,

Kuryenin peşini bırak! Krizde cebini doldurana bak

Kur korumasıyla, bir gecede fırlayan dövizle, vergi aflarıyla dar bir zümre servetine servet katarken ekonomi ağır krize sürüklendi. Hatalı politikalarla süreç çıkmaza girince de hükümet yükü milletin omzuna bırakmak için akla hayale gelmeyecek formüllere sarıldı. Kuryenin bahşişine vergi, engelli aracına kısıtlama gibi ‘icatlar’ dar gelirlinin cebini hedef alırken yangında ceplerini dolduranlar elini taşın altına koymadı.

Kuryenin peşini bırak! Krizde cebini doldurana bak

KİRAYA PEŞİN VERGİ, YURT DIŞI HARCINA 20 KAT ZAM, ENGELLİ ARACINA KISITLAMA

Ekonomideki kriz tablosu karşısında hükümetin kaynak arayışı devam ederken içeride de baklavacıdan, esnafın IBAN’ına kadar vergi gelirini artıracak denetimler devreye sokuldu. Hazine Bakanlığı’nın hazırladığı yeni pakette de tartışma yaratacak düzenlemeler yansıdı. Yurt dışı çıkış harcına 20 kat zam, kirada verginin peşin alınacağına dönük iddialar tepki çekti. Engelli aracına kısıtlama ve motokuryelere vergi başlıkları da ‘Krizin faturası vatandaşa kesilecek’ yorumlarına yol açtı.

‘SERVET BİLDİRİMİYLE HEM GELİR SAĞLANIR HEM TEPKİ ÇEKEN İŞLERE GEREK KALMAZ’

Ekonomi Bakanı, vatandaşa sabır telkin ederken aranan kaynağın garantili projelerde, holdinglere sağlanan milyonluk vergi aflarında olduğu hatırlatıldı. Muhalefet temsilcileri “Deli Dumrul paketiyle hedeflenen para şirketlerin silinen vergilerinin yanında devede kulak” tepkisini gösterdi. Ekonomist Mahfi Eğilmez de yanlış politikaların faturasının yürütenlere değil vatandaşa çıktığına dikkat çekti. “Servet incelemesi sağlanırsa ciddi tahsilat sağlanır ve bu düzenlemelere gerek kalmaz” dedi.

ACI REÇETENİN TEK SAHİBİ VATANDAŞ OLDU

Türkiye ekonomisinde uygulanan yanlış politikaların acısını bugün vatandaş çekiyor. Eski ekonomi yönetimi TL’yi adım adım krize sürükleyen yanlış politikalarda geri adım atmayarak içerideki yangını her geçen gün körükledi. 50 yıl önce uygulanmış ve ders alınmamış politikalar denendi. Rezervler yakıldı ama yine de TL krizinin önüne geçilemedi. Şimdi ise yeni yönetim acı faturayı vatandaşa kesti. Reçeteyi yanlış kesen doktora dokunulmadı. Bir gecede zengin olanların vergi borcu silindi. Vatandaşa da ek vergi geldi.

Hükümet’in geçmişte uyguladığı yanlış ekonomi politikalarının acısı bugün çıkıyor. Bilim ve akıl dışı uygulamalarla Türkiye’yi adım adım TL krizine yönlendiren uygulamalardan şimdi geri dönülmeye çalışılıyor. Kurda yaşanan sert artışa karşı yakılan döviz rezervlerinden, 50 yıl önce uygulanmış fakat sonu zarardan başka bir şey yazmamış kur korumalı mevduat sistemi derken bugün TL belki de en değersiz dönemlerinden birini yaşıyor. Dövizin bir gecede zirve yapması, sert inişler ve çıkışlarla birlikte, bir gecede servetine servet katanlara karşın enkaz yine vatandaşın üzerine kaldı. Türkiye’de seçim öncesinde ekonomi yönetiminin aldığı akıl ve bilim dışı kararlara karşı bugün Mehmet Şimşek yönetimi doğru bilinen politikalara yönelmeye çalışıyor. Acı reçetenin en baştan beri kesileceğini her defasında mesajını veren Şimşek, bunu vatandaşa kesiyor. Getirilen yeni ek vergilerle birlikte zaten geçim derdinde olan vatandaşa maliyet üzerine maliyet çıkartılırken, deyim yerindeyse reçeteyi yanlış kesen doktora hiçbir yaptırım uygulanmıyor. Bu kriz döneminde servetlerine servet katan zenginlerin vergileri siliniyor. Ama vatandaşa vergi çıkıyor. Yeni ekonomi yönetiminin tasarruf adı altında aldığı kararlardan da sadece kırtasiye ve çalışanların servisi çıkarken, şimdi de kuryelere yeni vergi taslağı üzerinde çalışmalar yapılıyor. Yurt dışı harcına 10 kat zam geliyor. ÖTV muaf satışlara yeni düzenlemeler gerçekleşiyor. Acı reçete tam olarak vatandaşlara uygulanmaya devam ediyor. Gündemdeki bu konuyu kaleme alan ekonomist Mahfi Eğilmez, son 3 yılda uygulanan ekonomi politikasının yanlış olduğunu vurgulayarak, bunun faturasının onları yürütenlere değil, vatandaşa çıktığını belirtti. Bahşişlerin vergilendirilmesi, yurt dışı çıkış harcının artırılması gibi düzenlemeleri “yanlış” olarak değerlendiren Dr. Eğilmez, servet incelemesi yetkisi veren bir yasa ile Türkiye’nin kara para, vergi dışı ve kayıt dışı işlemler cenneti olmaktan kurtarılacağını savundu.

