Vasiyetname noterde yapılsa bile iptal edilebilir
Miras paylaşımında noter huzurunda hazırlanan vasiyetname her koşulda tartışmasız biçimde geçerli kalmıyor. Türk Medeni Kanunu kapsamında belirli iptal nedenlerinin bulunması halinde vasiyetnamenin iptali için dava açılabiliyor. Kardeş ve yeğenlerin saklı paylı mirasçı olmaması da ev, arsa, banka hesabı ve diğer mal varlıklarının paylaşımında sonucu değiştirebiliyor.

Ev, arsa ve diğer mal varlıklarını vasiyetnameyle bırakmayı planlayanları ilgilendiren önemli bir ayrıntı var; vasiyetnamenin noterde hazırlanmış olması, hiçbir koşulda iptal edilemeyeceği anlamına gelmiyor.
Miras paylaşımında en fazla karıştırılan konulardan biri vasiyetnamenin hukuki gücü. Özellikle noter huzurunda düzenlenen resmi vasiyetnamenin sonradan hiçbir şekilde tartışılamayacağı düşünülse de miras hukukunda durum bu kadar kesin değil.
Türk Medeni Kanunu'nda ölüme bağlı tasarrufların iptaline ilişkin düzenlemeler bulunuyor. Dolayısıyla gerekli hukuki şartların ortaya çıkması halinde vasiyetnamenin iptali mahkemeden istenebiliyor.
Nefes Gazetesinde yer alan habere göre, Yargıtay kararlarına yansıyan uyuşmazlıklarda da vasiyetnamelerin şekil şartları, belgenin gerçekten miras bırakana ait olup olmadığı ve ileri sürülen iptal nedenleri mahkemeler tarafından değerlendiriliyor.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında, el yazılı vasiyetnamenin iptali istemi incelenmiş; yapılan değerlendirmede vasiyetnamedeki yazı ve imzanın miras bırakana ait olduğunun ve iptal sebebi bulunmadığının belirlenmesi üzerine davanın reddine ilişkin karar ele alınmıştı.
NOTERDE YAPILAN VASİYETNAME İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?
Vasiyetnamenin noter huzurunda düzenlenmiş olması önemli bir şekil güvencesi sağlasa da tek başına belgenin hiçbir durumda iptal edilemeyeceği anlamına gelmiyor.
Vasiyetnamenin düzenlendiği sırada kişinin tasarruf ehliyetinin bulunmaması, iradesinin sakatlanması veya kanunun öngördüğü şekil şartlarına aykırılık gibi hukuki nedenler iptal davasında gündeme gelebiliyor.
Bu nedenle “Noterde yapıldı, artık iptal edilemez” şeklindeki yaklaşım miras hukukundaki bütün ihtimalleri karşılamıyor.
SADECE “BEN DE MİRAS İSTİYORUM” DEMEK YETMİYOR
Vasiyetnamenin mahkemede tartışılabilmesi, her itirazın belgenin iptaliyle sonuçlanacağı anlamına da gelmiyor.
Mirasçının yalnızca paylaşımı kabul etmemesi veya kendisinin de pay almak istemesi tek başına vasiyetnamenin hükümsüz hale gelmesi sonucunu doğurmuyor. Mahkeme, ileri sürülen iptal nedenlerini ve dosyadaki delilleri değerlendiriyor.
Nitekim Yargıtay'ın 2024 tarihli kararında da iptal talebine rağmen, yapılan inceleme sonucunda vasiyetnamenin miras bırakana ait olduğu ve iptal sebebi bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine ilişkin hüküm incelendi.
KARDEŞ VE YEĞENLER İÇİN KRİTİK AYRINTI
Miras paylaşımında sık karıştırılan bir başka konu ise yasal mirasçılık ile saklı paylı mirasçılığın aynı şey olduğunun düşünülmesi.
Kardeş ve yeğenlerin saklı paylı mirasçı olmaması, özellikle vasiyetnamenin bulunduğu dosyalarda önem kazanıyor. Geçerli bir vasiyetnamenin varlığı halinde mirasın paylaşımı buna göre şekillenebiliyor.
Bu nedenle bir kişinin yasal mirasçılar arasında bulunması, her durumda terekenin belirli bir bölümünün kendisine bırakılmasının zorunlu olduğu anlamına gelmiyor.
BİRDEN FAZLA VASİYETNAME VARSA NE OLUR?
Miras bırakan kişi yaşamı boyunca farklı tarihlerde birden fazla vasiyetname hazırlamış olabilir.
Böyle bir durumda yalnızca belgelerden birine bakılarak sonuca gidilmiyor. Sonraki tarihli vasiyetnamenin önceki düzenlemeyi tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığı veya yalnızca bazı hükümlerini değiştirip tamamladığı değerlendirilmek zorunda.
Bu nedenle birden fazla vasiyetnamenin bulunduğu uyuşmazlıklarda belgelerin tarihleri ve içerikleri önem kazanıyor.
MİRAS SADECE EV VE ARSADAN OLUŞMUYOR
Tereke denildiğinde akla ilk olarak konut, arsa ve banka hesapları gelse de mirasa konu mal varlığı bunlarla sınırlı değil.
Otomobiller, alacaklar, yatırım hesapları, koleksiyonlar, sanat eserleri ve telif hakları da terekeye dahil olabiliyor. Özellikle yazar, sanatçı veya fikri eser sahiplerinin ardından devam eden telif gelirleri de mirasın ekonomik değer taşıyan parçalarından biri haline gelebiliyor.
VASİYET EDİLEN EV BORÇSUZ GEÇMEK ZORUNDA DEĞİL
Bir taşınmazın vasiyetnameyle belirli bir kişiye bırakılmış olması, o malın üzerindeki bütün hukuki yüklerden arındırılmış biçimde doğrudan devredileceği anlamına gelmiyor.
Mirasın paylaşılmasında terekenin yalnızca varlıkları değil borçları da dikkate alınıyor. Taşınmazlarda tapu kayıtları, hisseler ve üçüncü kişilerin hakları; teliflerde ise sözleşmeler ve kullanım yetkileri gibi unsurlar ayrıca önem taşıyor.
Miras uyuşmazlıklarında vasiyetnamenin iptali ile tenkis taleplerinin aynı dosyalarda alternatif talepler olarak da gündeme gelebildiği Yargıtay kararlarına yansıyor.
HER DOSYADA AYRI DEĞERLENDİRME YAPILIYOR
Vasiyetnamenin bulunması veya noter huzurunda hazırlanmış olması tek başına bütün miras uyuşmazlıklarının sonucunu belirlemiyor.
Miras bırakanın durumu, vasiyetnamenin hazırlanış biçimi, mirasçılar, terekenin kapsamı, borçlar ve ileri sürülen iptal nedenleri somut olayın özelliklerine göre değerlendiriliyor.
Bu nedenle vasiyetname hazırlayanların belgenin kanunda öngörülen şartlara uygun olmasına dikkat etmesi, mirasçıların da yalnızca “noterde yapılmış” olmasından hareketle vasiyetnamenin hukuken hiçbir şekilde tartışılamayacağını düşünmemesi gerekiyor.
