Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

Mahmut Övür: 76 gerçek itirafçı 'İmamoğlu Suç Örgütü'nü çökertecek!

İBB'yi rüşvetin, yolsuzluğun ve irtikabın merkezi haline getiren İmamoğlu Suç Örgütü'nün en büyük korkusu ifade vermek için sabırsızlıkla bekleyen 76 itirafçı. Bunlar örgütün kilit isimleri. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür bugünkü köşesinde konuyla ilgili olarak; "Ertan Yıldız, Ali Nuhoğlu ve Yakup Öner'in fısıldayacakları bile İmamoğlu'nun yalanlarını yerle bir eder." ifadelerini kullandı

Kaynak : Sabah Gazetesi Giriş : Güncelleme :
Mahmut Övür: 76 gerçek itirafçı 'İmamoğlu Suç Örgütü'nü çökertecek!

Türkiye bir yılı aşkın süredir başta İBB olmak üzere CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk davalarını konuşuyor. Ama durun, haksızlık etmeyelim; ortada sadece sıradan bir "yolsuzluk" yok. Karşımızda, belediye rantının kaldıraç olarak kullanıldığı, siyasetin yeniden dizayn edildiği muazzam bir mühendislik harikası var!

Tabii bu yerli ve milli gerçekle ilk kez yüzleşmek birilerini acayip öfkelendiriyor. Hemen o tanıdık, o çocuksu savunma refleksine sarılıyorlar: "Ama hocam ötekiler de yolsuzluk yapmadı mı?"

İşte bu çocukça savunmaların gölgesinde, Ekrem İmamoğlu'nun "suç örgütü lideri" iddiasıyla yargılandığı o meşhur İBB davasında artık sona yaklaşılıyor. Hâliyle, salondaki gerilim de sinir uçlarını zorluyor. Son duruşmada mahkeme hâkiminin bile sabrı taştı da milletvekili Suat Özçağdaş'ı işaret ederek, "Milletvekili diye burada her türlü soytarılığı yapamazsınız" demek zorunda kaldı.

İşin mutfağında ise her duruşmayı bir Broadway şovuna çevirmede sınır tanımayan Ekrem İmamoğlu vardı. Yine "Rolü kimseye kaptırmam, ben konuşmalıyım!" diye diretince, eski Beyoğlu Belediye Başkanı "solcu" İnan Güney'le bile" savunma sırası" kavgasına tutuştular. Mahkeme başkanı, filmi bir an önce bitirmek istedikçe İmamoğlu'nun huzuru kaçıyordu. Neden acaba?

Yolun sonundaki o ışık, üzerlerine doğru gelen bir trenin farı mıydı yoksa? Çünkü artık tutuklu sanıkların ezberlenmiş ifadeleri bitti. Sıra, stüdyoya gelecek gerçek "itirafçılarda"... Korkunun ecele faydası yok ama algı yönetimine faydası çok! Baksanıza, Özgür Özel'den CHP'li hukukçulara kadar herkes ağız birliği etmişçesine aynı nakaratı söylüyor: "İtirafçılar tel tel dökülüyor..."

Ne dökülmesi? Mahkeme salonunda hâkim huzuruna çıkıp da tükürdüğünü yalayan tek bir "gerçek" itirafçı yok! Özel "onlarca" diyerek sayıyı abarta dursun, yapay zekâya sorsanız o bile 7 kişiyi zor sayıyor. Üstelik o isimlerin çoğu, itirafçılıkları kabul görmeyen ve tutuklulukları devam eden, yani "önce niyetlenip sonra vazgeçen" tipler. Farklı olan tek isim Adem Soytekin'di, o da milim geri adım atmadı. Asıl bomba ne biliyor musunuz? Dışarıda, adli tatil sonrasında mikrofon başına geçmek için sabırsızlanan tam 76 kişilik bir itirafçı ordusu bekliyor olması.