‘AK PARTİ BUNU YAPAMAYACAKTIR’

Mahfi Eğilmez yazısını şöyle bitirdi: “Özetle servet bildirimi ve gider bildirimi uygulamaları 1960 yılındaki çerçevesiyle yeniden getirilir ve geçmişte oluşan farklar, vergisini ödemek kaydıyla silinirse bu yolla hem ciddi tahsilat sağlanır ve halkın tepkesini çekecek birçok düzenlemeye gerek kalmaz. Bu düzenleme aynı zamanda Türkiye’yi kara para, vergi dışı ve kayıt dışı işlemler cenneti olmaktan kurtarır, gri listeden de çıkmasını sağlar. Ne var ki 2003 yılında nereden buldun yasasına olan yaklaşımını dikkate aldığımızda AK Parti’nin bunu yapabileceğini sanmıyorum.”

‘BAHŞİŞ KARTLA ÖDENİYOR O DA VERGİYE TABİ OLUYOR’

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlıkları yürütülen pakette, vergilendirmede kolaylık isteyen sektörlerin talepleri de değerlendiriliyor. Bu kapsamda, ilgili sektörlerin başvurusu üzerine, bahşiş gelirleri ve motokurye faaliyetlerinden elde edilen gelirlere yeni vergi ihdas edilmeden, bu alanlardaki vergilendirme usulünün kolaylaştırılması için çalışma yapıldı. Gelir Vergisi Kanunu’na göre, yeme içme hizmeti veren işletmelerde toplanan bahşişlerin işverence çalışanlara dağıtılması durumunda, bu ödemeler işverenden alınan ücretin bir parçası olarak değerlendiriliyor ve ücret matrahına eklenerek gelir vergisi tarifesine göre tevkif suretiyle vergilendiriliyor. Banka kartı, kredi kartı ve diğer ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte müşteriler yeme içme bedeline ilave olarak bahşiş ödemelerini de kartla yapmaya başladı. Bu durumda, ayrı gösterilemediği için bahşiş olarak yapılan ödeme, yeme içme hizmetinin matrahına dahil bir unsur olarak kabul ediliyor ve KDV’ye tabi tutuluyor.

‘GELİRİNDEN FAZLA HARCAYANA İNCELEME’

