7.000 jeoloji mühendisi işsiz kalma riski ile karşı karşıya!
TBMM Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifiyle zemin ve temel etütlerine kota, izin ve yüksek kamu payı getirilmesi, jeoloji mühendisleri tarafından mesleki yetkileri sınırlayan ve deprem gerçeğiyle çelişen bir düzenleme olarak eleştiriliyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Ardahan Milletvekili Kaan Koç ve Hatay Milletvekili Adem Yeşildağ ile çok sayıda milletvekili tarafından sunulan “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda kabul edildi.
Söz konusu Kanun Teklifi’nin 21, 22, 23 ve 24’üncü maddeleri; doğrudan jeoloji mühendisliğinin mesleki yetki alanına, serbest meslek icrasına ve kamu yararı kapsamında yürütülen zemin ve temel etüt hizmetlerine yönelik köklü ve sınırlayıcı düzenlemeler içerdiği iddia ediliyor.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu bu teklife ilişkin bir açıklamada bulundu.
Açıklama özetle şöyle:
"Aşağıda, teklifin meslek alanımızı doğrudan etkileyen maddeleri özetlenmiş; ardından bu maddelere ilişkin teknik, hukuki ve mesleki değerlendirmelere yer verilmiştir.
Kanun Teklifinde Yer Alan İlgili Maddelerin Özeti
Madde 21 – Tanımlar: Bu madde ile “zemin ve temel etüt kuruluşu”, Bakanlıktan izin belgesi alarak faaliyet gösteren ve Bakanlıkça denetlenen tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. Tanımda, bu kuruluşların ortaklarının mühendis olması, mesleki yeterlilik veya mühendislik sorumluluğu taşıması yönünde herhangi bir zorunluluk yer almamaktadır. Bu haliyle zemin ve temel etütleri, mühendislik hizmeti olmaktan çıkarılmakta ve sermaye şirketlerine açık bir faaliyet alanı haline getirilmektedir.
Madde 22 – Zemin laboratuvarları: Bu madde ile zemin laboratuvarlarının, deney numunelerini sahadan bizzat kendilerinin alması zorunlu tutulmaktadır. Düzenleme, laboratuvar personelinin her sondaj noktasında sürekli bulunmasını gerektirmekte; mevcut altyapı, personel sayısı ve ülke genelindeki laboratuvar dağılımı dikkate alındığında fiilen uygulanamaz bir yükümlülük getirmektedir.
Madde 23 – Zemin ve temel etüt kuruluşlarının çalışma esasları: Bu madde kapsamında zemin ve temel etüt kuruluşlarının kuruluşu, altyapısı, teknik donanımı, çalıştıracağı personel sayısı ve nitelikleri, çalışma usul ve esasları, üçüncü kişilerle yapacağı sözleşmeler ve ücretlendirme sistemi Bakanlık tarafından belirlenecek düzenlemelere ve izne bağlanmaktadır. Böylece mesleki faaliyetler idari takdire bağımlı hale getirilmektedir.
Madde 24 – Kota ve ücretlendirme sistemi: Bu madde ile bir ilde faaliyet gösterebilecek zemin ve temel etüt kuruluşu sayısına sınırlama getirilmekte; açık bir kota sistemi oluşturulmaktadır. Ayrıca zemin ve temel etüt hizmet bedellerinin, il muhasebe birimlerinde açılacak emanet hesaplara yatırılması ve bu bedellerden %14 ila %28 oranında değişebilen kamu paylarının kesilmesi öngörülmektedir. Bakanlığa bu oranları artırma veya azaltma yetkisi verilmektedir.
Yukarıda özetlenen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;
* Zemin ve temel etütleri, mühendislik biliminin gerektirdiği yerel jeoloji–yapı etkileşimi esasından koparılmaktadır.
* Jeoloji mühendislerinin mesleki yetkinliği ve sorumluluğu ikincil hale getirilmektedir.
* Serbest meslek icrası ve yeni büro açma hakkı fiilen sınırlandırılmaktadır.
*1 İl bazlı kota uygulaması rekabeti ve hizmet kalitesini düşürmektedir.
* “Öşür vergisi” niteliğinde yüksek kamu payları ile mühendislik büroları ekonomik olarak sürdürülemez hale getirilmektedir.
* Yaklaşık 7.000 jeoloji mühendisi işsiz kalma riski ile karşı karşıya bırakılmaktadır.
Bu durum; Anayasa’nın eşitlik ilkesi, çalışma hakkı, sözleşme özgürlüğü ve kamu yararı esasları ile açıkça çelişmektedir."
