Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

Derin yoksulluk içindeki aileler çocuklarına okul hazırlığı yapamıyor

Çantası, defteri ve kalemiyle okula başlamak bir ayrıcalık değil, her çocuğun hakkı ama bu hakka erişemeyen çocuk sayısı giderek çoğalıyor. Kırtasiye malzemesi olmayan çocuklar okula gitmek istemiyor.

Kaynak : Cumhuriyet Gazetesi Giriş : Güncelleme :
Derin yoksulluk içindeki aileler çocuklarına okul hazırlığı yapamıyor

Derin yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların evlerinde okul hazırlıklarına yönelik “tatlı bir telaş” yok. Her öğretim yılı başlangıcında kırtasiye ürünlerinin alınamaması ya da çok geç alınabilmesi nedeniyle derslerinden geri kalan çocuk sayısı giderek artıyor. Malzemesi olan arkadaşlarının yanında kötü hisseden, hatta okula poşetle giden öğrenciler var. Yoksulluk, eğitimden kopuşun da başlıca nedenlerinden biri.

“Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyasını başlatan Derin Yoksulluk Ağı Araştırma ve Savunu Koordinatörü Önder Uçar ile derin yoksulluğun çocukların eğitim yaşamlarını nasıl etkilediğini konuştuk. 

ÇOK SAYIDA KOŞUL 

Yoksulluk içinde yaşayan bir çocuk için okula devam edebilmenin; beslenmeden barınmaya, ulaşımdan sağlık giderlerine, kırtasiyeden hanenin gelir durumuna kadar çok sayıda koşula bağlı olduğuna dikkat çeken Uçar, yoksulluğu nasıl değerlendirdiklerini şöyle anlattı:

“Yoksulluğu yalnızca gelir yetersizliği üzerinden değerlendirmiyoruz. Derin yoksulluk; bir hanenin gıda, barınma, sağlık, eğitim, enerji ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarını düzenli ve yeterli biçimde karşılayamaması ve bu yoksunlukların zaman içinde birbirini besleyerek kalıcılaşmasıdır. Eğitim hakkı da bu koşullardan bağımsız değil. Çocuğun okula kayıtlı olması, eğitim hakkına fiilen ve eşit biçimde erişebildiği anlamına gelmiyor.

Bugün Derin Yoksulluk Ağı bünyesinde 141 kayıtlı haneyi takip ediyoruz. Bu sayı Türkiye’de derin yoksulluk yaşayan hanelerin toplamını değil, bizim doğrudan temas kurduğumuz ve ihtiyaçlarını takip ettiğimiz haneleri ifade ediyor. Ancak bu hanelerde karşılaştığımız durumlar, yoksulluğun çocukların eğitim hayatında nasıl somutlaştığını görmemize imkân sağlıyor. Eğitim açısından en önemli sorunlardan biri, okula gitmenin giderek daha fazla maliyet yaratması. Hane zaten kira, faturalar ve gıda arasında seçim yapmak zorundaysa eğitim giderleri ertelenebilen harcamalar arasına girebiliyor.”

AYRICALIK DEĞİL HAK  

Uçar’a göre, çocuğun çantasıyla, defteriyle, kalemiyle ve temel okul ihtiyaçları karşılanmış biçimde okula başlayabilmesi bir ayrıcalık değil, eğitim hakkının parçası. Çocuğun gerekli malzemeleri yanında bulunduramaması ya da okulda gerçekleştirilen faaliyetlere maddi nedenlerle katılamaması yalnızca akademik süreci değil, çocuğun okul aidiyetini ve sosyal yaşamını da etkiliyor.

108 HANEYLE ÇALIŞMA 

Saha bulgularında eğitimden kopuşun yoksullukla ilişkisini doğrudan görebildiklerini kaydeden Uçar, 108 haneyle yaptıkları çalışmanın sonuçlarını şöyle anlattı:

“Yaptığımız çalışmada son iki yıl içerisinde 27 çocuğun okulu bıraktığını, bu çocukların 16’sının çalışmak için eğitimden ayrıldığını gördük. Bir çocuk düzenli olarak okula gelmiyorsa yalnızca ‘neden devamsız?’ diye değil; ‘Bu çocuk çalışıyor mu, evde bakım sorumluluğu mu üstleniyor, ulaşım parasını karşılayabiliyor mu, yeterince beslenebiliyor mu, ailesi kira veya fatura krizi mi yaşıyor?’ diye de bakmak gerekiyor.

Sahadaki başka göstergeler de eğitimden kopuşun arkasındaki bu çok boyutlu tabloyu ortaya koyuyor. Aynı 108 hanenin 91’i düzenli yemek hazırlamakta zorlanıyordu. 61 hane son iki yıl içerisinde en az iki kez kirasını zamanında ödeyememiş, 51 hane aynı dönemde birden fazla kez taşınmıştı. 66 hanede ilaç alabilmek için borçlanılmış, 27 hanede ise eczaneye kimlik bırakılarak ilaç temin edilmişti.

Bunların tamamı aynı zamanda eğitim verisidir. Çünkü açlık, sık taşınma, barınma güvencesizliği, sağlık hizmetine erişememe ve hanedeki sürekli ekonomik kriz çocuğun okula devamını, öğrenme kapasitesini ve okulda kendisini güvende hissetmesini doğrudan etkiliyor. Bizim açısından temel mesele şu: Okula kayıtlı olmakla eğitim hakkına eşit biçimde erişmek aynı şey değil. Çocuğun okula aç gidip gitmediği, okul malzemelerine sahip olup olmadığı, servis veya ulaşım ücretini karşılayıp karşılayamadığı, evde ders çalışabileceği koşulların bulunup bulunmadığı ve ailesinin geçimine katkı sağlamak için çalışmak zorunda kalıp kalmadığı da eğitim hakkının parçasıdır.”

DAYANIŞMA ÇAĞRISI  

Derin Yoksulluk Ağı çocukların okul ihtiyaçlarına destek olmak isteyenleri “Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyasına katılmaya çağırıyor. Hedef her çocuk için 5 bin TL çanta ve kırtasiye desteği sağlamak.

“Çantası, defteri ve kalemiyle okula başlamak bir ayrıcalık değil, her çocuğun hakkıdır” sözünden hareketle düzenlenen kampanya ekim ayı sonuna kadar sürecek.

ÖNCELİKLE YAPILMASI GEREKENLER

- Her çocuğa okulda ücretsiz ve nitelikli bir öğün sağlanmalı.

- Kırtasiye, çanta, okul kıyafeti, ulaşım ve dijital erişim gibi zorunlu eğitim giderleri çocukların okula devamını belirleyen mali engeller olmaktan çıkarılmalı.

- Devamsızlık ve okul terkleri düzenli biçimde izlenmeli; ekonomik nedenlerle okuldan uzaklaşan çocuklara sosyal hizmet müdahalesi yapılmalı.

- Çocuk işçiliğiyle mücadele, yalnızca denetim politikası olarak değil hanenin gelirini güvence altına alan sosyal politikalarla birlikte yürütülmeli.

- Özellikle tek ebeveynli, çok çocuklu, engelli veya özel gereksinimli bireyin bulunduğu ve bakım yükünün yüksek olduğu hanelerde sosyal destekler gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak artırılmalı.

- Eğitim hakkına erişim yalnızca kayıt ve devam sayılarıyla değil; çocuğun beslenme, barınma, sağlık ve okul yaşamına eşit katılım koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Figen ATALAY