Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

Devlet ve vakıf üniversitelerinde binlerce akademisyen ihraç edildi

FETÖ’nün yaklaşık yarım asır boyunca sürdürdüğü kadrolaşma faaliyetlerinin en önemli ayaklarından biri yükseköğretim kurumları oldu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalar, örgütün üniversitelerdeki yapılanmasının boyutlarını ortaya çıkardı. Devlet ve vakıf üniversitelerinde binlerce akademisyen ihraç edilirken, kapatılan üniversitelerle birlikte akademide kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci başladı.

Kaynak : Yenişafak Gazetesi Giriş : Güncelleme :
Devlet ve vakıf üniversitelerinde binlerce akademisyen ihraç edildi

Türk milletinin direnişiyle başarısızlığa uğratılan kalkışmanın ardından devlet kurumlarında yürütülen soruşturmalar, Fetullahçı Terör Örgütü’nün yıllar boyunca oluşturduğu yapılanmayı gözler önüne serdi. Emniyet, yargı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanı sıra örgütün sistemli biçimde kadrolaştığı alanlardan birinin de üniversiteler olduğu ortaya çıktı.

AKADEMİDE ÖRÜMCEK AĞI

Eğitimi kuruluşundan itibaren stratejik bir alan olarak gören örgüt, insan kaynağını yetiştirmek ve uzun vadeli kadrolaşmayı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarına özel önem verdi. Dershaneler, özel okullar ve üniversiteler üzerinden oluşturulan ağ, zamanla yükseköğretim kurumlarında da etkisini artırdı. Darbe girişiminin ardından yürütülen incelemeler, akademideki yapılanmanın sanılandan çok daha geniş bir alana yayıldığını gösterdi.

EĞİTİM ÖRGÜTÜN MERKEZİNDE YER ALDI

FETÖ’nün diğer yapılardan ayrılan en önemli özelliği, eğitimi yalnızca bir faaliyet alanı değil, örgütün geleceğini şekillendiren stratejik bir araç olarak görmesiydi. Örgüt, yıllar boyunca eğitim kurumları aracılığıyla öğrenci yetiştirdi, bu öğrencileri devletin kritik kurumlarına yönlendirdi ve akademik kariyeri teşvik ederek üniversitelerde kalıcı bir etki alanı oluşturdu. Bu nedenle 15 Temmuz sonrasında yürütülen mücadelede yükseköğretim kurumları ayrı bir başlık olarak ele alındı. Üniversitelerdeki örgüt mensuplarının tespiti için kapsamlı incelemeler başlatıldı ve olağanüstü hal döneminde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle çok sayıda akademisyen kamu görevinden çıkarıldı.

15 VAKIF ÜNİVERSİTESİ KAPATILDI

Darbe girişiminin ardından alınan ilk dikkat çekici kararlardan biri örgütle bağlantılı vakıf üniversitelerinin kapatılması oldu. 22 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile farklı şehirlerde faaliyet gösteren 15 vakıf üniversitesi kapatıldı. Bu üniversitelerde görev yapan 2 bin 808 akademisyenin de görevine son verildi. Kapatılan üniversitelerin kampüsleri ve fiziki altyapıları daha sonra devlet üniversitelerine devredildi. Bazı kampüsler ise yeni kurulan yükseköğretim kurumlarının hizmetine sunuldu. Bu adım, örgütün eğitim alanındaki kurumsal yapılanmasına yönelik atılan en kapsamlı müdahalelerden biri olarak kayıtlara geçti.

7 BİNDEN FAZLASI AYIKLANDI

OHAL sürecinde yayımlanan kararnamelerle akademide geniş çaplı bir tasfiye süreci yürütüldü. 672, 675, 677 ve 679 sayılı KHK’larla devlet üniversitelerinden toplam 4 bin 428 akademisyen ihraç edildi. Kapatılan vakıf üniversitelerinde görevine son verilen 2 bin 808 akademisyen de eklendiğinde sayı 7 bin 236’ya ulaştı. Bu rakam, darbe girişimi öncesinde Türkiye’de görev yapan akademisyenlerin yaklaşık yüzde 5’ine karşılık geliyor. Veriler, örgütün yükseköğretimdeki etkisinin yalnızca belirli kurumlarla sınırlı olmadığını, ülke geneline yayılan geniş bir ağ oluşturduğunu ortaya koydu.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele kapsamında yurt içindeki eğitim yapılanmalarına yönelik adımlar atan Türkiye, örgütün yurt dışındaki akademik ağına karşı da tedbirlerini sürdürüyor. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu tespit edilen yurt dışındaki üniversite, enstitü ve akademik programları tanımıyor. Bu kurumlardan mezun olanların denklik başvuruları ise reddediliyor.

