Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

Fon krizinin ekonımiye bedeli ne olacak?

Fon soruşturmasının ardından ekonomi yönetiminin “güvenilir ekonomi” mesajlarına karşın ekonomistler, sermaye piyasalarında güven kaybının büyüyebileceği ve krizin borsanın geneline yayılabileceği uyarısında bulundu.

Kaynak : Cumhuriyet Gazetesi Giriş : Güncelleme :
Fon krizinin ekonımiye bedeli ne olacak?

Borsaya yönelik düzenlemeler ve ekonomi yönetiminin yerli ve yabancı yatırımcılara verdiği “güvenilir ekonomi” mesajları peş peşe gelirken ekonomi çevrelerinde yapılan yorumlar olumlu değil.

Sermaye piyasalarında oluşan güven kaybının ekonomiye ve yatırımlara etkisinin büyük olacağı belirtilirken tasarrufların finansal sistemden çekilerek döviz ve yastık altına yönelebileceği, şeffaflık ve denetim sorunlarının doğrudan yatırımları da olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Bazı ekonomistler ise mevcut ortamın uzun vadeli yatırımlardan çok “spekülatif rant sermayesinin” tercih ettiği koşulları yarattığı görüşünde.

Fon soruşturmasında son olarak 46 şirket, 18 fon ve 42 kişinin malvarlığının dondurulduğu açıklanırken Borsa İstanbul geçen haftayı yüzde 2.90 düşüşle kapattı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ABD’de yabancı yatırımcılara, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise Elazığ’da TÜRKONFED zirvesinde yerli yatırımcılara “Temellerimiz sağlam. Ekonomimizde problem yok” mesajları vererek ikna etmeye çalıştı. Yılmaz fon skandalından “Kısıtlı bir alandaki geçici bir sorun. Sermaye piyasası eskisinden daha güçlü olacak” diye bahsetse de ekonomistlerin uyarıları krizin sermaye piyasası ile sınırlı kalmayacağı yönünde yoğunlaşıyor.

Prof. Serap Durusoy, “Türkiye’de son yılların en önemli manipülasyonu ve sıra dışı bir olay yaşanıyor. Süreç kamuoyuna fon krizi olarak yansımakla birlikte aslında ekonomik, hukuki, politik, ahlaki ve bir güven sorunu ile karşı karşıyayız” dedi.

Olumlu siyasi refleks ile ortamın sakinleştirilmeye çalışılmasının çok ciddi ekonomik ve sosyal maliyet gerçeğini değiştirmeyeceğini belirten Durusoy, TCMB verilerine göre 18 Eylül  haftasında fonlarda 458 milyar lira düşüş; döviz mevduatlarında 3 milyar 30 milyon dolarlık artış, TL mevduatlarda 434.8 milyar liralık artışa dikkat çekti. Yastık altına yönelimin artacağını ve tasarruf sistemine daha az para gireceğini söyleyen Durusoy, “Asıl önemli olan insanları bu sisteme dahil olmaya zorlayan ekonomik koşulların iyileştirilmesine yönelik adımların atılması” dedi.

‘BULAŞMA RİSKİ VAR’ 

Prof. Murat Birdal da yabancı yatırımcıların hazirandan beri spekülatif işlemlere ilişkin yaptığı uyarılara dikkat çekerek “Şimdi bir temizlik yapıldığını görüyoruz ama bu zamana kadar SPK’nin izin vermiş olmasından kaynaklı verilmesi gereken çok hesap var” dedi. Krizin borsanın geneline yayılma riskine işaret eden Birdal, nakit ihtiyacı oluşan yatırımcıların ellerindeki sağlam hisseleri de satmak zorunda kalabileceğini belirtti.

Birdal, “Borsanın bütününü tehdit eden bir durum. Ziraat Yatırım müdahalesi var ama yatırımcı kendi haline bırakıldığında ayakta duramayacağını görüyor. Uluslararası yatırımcı istiyorsanız yapılan bu yanlışların da hesabını vermek zorundasınız ama bu çaba yok” dedi. Uzun vadeli doğrudan yatırımlar için de uzun zamandır siyasal ortam kaynaklı derin bir çekince olduğunu ekleyen Birdal, “Bu yatırımlar için eğitimden hukuka kadar, kısa vadede çözülemeyecek yapısal sorunlarımız ve belirsizlikler var” dedi.

‘RANTIN SEVDİĞİ KOŞULLAR’

Prof. Erinç Yeldan ise konuya sadece “Güven yoksa yatırım yok” şeklinde bakılamayacağını söyledi. Durumu “reel sektörün gerçeklerinden kopartılmış kumarhane kapitalizmi olarak işletilen denetim-dışı aşırı spekülasyon ve ‘ahlaki tehlike’ yani hukuksuzluk ve liyakatsizlik” olarak tarif eden Yeldan, “Tüm bunlar spekülatif rant sermayesinin en sevdiği koşullar.

Dolayısıyla ben sorunun özünde uluslararası yatırımcı güvensizliğinden ziyade, bir ucuz emek cenneti ve rant ekonomisine dönüştürülmüş olan ulusal ekonominin dengesizliklerinde yattığını düşünüyorum” dedi.

‘TASFİYE SÜRECİ GÜVEN VERMİYOR’

Ekonomist Güldem Atabay ise MASAK incelemesinin 2024 öncesine genişletilmemesine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu fon sahipleri, SPK, BDDK, Borsa İstanbul ve hatta yargı sisteminin bir kısmının işin içinde olabileceğini düşündürüyor. Dolayısıyla tasfiye süreci de bu skandalın en tepesine gidileceğine dair kamu görevlileri de güven vermiyor. Kamu kurumlarını ve kuvvetler ayrılığını bizzat zayıflatan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yatırım çekmek için sarf ettiği sözler de sistem kaynaklı güven krizini aşmakta yetersiz. Ahbap-çavuş ilişkisine dayalı öngörülemeyen düzen değişmedikçe Türkiye’nin her alanda işi çok zor.”

Elif Özge YALÇIN