OECD Türkiye'nin 2026 yılı büyüme tahminini düşürdü
OECD, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın gölgesinde hazırladığı Ekonomik Görünüm raporunda hem küresel ekonomi hem de Türkiye için büyüme tahminlerini güncelledi. Raporda, çatışmanın seyrine bağlı olarak dünya ekonomisinde yavaşlama riskinin arttığı belirtilirken, Türkiye'nin enerji tedarikinde görece avantajlı konumunu koruduğu ancak enflasyon ve dış talep kaynaklı risklerin sürdüğü vurgulandı. Türkiye büyüme tahminini 2026 için yüzde 3,3'ten yüzde 3,1'e indirdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 3-4 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen OECD Bakanlar Konseyi Toplantısı kapsamında hazırladığı "Ekonomik Görünüm" raporunu "Baskı Altında" temasıyla yayımladı.
Raporda, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın küresel ekonominin dayanıklılığını test ettiği belirtilirken, çatışmanın süresi ve kapsamına ilişkin belirsizliklerin sürdüğüne dikkat çekildi.
OECD, savaş sona erse bile zarar gören altyapının ve ulaşım ağlarının yeniden işler hale getirilmesinin zaman alacağını, küresel tedarik zincirlerinin eski düzenine dönmesinin aylar sürebileceğini vurguladı. Bu nedenle ekonomik baskıların çatışma sonrasında da bir süre devam edebileceği değerlendirildi.
Özellikle Körfez bölgesindeki enerji üretimi ve ticaretinde yaşanan aksamaların petrol, LNG, tarımsal ürünler ve sanayi girdilerinin fiyatlarını yükselttiği belirtilen raporda, bunun birçok ülkede enflasyonu yukarı çekebileceği ifade edildi. Orta Doğu'dan yapılan ithalata bağımlı olan Asya ekonomilerinin ise olası şoklardan en fazla etkilenebilecek bölgeler arasında yer aldığı kaydedildi.
OECD iki farklı senaryo hazırladı
Yüksek belirsizlik ortamı nedeniyle OECD, küresel ekonominin önümüzdeki 18 aylık süreçte nasıl şekillenebileceğine ilişkin iki ayrı senaryo oluşturdu. Senaryoların temelinde enerji piyasalarındaki gelişmeler, çatışmanın ne kadar sürede çözüme kavuşacağı ve uygulanacak ekonomik politikalar yer aldı.
"Sınırlı süreli aksaklık" olarak adlandırılan ilk senaryoda, savaşın ekonomik etkilerinin hissedilmeye devam etmesine rağmen görece kısa sürede hafifleyeceği varsayıldı. Bu çerçevede Körfez ülkelerindeki enerji üretimi ve ticaretinin yılın üçüncü çeyreğinden itibaren kademeli şekilde toparlanacağı, Asya'da ise enerji arzında sınırlı sıkıntılar yaşanacağı öngörüldü.
Bu senaryoya göre küresel büyümenin 2025'teki yüzde 3,4 seviyesinden bu yıl yüzde 2,8'e gerilemesi, 2027 yılında ise yeniden yüzde 3,1'e yükselmesi bekleniyor. OECD, mart ayında yayımladığı raporda bu yıl için yüzde 2,9, 2027 için ise yüzde 3 büyüme tahmini paylaşmıştı.
Aynı senaryoda, büyük ekonomilerin çoğunda politika faizlerinin bu yıl önemli ölçüde değişmeyeceği ve temel enflasyon baskılarının sınırlı kalacağı öngörülüyor. Söz konusu baskıların 2027 yılında daha da azalması bekleniyor.
G20 ülkelerinde enflasyonun 2025'teki yüzde 3,4 seviyesinden bu yıl yüzde 4'e yükselmesi, 2027'de ise yüzde 3,1'e gerilemesi tahmin ediliyor.
Raporda ayrıca kalıcı bir ateşkes sağlanması ve enerji maliyetlerinin daha fazla düşmesi halinde küresel büyümenin daha güçlü gerçekleşebileceği belirtildi. Petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarında yılın ikinci yarısından itibaren yaşanabilecek ilave yüzde 10'luk düşüşün, 2027 küresel büyümesine 0,1 puan katkı sağlayabileceği ve enflasyonu 0,3 puan aşağı çekebileceği hesaplandı.
Uzun süreli çatışma resesyon riskini artırabilir
OECD'nin ikinci senaryosu olan "uzun süreli kesinti" varsayımında ise barışın 2027'nin ilerleyen dönemlerine kadar sağlanamaması durumunda ortaya çıkabilecek ekonomik sonuçlar ele alındı.
Bu senaryoya göre Körfez ülkelerindeki enerji üretimi ve ihracatında yaşanan aksaklıkların 2027'nin ikinci yarısına kadar devam etmesi, ardından ise kademeli olarak azalması bekleniyor.
Raporda, enerji ürünleriyle birlikte tarımsal ve sanayi girdilerinde ciddi arz sıkıntıları yaşanabileceği, bunun da yatırımların azalmasına ve verimlilik kayıplarına yol açarak potansiyel üretimi kalıcı şekilde etkileyebileceği belirtildi.
Bu durumda küresel ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2,1'e, 2027 yılında ise yüzde 1,8'e kadar gerileyebileceği öngörülüyor. OECD, böylesi bir yavaşlamanın birçok ekonomiyi resesyona sürükleyebileceği ve işsizlik oranlarını artırabileceği uyarısında bulundu.
Senaryoda küresel enflasyonun bu yıl 0,4 puan, 2027'de ise 1,3 puan yükselebileceği, buna bağlı olarak birçok ülkede politika faizlerinin 50 ila 75 baz puan artırılabileceği tahmin edildi.
Türkiye için büyüme beklentisi yüzde 3,1
OECD'nin güncel tahminlerine göre Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,1, 2027 yılında ise yüzde 3,8 büyümesi bekleniyor. Kuruluş, mart ayında yayımladığı raporda Türkiye için 2026 büyüme beklentisini yüzde 3,3 olarak açıklamıştı.
Raporda, yüksek enerji ve emtia maliyetlerinin sıkı finansal koşullar altında iç talebi baskılayabileceği belirtilirken, yıl sonuna doğru tüketici güvenindeki toparlanma ve faizlerde beklenen gerilemenin tüketim ile yatırımları destekleyebileceği ifade edildi.
OECD, dezenflasyon sürecinin sürmesi halinde Türkiye'de yıllık enflasyonun 2027'nin ilk yarısında yüzde 20'nin altına inebileceğini öngördü. Ancak Orta Doğu'daki gerilimin artması ve yeni fiyat baskılarının ortaya çıkmasının enflasyondaki düşüş süreci açısından önemli riskler oluşturduğu vurgulandı.
Raporda, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınabilmesi için sıkı para politikasının korunmasının kritik önem taşıdığı belirtilirken, gerektiğinde ilave faiz artışlarının da gündeme gelebileceği ifade edildi.
Türkiye'nin yükselen enerji fiyatlarından etkilenebileceği belirtilse de petrol, doğal gaz ve gübre ithalatının büyük bölümünün Basra Körfezi kaynaklı olmaması nedeniyle doğrudan tedarik risklerine karşı birçok ülkeye kıyasla daha avantajlı konumda bulunduğu kaydedildi. Bununla birlikte Avrupa ekonomilerindeki talep zayıflığı ve Çin'in özellikle imalat sektöründeki küresel etkisinin Türkiye açısından risk oluşturmaya devam ettiği değerlendirildi.