Vergi paketinde eleştirilecek birçok konunun olduğunu ifade eden Mahfi Eğilmez “Bir konu var ki üzerinde özel olarak durulması gerekiyor: Gider Bildirimi. Teklifte; “Risk analizi sonucu beyana tabi gelirleri ile yapılan harcamaları arasında yüzde 20’nin üzerinde uyumsuzluk olan mükelleflerden Özel Gider (Harcama) Bildirimi istenmesi ve aradaki farkın izah edilememesi durumunda ilgili hakkında vergi incelemesi yapılması, izah edilemeyen fark tutarlarının arızi kazanç olarak kabul edilerek gelir vergisi tarh edilmesi” öngörülmektedir. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere bu şekilde vergi salınabilmesi için bazı koşulların oluşması gerekiyor: Her şeyden önce bir risk analizi yapılacak. Bunu kimin yapacağı, izne bağlı olup olmadığı, hangi kriterlere bakılacağı vb. gibi konuların metinde açıklaması yok. Muhtemelen sonradan çıkarılacak bir tebliğle belirlenecek. Beyana tabi gelir ile giderler arasında yüzde 20’yi aşan bir uyumsuzluk olması gerekiyor. Böyle bir oran niçin gerekli anlayamadım. Gelir ile gider arasındaki uyumsuzluğun yüzde 20 ve altında olması farkın önemsiz olduğu anlamına mı geliyor? Bu ülkede açlık sınırının altında yaşayan insanlar varken böyle bir fark aramanın anlamı yok. Böyle bir fark varsa mükelleften Özel Gider Bildirimi istenecek. Yani bu bildirim baştan gelir vergisi beyannamesiyle birlikte verilmeyecek. Bu, bence doğru yaklaşım değil. Servet ve Gider Bildirimlerinin en baştan gelir vergisi beyannamesiyle birlikte vergi dairesine verilmesi gerekir. Gelir ile gider arasındaki farkın izah edilmemesi ve bunun üzerine mükellef hakkında vergi incelemesi yapılması gerekiyor. Oysa bütün bu incelemeler en baştan yapılıp mükellefe en sonunda sorulması gerekir. Fark varsa bunun arızi kazanç olarak kabul edilmesi ve gelir vergisi tarh edilmesi gerekiyor.”

ÖTV MUAFİYETİ KALKIYOR MU?

Engellilere sağlanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indiriminde kısıtlama getirilmesi yeniden gündeme geldi. İddialara göre yeni düzenlemeyle birlikte bu istisnadan yararlanma süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkacağı tahmin ediliyor. Aktarılanlara göre Meclis’e gelecek düzenleme için iki alternatif üzerinde çalışılıyor. 5 yıldan 10 yıla çıkarılması, taşıtların veraset yoluyla intikalinde istisnaya konu vergilerin mirasçılar tarafından ödenmesi, her yıl yeniden değerleme oranında artan tutarın yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılması ve Cumhurbaşkanı’nın yeniden değerleme oranında artan tutarı, yüzde 50’sine kadar artırma yetkisinin kaldırılması üzerinde çalışmaların başladığı söylenenler arasında. Bir diğer çalışmada da ÖTV istisnasının kaldırılması konuşuluyor. Bunun yerine teşvikin sosyal yardım şeklinde yapılması, engellilerin gelir durumları ve alınacak taşıtların yerli olması gibi kriterler öne çıkıyor.

BENZİN VE MOTORİNE ZAM GELİYOR

Brent petrol fiyatları ve dövizdeki artışla birlikte akaryakıta tekrar zam gündeme geldi. Buna ek olarak yeni vergi çalışmalarıyla birlikte, bayram tatili sonrasında fiyatlarda artış olacak. Daha birkaç gün önce benzin ve motorinde beklenen zam ertelenmişti. Fakat sonrasında bu zammın gerçekleşeceği paylaşıldı. Benzinde 1 lira 64 kuruş, motorinde 1 lira 63 kuruş artış olacaktı. Bu bilgi sonrasında yeni tarih paylaşıldı. Zamlı akaryakıt tarifesinin 25 Haziran Salı gününden itibaren geçerli olacağı aktarıldı. Aynı zamda da değişiklik oldu. Benzine 2 lira motorine 1 lira 68 kuruş zam yapılacağı aktarıldı. Eğer zam gerçekleşirse benzinin litresi 42,26 TL’ye, motorinin litresi de 42,38 liraya çıkacak.

‘ZATEN PASAPORT HARCI ALINIYOR ÇIKIŞ VERGİSİ NİYE?’

Mahfi Eğilmez “Pasaport düzenlemesinde zaten pasaport harcı alınmak suretiyle o hizmetin karşılığı alındığı için yurtdışı çıkış harcı dayanaksız bir tahsilat olmaktadır. Gelir ve kurumlar vergilerinde bazı istisna ve muaflıkların kaldırılması doğrudur. Bununla birlikte kaldırılması gereken istisna konut üzerinden alınan emlak vergisindeki istisna değildir. Derneklere, vakıflara yapılan bağışlardaki istisnalar kaldırılmalıdır. Çünkü bunlara istisna tanınınca o, bir bağış olmaktan çıkıp vergiden kaçınma ve göze girme aracı haline dönüşmektedir” dedi.

