MHP: Topyekûn savaş tehlikesi yakın, Türkiye kendi nükleer programını başlatmalı
Türkiye ve dünya gündemini değerlendiren MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “ABD’nin gözüne kestirdiği yerlere çökme planları yüzünden, NATO konsepti çökmüştür. NATO güvenlik mimarisi dağılmıştır” dedi. Yalçın, “Kara Korsan Trump’ın savaş gemileri, başka ülkelerin gemilerine de el koymakta, uluslararası ticareti doğrudan tehdit etmektedir. Topyekûn savaş tehlikesi, hiç olmadığı kadar yakındır” yorumunu yaparak Türkiye'nin kendi nükleer programını başlatması gerektiğini savundu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Türkiye ve dünya gündemine dair uzun bir yazılı açıklama yaptı.
Yalçın açıklamasında özetle, küresel siyasette uluslararası hukukun fiilen ortadan kalktığını söyleyerek, ABD Başkanı Donald Trump için “çağdaş korsan” ifadesini kullandı.
Açıklamada, ABD’nin artık “en büyük korsan devlet” haline geldiğini söyleyen Yalçın, “İsrail’in Ortadoğu’daki eylemlerini de bu korsanlık anlayışının bölgesel bir uzantısı” olarak değerlendirdi. Uluslararası kurumların işlevsiz kaldığını belirten Yalçın, “Birleşmiş Milletler ve NATO’nun ABD’nin hukuk tanımaz tutumu karşısında etkisizleştiğini” ifade etti.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından esir alınmasını “kanunsuz bir eylem” olarak tanımlayan Yalçın, bunun halk iradesine vurulmuş bir darbe olduğunu söyledi. Yalçın, “Bu gelişmeler, Türkiye’de iç barışın ve Terörsüz Türkiye hedefinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.
“NATO KONSEPTİ ÇÖKMÜŞTÜR”
NATO konseptinin çöktüğünü ifade eden ve “topyekûn savaş” ihtimalini değerlendiren Yalçın, şu görüşleri paylaştı:
“ABD için sıradaki çökülecek ülkeler arasında, kendi çöplüğündeki Küba ve öteki Güney Amerika ülkelerinden sonra Grönland vardır. Grönland’ın bağlı bulunduğu Danimarka bir NATO üyesidir ve bizzat ABD Başkanı Trump tarafından tehdit edilmektedir. ABD’nin gözüne kestirdiği yerlere çökme planları yüzünden, NATO konsepti çökmüştür. NATO güvenlik mimarisi dağılmıştır. Anlı şanlı NATO’nun müessiriyeti, caydırıcılığı ve dayanışması, askeri masallarda kalmıştır.”
Kara Korsan Trump’ın savaş gemileri, başka ülkelerin gemilerine de el koymakta, uluslararası ticareti doğrudan tehdit etmektedir. Topyekûn savaş tehlikesi, hiç olmadığı kadar yakındır. Bütün bu gelişmeler, ister istemez, 1962 yılında yaşanan Küba Füze Krizi sırasındaki nükleer savaş riskini hatırlatmaktadır. O dönemde, ABD Başkanı Kennedy ile Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Kruşçev tarafından karşılıklı atılan geri adımlarla beşeriyetin emniyet ve esenliği topun ağzından alınmıştır. Sovyet Rusya Küba’daki, ABD de İtalya ve Türkiye’deki füzelerini sökmüştür.
Bugünse nükleer silahlar, caydırıcı birer güç unsuru ve askerî koz oldukları kadar, insanlığın varlığına dönük tehdit olarak dünya gündeminin merkezindedir.”
"NÜKLEER SİLAH, GÜVENLİK MESELESİDİR"
“Nükleer silaha sahip olmak, bir ülke için varlık ve güvenlik garantisi hâline gelmiştir” diyen Yalçın, şunları kaydetti:
“Nitekim Küba Krizi sonrasında Fransa kendi nükleer programını başlatmıştır. Mevcut küresel şartlarda, Türkiye’nin de kendi nükleer programını başlatması elzemdir. Esasen, bugüne kadar tabi olduğumuzu düşündüğümüz ya da peşinden koştuğumuz bütün uluslararası kural ve normlar, Batı dünyası tarafından oluşturulmuştur. BM de, NATO da ABD’nin kucağında doğmuştur. Avrupa ülkeleri de bu doğumların vaftiz törenlerine tam kadro katılmıştır. Tören kalabalığına birçok dünya ülkesi dâhil olmuştur. ABD riyasetindeki yeni dünya düzeninin aryası, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kilisede çalınıp söylenmiş, çan sesi ezanı da hazzanı da bastırmıştır.”
Birgün