TÜM AKADEMİYE SIZMIŞ

Soruşturmaların ortaya koyduğu en dikkat çekici sonuçlardan biri de örgüt bağlantılı akademisyenlerin yalnızca birkaç üniversitede değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki yükseköğretim kurumlarında bulunması oldu. 15 Temmuz sonrasında yalnızca birkaç devlet üniversitesi dışında hemen her üniversitede ihraç işlemleri gerçekleştirildi. İhraç sayılarının en yüksek olduğu üniversiteler arasında Süleyman Demirel Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Gazi Üni-versitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üni-versitesi, Pamukkale Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi yer aldı. Özellikle köklü devlet üniversitelerinde ortaya çıkan yüksek rakamlar, örgütün yalnızca yeni kurulan kurumlara değil, akademik gelenekleri güçlü üniversitelere de nüfuz etmeye çalıştığını gösterdi.

BÜYÜKŞEHİRLER ÖNE ÇIKTI

Araştırmalara göre ihraç edilen akademisyenlerin önemli bölümü Marmara ve İç Anadolu bölgelerinde görev yapıyordu. Ankara ve İstanbul’un başını çektiği bu tablo, örgütün devlet yönetiminin merkezinde yer alan şehirlerde yoğunlaşma eğilimi gösterdiğini ortaya koydu. Marmara, İç Anadolu ve Ege bölgeleri ihraç sayılarında ilk sıralarda yer alırken Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri de dikkat çekici rakamlara ulaştı.

KADROLAŞMANIN PROFİLİ ORTAYA ÇIKTI

Akademik personelin demografik özellikleri incelendiğinde örgütün üniversitelerdeki yapılanmasına ilişkin önemli ipuçları ortaya çıktı. İhraç edilen akademisyenlerin yaklaşık yüzde 84’ünün erkek, yüzde 16’sının kadın olduğu belirlendi. Bu durum, örgütün akademik yapılanmasının ağırlıklı olarak erkek kadrolar üzerinden şekillendiğine işaret etti. Unvan dağılımlarında ise yardımcı doçent ve doçent kadrolarının öne çıktığı görüldü. Akademik kariyer basamaklarında yükselme sürecindeki bu kadroların yüksek oranı, örgütün özellikle 1990’lı ve 2000’li yıllarda üniversitelerde etkisini artırdığı dönemde yetişen akademisyenler üzerinde yoğunlaştığını gösterdi.

AKADEMİDE YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ

15 Temmuz sonrasında yürütülen çalışmalar yalnızca ihraçlarla sınırlı kalmadı. Üniversitelerde idari ve akademik yapılar yeniden gözden geçirildi. Akademik yükseltme süreçlerinden personel alımlarına kadar birçok alanda yeni düzenlemeler hayata geçirildi. Amaç, örgütün oluşturduğu kadrolaşma ağlarının tamamen tasfiye edilmesi ve yükseköğretim kurumlarının bilimsel üretim kapasitesini koruyarak yoluna devam etmesiydi.

YAPILANMANIN AKADEMİDEKİ YANSIMASI

FETÖ’nün üniversitelerdeki varlığı bir gecede ortaya çıkmadı. Eğitim alanına yapılan uzun vadeli yatırımlar, öğrenci evleri, dershaneler, vakıflar ve özel eğitim kurumları üzerinden oluşturulan insan kaynağı, yıllar içerisinde akademiye taşındı. 15 Temmuz sonrasında yürütülen operasyonlar ise bu yapılanmanın boyutlarını gözler önüne serdi. Binlerce akademisyenin ihraç edilmesi, onlarca eğitim kurumunun kapatılması ve üniversitelerde gerçekleştirilen yeniden yapılanma çalışmaları, devletin akademideki FETÖ yapılanmasına karşı yürüttüğü mücadelenin en önemli başlıklarından biri olarak tarihe geçti.

Merve Safa Akıntürk