MOTOKURYEYE TEVKİFAT YAPILACAK

Motokurye faaliyetlerinden doğan ve ticari kazanç olarak vergilendirilen kazançların, tevkifat usulüyle verilendirilmesine yönelik basit vergileme usulüne geçilmesi öngörülüyor. Kuryelerin, hizmet sözleşmesi kapsamında bir işverene bağlı olarak çalışmaları halinde elde ettikleri gelir ücret olarak vergilendiriliyor. Kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışmaları durumda ise elde edilen gelir ticari kazanç kapsamında değerlendiriliyor ve teslim hizmetleri KDV’ye tabi tutuluyor. Ticari kazanç mükellefi olarak faaliyette bulunan 126 bin 112 motokurye bulunuyor. Motokuryeler ve mesleki birliklerden gelen talepler üzerine, bunların defter tutma, belge düzenleme, geçici ve yıllık beyanname verme gibi yükümlülükleri yerine kolay şekilde vergilendirilmelerine yönelik düzenleme yapılması için çalışmalar tamamlandı. Ticari kazanç mükellefi olan motokuryelere bu hizmetleri karşılığı yapılan ödemelerden belli oranda tevkifat yapılacak, bir takvim yılı içinde elde ettikleri gelirlerin tarifenin 4. dilimini (bu yıl için 3 milyon lira) aşmaması halinde tevkifat nihai vergi olacak. Bu uygulamaya geçenlerin, defter tutma, belge düzenleme, geçici ve yıllık beyanname verme gibi yükümlülükleri olmayacak. Ayrıca, bunların hizmet ifaları KDV’den de istisna tutulacak.

ŞİMŞEK: BAHŞİŞE MUAFİYET VAR

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, düzenlemeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bakan Şimşek, “Motokurye gelirlerine, garsonların bahşişine yeni vergi yok, muafiyet getiriyoruz. Motokurye faaliyetleriyle bahşiş gelirlerinin vergilendirilmesini kolaylaştırıyoruz. Düzenleme ile motokurye faaliyetlerinden doğan ticari kazançlar basit usulde vergilendirilecek, bahşiş gelirleri normal ücret geliriyle ilişkilendirilmeyecek ve hizmet bedelinden ayrı gösterilerek KDV’ye tabi olmayacak” dedi.

KDV’YE DEĞİL GELİR VERGİSİNE TABİ OLACAK

Sektör temsilcilerinin kolaylık talep etmesi üzerine harekete geçen Bakanlık, konunun tarafı olan diğer bakanlıklarla çalışma yürüttü. Bu kapsamda dünya örnekleri de incelenirken banka ve kredi kartı ile bahşiş ödemesinin çok yaygın olduğu ve ödeme belgelerinde bu tutarların ayrı gösterilerek KDV matrahına dahil edilmediği belirlendi. Hazırlanan taslak çalışmaya göre, bahşiş ödemeleri, hizmet bedelinin yüzde 10’unu aşmaması şartıyla ödeme belgelerinde bu bedelden ayrı gösterilecek. Ücret niteliğindeki bu gelirler banka hesabında toplanacak ve tamamı çalışanlara dağıtılacak. Asgari ücretin aylık brüt tutarına kadar çalışanlara dağıtılan paralar, normal ücret geliriyle ilişkilendirilmeyecek ve tarife yerine sadece yüzde 10 gelir vergisi tevkifatına tabi olacak. Bahşiş ödemelerinin hizmet bedelinden ayrı olarak gösterilmesi şartıyla ücret niteliğinde olan bu ödemeler, işveren tarafından hizmet bedeline dahil edilmeyecek ve dolayısıyla KDV’ye tabi tutulmayacak.

‘NE ADALET VAR NE DE TABANA YAYILMA VAR’

’Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca son şekli verilen vergi reform paketinde, hali hazırda 150 TL olarak uygulanan yurt dışı çıkış harcının 1500 TL’ye çıkarılması teklifi de dikkat çeken detaylardan. Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara, yurt dışı çıkış harcına yönelik teklifi şöyle yorumladı, bin 500 TL yurt dışı çıkış harcının vatandaş üzerindeki etkisini karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. Kara, 1500 TL’lik yurt dışı çıkış harcının 500 dolar biriktirip Arnavutluk’a tatile giden yüzde 10 ek maliyet, Las Vegas’ta bir çırpıda 100 bin dolar yiyen için çerez parası olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Hakan Kara, X (Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda, “Amaç vergide adalet ve verginin tabana yayılması ise iki kriteri de karşılamıyor” ifadesini kullandı.

KARAR

İlişkili Haberler

Manşetler