"YENİDEN DÜZENLENMESİNİ TALEP EDİYORUZ."
"Türkiye bir deprem ülkesidir. Afet risklerinin azaltılması; mühendislik hizmetlerini kota, izin ve mali yüklerle daraltmakla değil, bilimsel, bağımsız, yerinde denetlenen ve mesleki sorumluluk esasına dayanan bir sistem kurmakla mümkündür.
Bu nedenle; Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 21, 22, 23 ve 24’üncü maddelerinin geri çekilmesini veya meslek örgütlerinin görüşleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz."
JEOLOJİ VE MÜHENDİSLİĞİ NEDİR?
Jeoloji, en sade tanımıyla yer bilimi anlamına gelir. Yeryuvarının geçmişini, kaya, toprak ve sudan oluşan bileşimini, geçmişten günümüze kadar olan evrimini inceleyen bilim dalıdır.
Mühendislik ise, güvenlik ve ekonomiklik koşullarını birlikte gözeterek, bilimsel bir veriyi uygulamaya yönelik amaçlar için kullanma sanatı olarak tanımlanmaktadır. Yani, jeolojik verilerin uygulamaya dönük mühendislik amaçlarıyla kullanımını sağlayan mühendislik dalı olarak kısaca açıklanabilir.
Jeoloji, doğal süreçleri, yerin fiziki yapısını ve geçmişini inceleyen bilim dalıdır. Bu inceleme esnasında yerin yapısal özelliklerini, kabuğun gelişimini; onun kaya, toprak, sudan oluşan bileşimini takip eder.
Tüm bu araştırmaları yaparken, geçmişten günümüze değin ortamsal değişimlerini de gözetir. Ayrıca günümüzde 5 temel bilim dalı (fizik, kimya, biyoloji, matematik, jeoloji) arasında yer almaktadır. Jeoloji bir doğa bilimidir. Yerin tarihçesini yorumlar. Sedimanter, magmatik ve metamorfik kayaçların zaman ve mekân ortaklığında sentezini yapar. Yeryüzündeki kayaç, toprak ve su ile hayatın gelişimini inceler. Bu bilim dalında hedef, Dünya’nın her yönü ile insanlar için anlaşılabilir olmasıdır.
Jeoloji mühendisliği, yer bilimini insanlığın sorunlarına uygulama; güvenli, ekonomik ve pratik çözümler üretme sanatıdır. Yerkürenin oluşumundan günümüze kadar geçirdiği yapısal değişmeler jeoloji mühendisliğinin araştırma konularındandır. Bununla birlikte, yerleşim alanlarının ve her türlü mühendislik yapılarının yer seçimi çalışmaları da konuları arasındadır.
JEOLOJİ MÜHENDİSİ NE İŞ YAPAR?
Günümüzdeki teknolojik gelişmelerle birlikte jeoloji mühendisliği çalışma alanları önemli oranda genişlemiştir. Özellikle doğal kaynak, çevre ve afet yönetim süreçleri olmak üzere çok farklı konularda iş olanakları bulunmaktadır. Metalik madenler, endüstriyel hammaddeler, enerji hammaddelerinin ve sıcak-soğuk su kaynaklarının aranması ve ekonomik kullanımı kararlarında jeoloji mühendisleri önemli rol oynamaktadır. Deprem, heyelan, kaya düşmesi gibi doğa kaynaklı afet önlemlerinde bulunurlar.
Bununla birlikte sıvılaşma, su baskını, afet tehlike ve risk değerlendirmelerini yaparlar. Arazi kullanım planlarını hazırlamada, jeolojik – jeoteknik etütler, yeraltı suyu ve toprak kirliliği, atık depolama vb. çevresel sorunları çözümde diğer bilim dallarına destekte bulunurlar.
Baraj, tünel, karayolu, demiryolu, boru hattı, enerji santralleri gibi mühendislik yapıları ve binalar için etütlerde değerlendirme yaparlar. Ayrıca kentsel projelerin ihtiyaç duyabileceği temel parametreleri belirlemede aktif görev almaktadırlar. Yukarıda sıralanan çalışma alanlarının yanı sıra gemoloji (süs taşları), medikal jeoloji (tıbbi jeoloji), jeolojik sit alanı (fosil zonları, taşlaşmış ağaçlar, yeryüzü şekilleri) çalışmalarını da jeoloji mühendisleri yapmaktadır.
Milli Gazete
