneltilmediği, tüm şartları taşıması ve hak etmesi nedeniyle yurt dışına gönderildiği, hakkındaki şikayet ve soruşturmanın varlığı ve mahiyetinin gerekçe gösterilerek dava konusu işlemin tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/05/2021 tarih ve E:2017/5234, K:2021/1507 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 14/04/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak : Gazete Memur

İlişkili Haberler

Manşetler