USD : 18,49 %0,18
EUR : 17,85 %0,37
ALTIN (Gr): 974,59 %1,20
BIST 100 : 3.306,29 %1,42
BITCOIN : 20.261,23 %6,00
Petrol : 85,17 %1,31
Eğitim

Okul ve iş arasında seçim

Maddi imkânların yetersizliği gençlerin elini kolunu bağlıyor. Kahvehanelerde sosyalleşen, mahalleye hapsolan gençler, okumak ve çalışmak arasında bir tercih yapmak zorunda kalıyor: Seçim yapmak zorundayız.

20 Eylül 2022 Salı 08:20

Birgün'den Asena TUNCA'nın haberi

Geleceğini öngöremeyen, hayata dair bir plan yapamayan gençler bu belirsizlik sarmalında bulundukları mahalleye hapsolmuş durumda. Kendi mahalleleri dışında kalan yerlere karşı soğuk bakan ve kentin kalan kısmına uyum sağlayamayan genç nüfusun yaratılan yoksulluk düzeninde giderek umudu tükeniyor.

İstanbul’un diğer ilçelerine göre daha düşük gelirlilerin yaşadığı ‘kenar’ mahalleleri, her günü aynı günmüş gibi yaşamak zorunda kalan gençlerle dolu. Küçükçekmece’de’de, Bağcılar’da ve Maltepe’de gençlerle bir araya geldik. Konuştuğumuz gençler okul veya geçinmek arasında bir seçim yapmak zorunda kaldıklarını söylüyor.

Okuyarak mahalleden dışarı çıkıp kendilerine bir alternatif yaratabileceğini düşünen gençler, ailelerine ‘yük olmak’ istemediklerini söyleyerek okumak yerine çalışmayı tercih ediyor. Hâl böyle olunca da mahalleden çıkış yolu kalmıyor.

‘YARINI DÜŞÜNMEYEYİM İSTERDİM’

Bedirhan Elmas, 18 yaşında. Doğduğunda beri Küçükçekmece’deki Kanarya Mahallesi’nde yaşıyor. Elmas, “Biz gözümüzü yoksulluğa açtık” diyor. Bu sene yaşıtları gibi üniversiteye gitmesi gereken Elmas, ailesini maddi olarak daha da zor bir duruma sokacağı için tercih yapmadığını söylüyor ve ekliyor: “Babam pandemiden sonra iflas ettiği için maddi durumumuz daha da kötüye gitti. Ben de aileme destek olmak için çalışmak durumunda kaldım. Üniversite için tercih yapamamak beni çok üzdü. Yarını düşünmeden yaşamayı çok isterdim. Bizler sürekli yarını düşünmek zorundayız. Bu yüzden, bugünkü isteklerimizin bir değeri kalmıyor.”

Hayatını Kanarya’dan ibaret gören Elmas, boş zamanlarında arkadaşlarıyla kahvehaneye gittiklerini veya sahile inip ‘kola-çekirdek’ yaptıklarını aktarıyor. Başka sosyalleşebileceği bir seçenek olmadığını söyleyen Elmas, “Eskiden gezmeye ve alışveriş yapmaya Sefaköy’deki alışveriş merkezine giderdik, artık her şey çok daha pahalı olduğu için onu da yapamıyoruz. Kanarya’dan başka bir hayatımız yok” diyor.

Elmas gibi Şilan İren de doğduğundan beri bu mahallede yaşıyor. Üniversite için ekonomik hesaplar yerine puan hesaplamaları yapmak istediğini söyleyen İren, hikayesini şöyle anlatıyor: “Üniversite okumak benim için bir çıkış yoluydu. Bir alternatifti. Bu sene üniversiteye yerleşmeyi planlarken tercih bile yapamadım. Bu sene çalışıp para biriktirmem gerekiyor. Biz sürekli bir şeyler arasında tercih yapmak zorundayız” diyor.

Bağcılar’ın Kirazlı Mahallesi’nde ise 19 yaşındaki Serhat Çorbacı ile konuşuyoruz. Hukuk okumak istediğini söyleyen Çorbacı, önümüzdeki yıl için sınava hazırlanıyor. “Hukuk okumak için uygun çalışma koşullara sahip olmak, sınava odaklanmak ve geçim derdinde olmamak gerekiyor” diyen Çorbacı, “Bu dönemden önce Beşiktaş’ta garsonluk yaparken sınava hazırlanıyordum. Eve yorgun gelip tekrar işe gidiyordum. İnsan bu koşullar altında nasıl ders çalışabilir?” diye soruyor.

“İki yıldır ‘çalışmazsam yaşayamam ama çalışırsam da üniversiteyi kazanamam. Üniversiteyi kazanamazsam bu hayatı değiştiremem’ kısır döngüsü içindeyim” diyen Serhat, bu sene bir çözüm üretmiş. Artık haftada iki gün çalışıp iki günlük kazandığıyla diğer beş günü geçirecek.

Mahallesini ve arkadaşlarıyla kurduğu diyaloğu sevdiğini söyleyen Çorbacı, bunu dertlerinin ortak olmasına bağlıyor. Çorbacı, mahallesindeki yaşantısını şöyle anlatıyor: “Ya kahveye geliyoruz ya internet kafeye gidiyoruz. Arkadaşlardan biri çok özel bir durumu olduğunda Florya sahile gidiyoruz. Çalıştığım zaman haricinde gittiğim en uzak yer Florya, o da nadiren.”

HER ŞEY EKONOMİYE DAYANIYOR

Çorbacı’nın arkadaşı Enes Albayın da Kirazlı’da oturuyor. Albayın, “Her şey dönüp dolaşıp ekonomiye bağlanıyor. Biz de isterdik İstanbul’un farklı yerlerini görmeyi, sinemaya gitmeyi, kahvehanede değil de Moda’da oturmayı” diyor.

Albayın, “Tiyatroya en son ortaokuldayken gitmiştim. Şu an bir tiyatro bileti kaç paradır onu bile bilmiyorum. Bizim gerçekliğimizde kültür-sanata maalesef yer olmuyor” diyor ve iş aradığını ekliyor.

ÇOCUĞUM BURADA YAŞASIN İSTEMEM

Maltepe’nin Gülsuyu Mahallesi’nde yokuşların arasında bir tamircide Mustafa Mert Kuru’ya rastlıyoruz. 17 yaşındaki Kuru, liseyi bırakmış ve tamircide işe girmiş. Ailesine maddi destek olmak için çalıştığını söyleyen Kuru, “Bu mahalle dışında hiçbir yerde yapamam” diye konuşuyor.

“Bir seçim yapmam gerekiyordu ben de tamircide çalışmayı seçtim. Biz burada geçinmek veya oradan oraya savrulmak arasındayız” diyen Kuru mahalleye uyuşturucu çetelerinin dolduğunu ve buna karşın bir şey yapılmadığını, bu nedenle mahallenin güvenliğinin kalmadığını söylüyor.