Şırnak Üniversitesinde ikinci sahte doçent vakası
Şırnak Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi Sedat Çelik'in ardından bir doçentin daha akademik ünvanı alındı. "Akademik hırsızlığın" yanında, üniversite rektörü, hüküm yiyen FETÖ'cüye verdiği maaşla da gündeme gelmişti.
Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Başkanlığı Şırnak Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Ceren Avcı’nın doçentlik belgesini oy birliğiyle iptal etti.
17 Haziran 2026 tarihli resmi yazı tüm üniversitelere ve Türkiye Noterler Birliği’ne iletildi.
İptal kararının temelinde, Dr. Ceren Avcı’nın akademik çalışmalarında tespit edilen ağır etik ihlalleri yatıyor.
Olay bir doçentin Ceren Avcı'nın yaptığı akademik yayınları incelemesiyle ortaya çıktı.
Adı Odatv’de saklı olan doçent, Avcı'nın yayınlarında “başkasının çalışmalarından direkt kopyalama yapmak suretiyle intihal, mükerrer yayın (duplikasyon), dilimleme, çarpıtma, sahtecilik, gerçeğe aykırı beyan ve yanıltıcı beyan” gibi çok sayıda akademik suçu tespit ederek 260 sayfalık bir rapor hazırladı ve şikayet başvurusu yaptı.
Rapor üzerine harekete geçen ÜAK Etik Komisyonu, inceleme ve değerlendirmeleri sonucunda, Ceren Avcı’nın etik ihlal suçu işlediğine oy birliğiyle karar verdi.
Komisyonun bu raporunun ardından dosya, doçentlik belgesinin iptali hususunda nihai kararı vermek üzere ÜAK Yönetim Kurulu’na sevk edildi. 5 Haziran 2026 tarihinde yapılan ÜAK Yönetim Kurulu toplantısında da oy birliğiyle Ceren Avcı’nın haksız ve usulsüz yollarla elde ettiği doçentlik unvanının iptaline karar verildi.
Peki Dr. Ceren Avcı, bu ağır etik ihlallerine rağmen nasıl olup da doçentlik başvurusunda bulunabildi ve üniversitede görev yapabildi?
İşte bu noktada karşımıza Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış’ın tartışılan ve çoğu zaman dava konusu olan icraatları hatırlatılıyor. Üniversite pek çok kez, “kişiye özel adrese teslim kadro” ilanlarıyla gündeme gelmişti.
Rektör Alkış’ın danışmanlarından Turizm Yüksekokulu öğretim üyesi Sedat Çelik de benzer akademik sahtekarlık suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı. ÜAK Çelik'in doçentlik belgesini 7 Temmuz 2025 tarih ve 10290 sayılı kararla iptal etmişti.
ÜAK’ın doçentlik iptali kararına rağmen Rektör Alkış, Sedat Çelik’e doçentlik maaşı ödemeye devam etti. Dahası, ÜAK’ın disiplin soruşturması açılması ve Sedat Çelik'in işlediği akademik sahtekarlık olarak nitelendirilen etik ihlal suçları nedeniyle, gerekli disiplin cezasını alması yönünde Rektörlüğe gönderdiği açık resmi yazısına rağmen, herhangi bir cezai işlem uygulanmadan konu kapatıldı.
Aydınlık gazetesinin konuyu manşetten duyurmasının ardından, Rektör Alkış, Sedat Çelik'in doçentlik iptal kararını uygulamak zorunda kaldı. Sedat Çelik bu sefer üniversitenin Turizm Yüksekokulu kadrosunda Doktor Öğretim Üyesi olarak atandı.
Üniversite kulislerinde Rektör Alkış’ın Ceren Avcı için de “kararı sümenaltı edip maaş ödemeye devam edip etmeyeceği ve farklı bir göreve atanıp atanmayacağı” konuşuluyor.
Rektör Alkış, FETÖ üyeliği yargı kararıyla tespit edilen Bedirhan Önem’e de 1 yıl boyunca maaş ödemişti.
Öğretim Üyesi Bedirhan Önem 20 Haziran 2022'de FETÖ üyeliğinden dolayı 6 yıl ceza aldı. Bu karara rağmen Rektör Alkış, Önem’i görevde tuttu. 26 Aralık 2022'de Bölge İdare İstinaf Mahkemesi cezayı onadı ve kararı üniversiteye gönderdi. Bu karar da işleme alınmadı. Üniversite yönetimi kanunlara aykırı olarak FETÖ üyeliğinden ceza alan Önem’e maaş ödemeye devam etti.
Adının açıklanmasını istemeyen bir akademisyen gelişmelerle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:
“Şırnak Üniversitesi’nin sürekli bir akademik sahtekarlık suçu sebebiyle gündeme gelmesinden rahatsızız. Bu bir rezalettir. ÜAK'ın tüm üniversitelere ve noterler birliğine gönderdiği bu önemli karar; Şırnak Üniversitesi’nde öğretim üyesi kadrolarının bilimsel liyakat, objektif jüri değerlendirmesi ve hukuka uygun idari süreçlerle değil, rektörlük makamına yakınlık, sadakat ve biat ilişkileriyle dağıtıldığını bir kez daha göz önüne getirdi.
Bu sorun, tekil bir atama hatası ya da münferit bir idari işlem değildir. Rektör Alkış’ın Öğr. Gör. Mustafa Akgül hakkındaki kararı keyifliğin en önemli kanıtlarından biridir. Akgül, kendisi hakkında tesis edilen disiplin cezaları, görev süresi uzatmama kararları ve diğer idari işlemlere karşı açtığı 12 davanın tamamını kazanmıştır. Buna rağmen Rektörlük, bu mahkeme kararlarını uygulamak yerine, kararların etkisini boşa düşürmeye yönelik yeni idari işlemler tesis etmiştir.
Aynı şekilde Öğr. Gör. Ahmet Selçuk Bayburtlu da açtığı 7 davayı kazanarak mahkeme kararlarıyla haklılığını ortaya koymuştur. Ancak bu kararlar, üniversite yönetimi tarafından hukuk devletine yaraşır bir olgunlukla karşılanmamış; aksine, mağdur akademisyenlere yeni maddi ve manevi zararlar verecek hukuksuz uygulamalarla etkisiz hâle getirilmiştir.
Mahkeme kararıyla göreve dönmesi gereken akademisyenler için Rektörlük, önce bir aylık atama yapmış, süre bitiminde tekrar görevlerine son vermiştir. Bu hukuksuz işleme karşı yeniden dava açılıp ikinci kez göreve dönüş kararı alındığında ise bu defa üç aylık atama yapılmış, böylece mahkeme kararı şeklen uygulanmış gibi gösterilip fiilen boşa düşürülmüştür. Bu yöntem, hukuk devletinde kabul edilemez. Bu, Şırnak Üniversitesi’nin kurumsal geleceğini ilgilendiren çok daha ağır bir sorundur.
Doçentlik belgeleri iptal edilen, etik ihlal iddialarıyla gündeme gelen, buna rağmen yönetim tarafından korunarak üniversitede tutulan ÜAK tarafından tespitli akademik sahtekarlık niteliğinde olan etik ihlal suçları işleyen isimler görevdeyken; mahkeme kararlarıyla haklılığı tescillenen akademisyenlerin Rektör ve ekibi tarafından sistematik baskıya uğraması, üniversitedeki adalet duygusunu tamamen yok etmektedir.
YÖK artık bu dosyaya seyirci kalmamalıdır. Devlet Denetleme Kurulu, Şırnak Üniversitesi’ndeki idari işleyişi bütün yönleriyle denetlemelidir.”
Odatv.com
