Terörsüz Türkiye sürecinin bir sonraki adımında bölgede neler planlanıyor?
Terörsüz Türkiye ile terör tehdidinin oluşturduğu ekonomik yük de azalacak. Terörle mücadele için yapılan masrafların azalmasıyla, kaynaklar yüksek teknoloji, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarına yönlendirilecek. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yatırım ortamı da güçlenecek.

Terörsüz Türkiye ile terörün sona ermesi Türkiye ekonomisi üzerindeki büyük bir yükü de kaldıracak. Terörle mücadele kapasitesi korunurken, kaynakların ve ekonomik kapasitesinin yüksek teknoloji, yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yeni nesil istihdam alanlarına daha fazla yönlendirilmesi hedefleniyor. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ve karşı karşıya olduğu bölgesel riskler nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri ve istihbarat birimlerinin yüksek teknoloji kapasitesinin güçlendirilmesi planlanırken, savunma ve güvenlik teknolojilerindeki yatırımlara da devam edilecek.
YAPAY ZEKÂYA KAYNAK
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ ve dijital dönüşümün üretim ve eğitim modellerinde önemli değişikliklere yol açacağı değerlendiriliyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde yapay zekâ destekli üretim hatlarının yaygınlaşmasının istihdam yapısını değiştirmesi bekleniyor. Bu nedenle Türkiye’nin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, yüksek teknoloji ve yapay zekâ üreten bir ülke olması için gerekli kaynaklar da buradan sağlanacak. Terörsüz Türkiye’nin ekonomik kazanımının yalnızca bütçede sağlanacak tasarrufla sınırlı olmayacağı değerlendiriliyor. Terörle mücadeleye ayrılan kaynağın yanı sıra, bu mücadelede kullanılan zaman, insan gücü ve devlet kapasitesinin de farklı alanlara yönlendirilmesi yeni dönemin önemli kazanımlarından biri olacak.
YATIRIM İKLİMİ GÜÇLENECEK
Terörsüz Türkiye’nin ekonomik etkisinin bir diğer ayağını ise bölgesel yatırım ortamının güçlenmesi oluşturacak. Terörün oluşturduğu güvenlik riski ve belirsizliğin azalmasıyla özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da özel sektör yatırımlarının önündeki engellerin azalacak. Kamu yatırımlarının yanı sıra özel sektör sermayesinin de bölgeye daha fazla yönelmesinin önü açılabilecek. Güvenlik riskinin azalmasıyla üretim, istihdam, lojistik, turizm ve bölgesel ticarette yeni bir hareketlilik oluşabileceği değerlendiriliyor. Son 20 yılda başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere ülke genelinde altyapı ve üstyapı yatırımlarının önemli ölçüde arttığı belirtilirken, yeni dönemde kalkınma politikalarının gelecekte karşılaşılabilecek bölgesel riskler ve ekonomik ihtiyaçlar doğrultu-sunda şekillendirilmesi öngörülüyor.
Uğur DUYAN
