Tarla-raf fiyat makasını kapatacak formül: Dijital hal
Tarlada 5, markette 50 lira olan meyve-sebzedeki fiyat uçurumu için kesilen cezalar çözüm olmuyor. Aracı sayısını azaltacak Dijital Hal, fahiş kâra karşı ifşa ve kilit yaptırımı, firesiz ulaşım için soğuk zincir ve çiftçiye alım garantisi gibi yapısal reformlar mutfaktaki yangını söndürmek için tek çıkış yolu…

Türkiye’de mutfak enflasyonu, tarladaki bolluğa rağmen raflardaki ‘etiket terörü’ ile vatandaşın sabrını zorlamaya devam ediyor. Semt pazarlarında akşam saatlerini beklemek zorunda kalan emekliden, market reyonları arasında bütçesine uygun temel gıda arayan dar gelirli ailelere kadar milyonlarca kişi, tarlada 5 liraya alıcı bulamayan ürünün market rafına nasıl 50 lira olarak yansıdığının cevabını arıyor.
Ticaret Bakanlığının son olarak 183 firmaya kestiği toplam 96 milyon liralık ceza ise firma başına düşen yaklaşık 524 bin liralık ‘sembolik’ tutarıyla, milyar liralık ciroların döndüğü fahiş fiyat çarkını durdurmaya yetmiyor. Bir yanda binbir emekle ürettiği mahsulü ucuza kapatılan çiftçi, diğer yanda ise sofrasına tek bir meyveyi bile sayılı koyabilen vatandaşın arasında kurulan bu ‘aracı zinciri’, sadece para cezalarıyla değil, köklü bir sistem reformuyla kırılmayı bekliyor.
NELER YAPILABİLİR?
1- HAL YASASI VE ARACININ TASFİYESİ: Türkiye’de bir meyve tarladan sofraya gelene kadar ortalama beş el değiştiriyor. Komisyoncu, nakliyeci, bölge halcisi, şehir halcisi, büyükşehir toptancısı... Her el değdiğinde fiyat %10-20 artıyor
ÇÖZÜM: Dijital Hal Sistemi. Ürünün tarladan çıktığı an sisteme girildiği, her el değiştirmenin dijital izinin sürüldüğü ve kâr marjının yasal sınırla (mesela %10) kısıtlandığı bir takip mekanizması şart.
2- ÜRETİCİYE ‘MARKETLEŞME’ GÜCÜ: Bizde çiftçi örgütsüz olduğu için tüccara mahkûm. Ne fiyat verilirse ürünü satmak zorunda kalıyor.
ÇÖZÜM: Batı’daki örnekleri gibi (Fransa veya Hollanda modeli), kooperatiflerin kendi lojistik ağlarını kurup market raflarına doğrudan girmesi desteklenmeli. Tarım Kredi Kooperatifleri bir adım ama yetersiz.
3- LOJİSTİK DEVRİMİ: Türkiye’de üretilen meyve-sebzenin yaklaşık %20-25’i tarladan markete gelene kadar yollarda çürüyor ya da eziliyor. Market de bu fireyi (çöpe giden malı) sağlam malların fiyatına bindiriyor.
ÇÖZÜM: Üretim bölgelerinde devasa lisanslı soğuk hava depoları ve soğutmalı nakliye araçları için vergi teşviki getirilebilir. Mal ne kadar az bozulursa, rafa o kadar ucuza iner.
4- TAVAN KÂR MARJI: Ceza kesmek yerine, temel gıda maddelerinde (domates, patates, soğan gibi) tavan kâr sınırı getirilebilir.
ÇÖZÜM: Markete ‘Sen bu ürünü halden kaça aldın?’ diye sorulup, fatura üzerinden %20’den fazla kâr koyması yasal olarak engellenebilir. Mevcut cezalar gelir kalemi gibi görülüyor; oysa lisans iptali veya süreli kapatma gibi ağır yaptırımlar oyunu değiştirir.
5- KENT TARIMI: İstanbul gibi bir devin sebzesi Antalya’dan, Mersin’den geliyor. Mazot maliyeti ve nakliye fiyatı uçuruyor.
ÇÖZÜM: Şehir çeperlerinde (İstanbul için Çatalca, Silivri gibi) ‘Kent Tarımı’ bölgelerinin teşvik edilmesi. Domatesin 800 km yol yapıp mazot yakması yerine, 50 km öteden gelmesi fiyatı doğrudan etkiler.
6- İFŞA VE GEÇİCİ KAPATMA: Mevcut para cezaları, piyasadaki dev aktörler için caydırıcılığını yitirmiş durumda.
ÇÖZÜM: Sadece para cezası değil, haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen firmaların halka açık bir şekilde ifşa edilmesi ve ihlalin tekrarı hâlinde şube bazlı veya genel bazda süreli kapatma cezası uygulanması şart.
7- PLANLI ÜRETİM VE ALIM GARANTİSİ: Fiyat farkının bir sebebi de arz şoku oluyor. Bir yıl herkes soğan eker fiyat düşer, ertesi yıl kimse ekmez fiyat uçar; fırsatçılar da bu boşluğu kullanır.
ÇÖZÜM: Tarım Bakanlığı verileriyle hangi bölgede ne kadar ekim yapılacağının dijital olarak planlanması ve çiftçiye taban fiyat üzerinden alım garantisi verilmesi. İstikrarlı üretim, marketteki spekülasyonun önünü keser.
8- GIDA BANKACILIĞI: Marketler, ‘fire verdik’ diyerek sağlam ürünün fiyatını artırıyor ama aslında satamadıkları ürünleri çöpe atıyorlar.
ÇÖZÜM: Son kullanma tarihi yaklaşan sebzelerin çok ucuza satılacağı özel reyon zorunluluğu veya bunların gıda bankalarına bağışlanması karşılığında vergi indirimi…
Kaan ZENGİNLİ
