Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

BBVA, Türkiye'nin 2026 büyüme tahminini açıkladı

Garanti BBVA Research raporunda, üçüncü çeyrekte yıllık yaklaşık yüzde 3 büyüme öngörülürken, 2026 yıl sonu büyüme tahmininin yüzde 3,0'da korunduğu ve yılın ikinci yarısında büyümenin yüzde 3,5'e toparlanmasının beklendiği ifade edildi.

Giriş : Güncelleme :
BBVA, Türkiye'nin 2026 büyüme tahminini açıkladı

Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde beklentilerin gerisinde kaldı. Garanti BBVA Research'ün Adem İleri, Ateş Gürsoy ve Berfin Kardaşlar imzasıyla yayımladığı raporda, ekonominin nisan-haziran döneminde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdüğü kaydedildi. Kurumun kendi tahmini yüzde 3, piyasa beklentisi ise yüzde 2,9 seviyesindeydi. Böylece yılın ilk yarısındaki büyüme yüzde 2,5'te kaldı.

Yıllık büyüme birinci çeyrekteki yüzde 2,6'dan yüzde 2,3'e yavaşlarken, çeyreklik tabloda ise tersi bir görüntü ortaya çıktı. Reel GSYH ikinci çeyrekte yüzde 1,1 arttı. Birinci çeyrekteki yüzde 0,3'lük artışın ardından gelen bu rakam, 2025'in ikinci çeyreğinden bu yana süren soğuma eğiliminin durduğuna işaret etti. Yıllık büyümedeki yavaşlamada, geçmiş verilere yapılan yukarı yönlü revizyonlar da rol oynadı. 2024 büyümesi yüzde 3,3'ten yüzde 3,5'e, 2025 büyümesi ise yüzde 3,6'dan yüzde 3,7'ye çekildi.

Savaş siparişleri Türkiye'ye kaydırdı

Rapordaki en dikkat çekici tespit, büyümeyi ayakta tutan gücün nereden geldiğine ilişkin oldu. Çatışmadan kaynaklanan arz şokuna ve zayıflayan iç talebe rağmen dış talebin Türkiye'ye yönelmesi, ikinci çeyrekte büyümeyi destekledi.

Sanayi faaliyeti çeyreklik bazda yüzde 2,9 arttı. Bir önceki çeyrekte yüzde 0,2 daralan sanayideki bu sıçramanın arkasında, imalat sanayindeki yüzde 3,3'lük toparlanma yer aldı. Orta Doğu'daki çatışma nedeniyle siparişlerin Türk imalatçılarına kayması, tabloyu değiştiren temel unsur oldu.

Tarım çeyreklik bazda yüzde 4,0 büyüyerek desteğini sürdürdü, ancak ivme kaybetti. Geniş hizmetler yüzde 0,4 ile sınırlı bir artış kaydetti. İnşaat ise yüzde 1,2 daralarak üst üste ikinci çeyrekte küçüldü; bu daralmada deprem bölgelerindeki faaliyet yavaşlaması etkili oldu.

Çeyreklik sektörel büyümeye sanayi 0,7 puan, geniş hizmetler 0,3 puan, tarım 0,2 puan katkı verdi. İnşaat ise büyümeyi 0,2 puan aşağı çekti.

İç talep art arda ikinci çeyrekte küçüldü

Hanenin ve devletin harcamalarında görülen gerileme, iç talepteki düzeltmeyi derinleştirdi. Özel tüketim çeyreklik bazda yüzde 1,3 azaldı; bir önceki çeyrekteki düşüş yüzde 0,1 ile sınırlı kalmıştı. Kamu harcamaları yüzde 1,3'lük artıştan yüzde 2,0'lik daralmaya geçerek negatife döndü. Yatırım harcamaları ise yatay seyretti.

Sonuçta stoklar hariç iç talebin çeyreklik büyümeye negatif katkısı, birinci çeyrekteki 0,6 puandan ikinci çeyrekte 1,0 puana yükseldi.

Yatırım tarafında alışılmışın dışında bir tablo oluştu. Yıllık bazda makine ve teçhizat yatırımları yüzde 1,6, diğer varlıklara yönelik yatırımlar yüzde 4,1 artarken, inşaat yatırımları yüzde 0,9 geriledi. Toplam yatırım büyümesi yüzde 0,6 ile tarihsel olarak zayıf bir seviyede kaldı.