Ve bu isimler, etkin pişmanlıktan yararlanan öyle sıradan figürler değil; iddianameye göre İmamoğlu'nun "Organize Suç Örgütü"nün kilit isimleri. Mesela şu üç ismin fısıldayacakları bile bugüne kadar dinlediğimiz masalları yerle bir etmeye yeter:

İlk sırada da davanın en "mağduru(!)" rolüne bürünen işadamı Ali Nuhoğlu var. Mahkemede İBB dosyasındaki adrese teslim ihaleleri, iş yapmadan alınan paraları öyle bir anlattı ki, sanırsınız kendisi sürece sadece dışarıdan bakıp hayret eden bir iyilik meleği... Hele o Guinness Rekorlar Kitabı'na girecek trajikomik hikâyesi var ya: Boğaz'a nazır, piyasa değeri en az 50 milyon dolar olan 3 adet lüks villayı, İmamoğlu'nun şirketine güya 15 milyon"cuk" Türk Lirası'na satıvermiş. Bak sen şu ticaret dehasına, şu yardımseverliğe... Ama kazın ayağı öyle değil.

Bu hikâyede Ali Nuhoğlu da hiç öyle göründüğü gibi masum bir "kurban" falan değil. Sorulması gereken asıl soru şu: Piyasada kendi şirketleri güya "batık" durumda olan, resmen konkordato ilan etmiş bir işadamı, nasıl oluyor da devlet bankalarının kapısından onlarca milyarlık kredileri tereyağından kıl çeker gibi alabiliyor? Dahası, finans dünyasının yanına bile yaklaşamadığı o batık şirketlere milyonlarca dolarlık teminat mektupları hangi gizli elin kudretin yardımıyla ve nasıl bir büyüyle tanzim ediliyordu?

Bu muazzam finansal illüzyonun asıl amacı neydi dersiniz? Tabii ki o meşhur İBB ihalelerine "yasal" olarak sızabilmek, oradan devasa işler kapabilmek! Ya da daha doğrusu, belediyeye "güya iş yapıyorum" diye tonlarca hayali fatura kesip parayı sistemin çarkları arasında eritmek... Ali Nuhoğlu mahkeme salonunda bu milyarlık kredi mucizelerini ve villaların altındaki "derin" pazarlıkları anlatırken İmamoğlu'nun yüz ifadesini gerçekten görmek isterdim. Acaba yine o meşhur, "Bana sormayın, hatırlamıyorum, haberim yok" nakaratına mı sığınacak?

SİSTEMİN DİĞER DİŞLİLERİ

Hikâye sadece Ali Bey'le sınırlı kalsa iyi. Ertan Yıldız var mesela... İmamoğlu'nun Fatih Keleş'le birlikte birinci halkasında yer alan en kıymetli prensi. Yıldız, milyarların "sistem"e aktarıldığı o meşhur toprak döküm işinde, Murat Gülibrahimoğlu-İmamoğlu ortaklığının gizli kodlarını deşifre eden isim. Ya da benim köşede "VIP Yakup" diye kodladığım harita mühendisi Yakup Öner...

Sistemin adeta karakutusu. İstanbul burjuvazisiyle kurulan o elit ilişkileri, AVM gibi devasa rant projelerini ve Boğaziçi'nde hangi ünlü işadamından kaç milyon dolar "bağış"(!) alındığını tek tek, santim santim haritalandıran adam. Bunlara Ahmet Sari'yi, eski İSKİ Genel Müdürü Burak Korzay'ı, Yusuf Yadoğlu'nu ve Aziz İhsan Aktaş'ı da ekleyin.

Böyle çok sayıda isim var. Bugüne kadar adliyeden izlediğimiz sahneler sadece bir fragmandı. Asıl vizyona girecek filmi, 76 itirafçının korosu eşliğinde adli tatil sonrası hep birlikte patlamış mısırlarımızla izleyeceğiz.

Mahmut ÖVÜR