Servis araçlarında yaş krizi!
Türkiye’de servis araçlarına uygulanan 12 yaş sınırı, sektörde yerli üretimin gerilemesine ve ithal araçların ağırlık kazanmasına yol açıyor. Ulaş İş Servis Araçları Sendikası Başkanı Abdurrahim Barın, 12 yaşını dolduran ve 250 bin kilometreyi aşan araçların servis dışı kaldığını belirterek kilometre esaslı bir modele ihtiyaç olduğunu söyledi.

Türkiye’de öğrenci ve personel taşımacılığının bel kemiğini oluşturan servis araçları esnafı, uzun süredir uygulanan ‘araç yaşı’ kriteri sebebiyle sıkıntılar yaşıyor. Mevzuata göre servis araçları belirli bir yaşa ulaştığında, teknik durumuna bakılmaksızın sistem dışına çıkarılıyor. Sektör temsilcileri ise bu uygulamanın güvenlikten çok ekonomik sonuçlar doğurduğunu, yerli üretimi zayıflattığını ve ithal araçlara dayalı bir piyasa yapısını güçlendirdiğini savunuyor.
Ulaş İş Servis Araçları Sendikası Başkanı Abdurrahim Barın, yıllara yayılan teknik raporlar ve saha verileriyle desteklenen eleştirilerin artık göz ardı edilemeyecek noktaya geldiğini belirtti. Barın’a göre Türkiye genelinde öğrenci taşımalı sistem dâhil olmak üzere yaklaşık 300 bin servis aracı faaliyet gösteriyor ve bu araçların yaklaşık üçte ikisi İstanbul’da çalışıyor.
YERLİ PAYI SÜREKLİ AZALIYOR
Sahada kullanılan araçların büyük bölümü 3 yerli ve 12 ithal markadan oluşurken, yerli üreticilerin payı her geçen yıl daha da daralıyor. Abdurrahim Barın “Bugün geldiğimiz noktada BMC sektörden çekilmiş durumda, Karsan servis aracı üretimini durdurdu. Ford ise ağırlıklı olarak Anadolu’da farklı yolcu taşımacılığı segmentlerine yöneldi. Servis aracı özelinde yerli üretim neredeyse yok olma noktasına geldi. Buna karşın özellikle son 15 yılda ithal markaların pazar payı hızla artıyor” dedi.
AVRUPA 1 MİLYON KM ŞARTI ARIYOR
Sendikanın tespitlerine göre servis aracı pazarında, başta iki Alman markası olmak üzere ithal araçlarda fiilî bir tekelleşme oluşuyor. Barın, bu yapının temel nedeninin Türkiye’de uygulanan 12 yaş sınırı olduğunu savunuyor. Mevcut mevzuat gereği servis araçları yaş kriteri esas alınarak ortalama 250 bin kilometrede sistem dışına çıkarılıyor. Oysa uluslararası uygulamalarda durum çok farklı. Barın “AB ülkelerinde ve ABD’de servis araçları yaşla değil, kilometre ve teknik yeterlilik esasına göre değerlendiriliyor. Bu araçlar düzenli bakım ve denetimle 1 milyon kilometreye kadar güvenle kullanılabiliyor. Türkiye’de ise teknik ve fiziki ömrünü tamamlamamış araçlar sadece yaş sebebiyle trafikten ve sistemden çıkarılıyor. Bu durum hem kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına hem de esnafın ağır bir ekonomik yük altına girmesine yol açıyor” diye konuştu.
İKİ MARKA DIŞINDA ALAMAZSIN!
Öte yandan erken araç yenileme zorunluluğu, servis esnafını ağır yükün altına sokuyor. Bu süreçte ithal araçların tercih edilmesi döviz çıkışına neden oluyor. Barın “Bu sadece bir sektör meselesi değil, aynı zamanda bir ülke ekonomisi meselesi. Yerli üretim desteklenmezken, milyarlarca liralık kaynak Avrupa’ya aktarılıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
Sektörde faaliyet gösteren bazı büyük işletmeciler ve araç satıcılarının piyasayı yönlendirdiği iddiaları da tartışmanın önemli başlıklarından biri... Sendikanın aktardığına göre bazı servis esnafı, sözleşmeli çalıştıkları firmalar tarafından “3 yaşında ve belirli iki markaya ait araç” kullanmaya zorlanıyor. Bu baskılar nedeniyle birçok esnafın aracını satmak zorunda kaldığı, hatta mesleği bırakmak durumunda kaldığı ifade ediliyor.
NEDEN SOMUT ADIM ATILMIYOR?
Uygulamadaki çelişkilere dikkat çeken Abdurrahim Barın “Servis aracı olarak kullanımı sonlandırılan bir araç TÜVTÜRK muayenesinden geçerek şehirler arası ya da farklı bir taşımacılık türünde kullanılabiliyor. Bu durum yaş kriterinin güvenlikten ziyade ticari sonuçlar doğurduğunu açıkça gösteriyor” dedi.
Öte yandan İTÜ OTAM, uluslararası bağımsız denetim kuruluşları ve çeşitli kamu raporları yaş kriterinin bilimsel ve teknik bir karşılığı olmadığını ortaya koyuyor. Roparlarda kilometre ve teknik yeterlilik esaslı bir sisteme geçilmesi gerektiği öneriliyor. Barın, çözüm önerilerinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından not alındığını, ancak henüz somut bir adım atılmadığını söylüyor.
Kalıcı bir çözüm için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının ortak koordinasyonuyla mevzuat değişikliği yapılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca bu düzenlemenin, Hazine ve Maliye Bakanlığının tasarruf tedbirleri kapsamında da değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Kaan ZENGİNLİ