Net ihracat iki çeyreklik aranın ardından pozitife döndü

Küresel talebin cılız seyrine rağmen net ihracat çeyreklik büyümeye pozitif katkı yaptı ve iki çeyrek boyunca büyümeyi aşağı çeken seyrini sonlandırdı. İhracat çeyreklik bazda yüzde 6,2 toparlandı; bir önceki çeyrekte yüzde 7,0 gerilemişti. İthalattaki daralma ise yüzde 3,4'ten yüzde 1,8'e hafifleyerek sürdü. Net ihracatın çeyreklik büyümeye katkısı 1,8 puan olarak hesaplandı.

Yıllık bazda ise ithalattaki yüzde 6,4'lük daralma, ihracattaki yüzde 3,4'lük düşüşü fazlasıyla telafi etti ve net ihracatın katkısı eksi 2,5 puandan artı 0,6 puana yükseldi.

Kişi başına gelir 19 bin doları aştı

Gelir tarafında ücretlerin katma değer içindeki payı ikinci çeyrekte yüzde 36,1'e geriledi. Bu oran 2024'ten bu yana yüzde 36-37 bandında seyrediyor.

Yıllık GSYH 1,71 trilyon dolara ulaşırken, kişi başına gelir birinci çeyrekteki 18 bin 500 dolar seviyesinden 19 bin 139 dolara çıktı.

Merkez Bankası'ndan erken gelen adım

Merkez Bankası ağustos ayı sonunda bir hafta vadeli repo ihalelerine dönerek fonlama maliyetini 300 baz puan indirdi. Politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunurken, fonlama faizi ikinci çeyrek boyunca yüzde 40 düzeyinde seyretmişti.

Raporda adımın beklenenden erken geldiği belirtilirken, enflasyon görünümündeki zorluklar nedeniyle Merkez Bankası'nın bundan sonra ihtiyatlı duruşunu koruyacağı öngörüldü.

Talep koşullarının dezenflasyonist kaldığı, ancak jeopolitik belirsizliklerin, kalıcı enflasyon ataletinin ve yüksek enflasyon beklentilerinin dezenflasyon sürecine katkıyı sınırladığı vurgulandı. Enerji fiyatlarındaki artışın da riski büyüttüğüne dikkat çekildi; kayan ölçek mekanizmasından gelen desteğin azaldığı ve 1 Ekim'den sonra tamamen sona ermesinin beklendiği kaydedildi.

Üçüncü çeyrek için yüzde 3 sinyali

Öncü göstergeler üçüncü çeyrekte sanayi için zayıf bir görünüme işaret ediyor. Ağustos itibarıyla reel sektörde toplam siparişler çeyreklik bazda daraldı. Ortalama kapasite kullanım oranı da, tarihsel ortalamasının zaten altında bulunan ikinci çeyrek seviyesinin gerisine indi.

Buna karşın kurumun aylık GSYH göstergesi üçüncü çeyrek için yıllık yaklaşık yüzde 3'lük büyümeye işaret ediyor. Bu da yüzde 1,0-1,5 aralığında bir çeyreklik büyüme anlamına geliyor. Sektörel güven anketleri, hizmetler ve inşaat faaliyetinin üçüncü çeyrekte büyümeye daha fazla destek verebileceğine işaret ederken, tarımsal üretimin de destekleyici kalması bekleniyor.

Yıl sonu tahmini yüzde 3,0'da tutuldu

Garanti BBVA Research, jeopolitik gerilimlerde yeni bir tırmanma yaşanmaması ve ihtiyatlı bir politika bileşimi sürdürülmesi varsayımıyla 2026 büyüme tahminini yüzde 3,0'da korudu.

Maliye politikasının yalnızca ölçülü şekilde dengeleyici olması ve Merkez Bankası'nın politika faizini aralık ayına kadar yüzde 37'de tutması halinde, yılın ikinci yarısında büyümenin yüzde 3,5'e toparlanması öngörülüyor. KOBİ'lere ve imalatçı firmalara yönelik hedefli finansman desteğinin de bu toparlanmayı destekleyeceği belirtildi.

Orta Doğu'daki savaş ise görünüm açısından temel aşağı yönlü risk olmayı sürdürüyor. Eylül ayında açıklanması beklenen yeni Orta Vadeli Program hedeflerinin, kısa vadeli projeksiyonlara ilişkin değerlendirmeleri netleştirmesi bekleniyor.

Ekonomim