Cezaevlerindeki çocuk sayısı 5 bine yaklaştı
Türkiye’de cezaevlerinde 12–18 yaş arasında yaklaşık 4 bin 800 çocuk bulunurken, bunların büyük çoğunluğu hüküm giymeden tutuklu yargılanıyor. Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın yürüttüğü Gençlik Merkezi Programı’na ilişkin yayımlanan rapor, risk altındaki çocukların adalet sistemine hiç girmediğini ortaya koydu.

Türkiye’de çocuk adalet sistemine ilişkin veriler, cezaevlerinde bulunan çocuk sayısının dikkat çekici boyutlara ulaştığını gösteriyor. Resmi verilere göre, cezaevlerinde 12–18 yaş arasında yaklaşık 4 bin 800 çocuk bulunuyor. Bu çocukların yaklaşık yüzde 70’i tutuklu yargılanıyor; yani büyük çoğunluğu henüz haklarında kesinleşmiş bir hüküm bulunmamasına rağmen özgürlüklerinden yoksun durumda.
Cumhuriyet'in haberine göre tahliye edilen çocukların önemli bir bölümünün ise eğitim, istihdam ve barınma gibi temel alanlarda yeterli destek alamadığı, bu nedenle yeniden suça sürüklenerek cezaevine döndüğü ifade ediliyor.
GENÇLİK MERKEZİ PROGRAMI’NIN SONUÇLARI AÇIKLANDI
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın (TÇYÖV), risk altındaki çocuklarla yürüttüğü Gençlik Merkezi Programı (GEM) kapsamında hazırlanan izleme ve değerlendirme raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda, programa katılan çocukların adalet sistemine hiç girmediği ve riskli davranışlarında belirgin bir azalma görüldüğü belirtildi.
21 çocukla yürütülen çalışmanın ardından hazırlanan rapor; izleme ve değerlendirme sorumlusu Elif Bekler, Gençlik Merkezi sorumlusu Büşra Çelik ve TÇYÖV Genel Koordinatörü Merve Merdane tarafından kaleme alındı. Raporun sunumu vakfın Kadıköy’deki merkezinde yapıldı.Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Selmin Cansu Demir, programın yaklaşık 30 yıldır sürdürüldüğünü hatırlatarak şunları söyledi:
“Programın işe yaradığını bilimsel bir çalışmayla da göstermek istedik. Devlet, bu modeli sahiplensin istiyoruz.”
27 HAFTADA 103 ATÖLYE ÇALIŞMASI
Rapora göre, program kapsamında 21 çocukla 27 pazar gününe yayılan toplam 103 atölye çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmalar; bireysel vaka takibi, psikososyal destek, çeşitli etkinlikler ve aile ile çevre odaklı faaliyetlerle desteklendi.
RAPORDAN ÖNE ÇIKAN BULGULAR
Raporda, Gençlik Merkezi Programı’nın etkileri başlıklar halinde şöyle sıralandı:
Çocuk adalet sistemine girişin önlenmesi:
Program süresince GEM’e katılan hiçbir çocuk çocuk adalet sistemine dahil olmadı. Bu sonuç, programın temel amacına ulaştığını gösterdi.
Risk alma davranışlarında azalma:
Risk Alma Davranışları Anketi sonuçlarına göre, çocukların yüzde 50’sinden fazlasında altı farklı risk kategorisinde risk alma davranışlarının azaldığı ve davranış sıklığının artmadığı görüldü. Yüksek risk grubundaki çocukların yüzde 78’inde risk alma davranışlarında azalma eğilimi tespit edildi. En belirgin düşüş, yüksek riskli sosyal etkileşimler ve mala zarar verme kategorilerinde ölçüldü.
Psikolojik dayanıklılıkta artış:
Bulgular, çocukların sosyal destek algılarının güçlendiğini, yardım arama becerilerinin arttığını ve stresle baş etme kapasitelerinin geliştiğini ortaya koydu. Bu unsurların, çocuk adalet sistemine giriş riskini azaltan önemli koruyucu faktörler olduğu vurgulandı.
Sosyal ve duygusal yeterliliklerin güçlenmesi:
Odak grup görüşmelerinde çocuklar, GEM’i güvenli ve destekleyici bir alan olarak tanımladı. İletişim, özgüven, sosyalleşme ve problem çözme becerilerinde belirgin gelişmeler kaydedildi.
Ebeveyn yetkinliğinde artış:
Vaka müdahalesi ve yönlendirme çalışmaları sonucunda, ebeveynlerin çocuklarının haklarını savunma, eğitim hakkı ihlallerine karşı başvuru yapma ve ilgili kurumlara erişim becerilerinde güçlenme gözlemlendi.
Risk alanlarında dönemsel eğilimler:
Raporda, risk alma davranışlarının yaş, cinsiyet ve çevresel koşullara bağlı olarak dönemsel farklılıklar gösterebildiği belirtildi. Dijital alanlar ve okul ortamına ilişkin bazı davranış kategorilerinde artış gözlenirken, bu durumun kişiselleştirilmiş ve ihtiyaç temelli müdahalelere işaret ettiği ifade edildi.
ÇOCUKLARIN ANLATIMLARI
Programa katılan çocukların ifadeleri de raporda yer aldı. Çocuklar, GEM sürecinde yaşadıkları değişimi şu sözlerle anlattı:
“Kalabalık ortamda daha rahat iletişim kurabiliyoruz. Normalde sınıfta ya da başka yerde sessiz kalırdık ama burada çok konuştuğumuz için kalabalık ortama alışıyoruz.”
“Bu dönem kendimde biraz değişiklik fark ettim. Biraz daha özgüvenimin çoğaldığını fark ettim. Daha rahat konuşuyorum.”
“Önceden çok utangaçtım. Mesela sınıfta tahtaya kalkamıyordum. Edebiyat sınavına hiç girmezdim ama artık utanmadan girip konuşma sınavını yapabiliyorum.”
“Bir sorun olunca hemen vazgeçmiyorum artık, çözüm arıyorum.”
“Üstesinden gelince bu konuda bir bağışıklığın oluyor. Daha güçlü oluyorsun artık bu konu hakkında.”
