Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

Otomotivde ÖTV geliri ilk kez düşüşe geçti

Otomotiv pazarındaki daralma ÖTV gelirlerine de yansırken, temmuz ayında otomotivden tahsil edilen ÖTV geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,55 geriledi. Satış, üretim ve ihracattaki düşüşün sürmesi beklenirken, yıl sonu bütçe hedefinin tutmaması ve yeni ÖTV artışı ihtimali sektörde endişeyi artırıyor.

Giriş : Güncelleme :
Otomotivde ÖTV geliri ilk kez düşüşe geçti

Otomotiv editörü Emre Özpeynirci, otomotiv pazarındaki daralmanın ÖTV tahsilatına da yansımaya başladığını duyurdu.

Özpeynirci'nin paylaştığı verilere göre, temmuz ayında otomotivden alınan ÖTV geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,55 gerilerken, satışlardaki düşüşün ağustos ve eylül aylarında da sürmesi bekleniyor. Sektörde hem iç pazardaki daralma hem de üretim ve ihracattaki kayıplar endişeyi artırıyor.

Türk otomotiv sektöründe uzun yıllar sonra ilk kez Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tahsilatında düşüş yaşanması, iç pazardaki daralmanın boyutunu ortaya koydu.

Otomotiv editörü Emre Özpeynirci'nin Oksijen TV'de yaptığı değerlendirmelere göre, temmuz ayında ÖTV tahsilatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,55 azaldı. Düşüşün ağustos ve eylül aylarında da devam etmesi bekleniyor.

Otomotiv pazarı temmuzda yüzde 25 daraldı

Otomotiv pazarındaki daralma şubat ayından bu yana sürerken, temmuz ayında düşüş yüzde 25'e ulaştı. Ağustos ayına ilişkin beklentiler ise satışların yaklaşık 75 bin adet seviyesinde kalacağı yönünde.

Bu gerçekleşirse ağustos ayı, son 4-5 yılın en zayıf ağustos aylarından biri olacak. Geçen yıl ağustos ayında 102 binin üzerinde araç satılmış olması, beklenen düşüşün boyutunu ortaya koyuyor.

ÖTV gelirinde bütçe hedefi riski

Otomotivden elde edilen ÖTV gelirindeki düşüş, bütçe hedefleri açısından da risk oluşturuyor. Verilen değerlendirmelere göre, devletin otomotivden beklediği yıllık ÖTV geliri yaklaşık 900 milyar TL seviyesinde bulunuyor.

Yılın ilk 7 ayında ise yaklaşık 419-420 milyar TL tahsil edildi. Bu rakam, yıllık hedefin yaklaşık yüzde 44'üne karşılık geliyor. Geçen yılın aynı döneminde hedefin yüzde 47-48'lik bölümüne ulaşılmış olması, bu yılki tahsilat performansındaki gerilemeyi ortaya koyuyor.

Pazarın daralmaya devam etmesi halinde yıl sonu bütçe hedefinin yakalanamaması ihtimali güçleniyor.

Bu durum, bütçe açığının kontrol altında tutulması amacıyla otomotiv vergilerinde yeni düzenlemeler yapılabileceği endişesini de beraberinde getiriyor.

Yeni ÖTV artışı riski sektörü endişelendiriyor

Yakın dönemde getirilen maktu ÖTV düzenlemesiyle Cumhurbaşkanı'na bu vergiyi artırma konusunda geniş bir yetki verilmesi de sektörün gündemindeki önemli başlıklardan biri.

Mevcut durumda Türkiye'de satılan ortalama bir otomobilden alınan ÖTV'nin yaklaşık 718 bin 300 TL seviyesine ulaştığı belirtiliyor. Yeni bir vergi artışı, zaten daralan iç pazarda tüketicinin otomobile erişimini daha da zorlaştırabilir.

Üretim ve ihracatta da sert kayıp

Sektördeki olumsuz tablo yalnızca iç pazarla sınırlı kalmadı. Temmuz ayında toplam otomotiv üretiminin yüzde 19,16 gerilediği, otomobil üretimindeki düşüşün ise yüzde 32'ye ulaştığı belirtiliyor.

İhracat tarafında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Temmuz ayında toplam otomotiv ihracatı yüzde 20,41 azalırken, otomobil ihracatındaki gerileme yüzde 39'a ulaştı.

Otomotiv sanayisinde kapasite kullanım oranının da yüzde 62 seviyelerine kadar gerilemesi, sektördeki üretim baskısını artıran unsurlardan biri oldu.

Fabrikalardaki yatırımlar düşüşte etkili

Üretimdeki gerilemenin bir bölümünde fabrikalarda gerçekleştirilen yeni model yatırımları ve bant yenileme çalışmalarının etkisi bulunuyor. Renault Clio ve Hyundai Inster gibi modeller için yapılan çalışmaların üretim rakamlarını aşağı çektiği belirtiliyor.

Ancak sektör temsilcilerine göre sorun yalnızca geçici üretim kesintilerinden kaynaklanmıyor. Avrupa otomotiv pazarındaki dönüşüm de Türkiye'nin ihracat kapasitesi açısından yeni bir baskı oluşturuyor.

Elektrikli araç dönüşümü Türkiye için kritik

Avrupa pazarının hızla elektrikli araçlara yönelmesi, Türkiye açısından önemli bir rekabet riski yaratıyor. Türkiye'nin Avrupa'ya ihraç edebildiği elektrikli araç çeşitliliğinin henüz yeterli seviyeye ulaşmamış olması, sektörün önündeki temel sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.

Bunun yanında Avrupa'nın sanayi politikası kapsamında gündeme gelen "Made in Europe" yaklaşımının Türkiye'yi nasıl etkileyeceğine ilişkin belirsizlikler de yeni yatırımlar açısından soru işaretleri yaratıyor.

İç pazarda satışların gerilemesi, ÖTV tahsilatının düşmesi, üretim ve ihracattaki kayıpların aynı dönemde ortaya çıkması, Türkiye otomotiv sektörünün çok yönlü bir baskıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Sektörde en büyük endişe ise bütçe hedeflerinin tutturulamaması halinde yeni vergi düzenlemelerinin gündeme gelmesi ve bunun otomobil fiyatları üzerinden doğrudan tüketiciye yansıması.

Ekonomim