Gazete Memur

Kahveci: Hayat pahalılığı memurlarımızın bütçesini zorlamaktadır

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, memur ve emekli maaşlarında yaşanan kayıplara dikkat çekerek enflasyon farkına ek olarak refah payı verilmesini istedi. Kahveci, maaşların enflasyona karşı korunacağı kalıcı bir sistem kurulması çağrısında bulundu.

Giriş:
Güncelleme:

Kahveci, ATO Congresium'da konfederasyonun kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında, sendikacılığı hiçbir zaman yalnızca ücret pazarlığı olarak görmediklerini belirtti.

Kamu çalışanlarının ekonomik sıkıntılar yaşadığını ifade eden Kahveci, kamu görevlileri ve emeklilerin temmuzda yüzde 7 oranında ikinci yarıyıl zammı alacağını, buna ilave olarak enflasyon farkının maaşlara yansıtılacağını anımsattı.

“EKONOMİK SIKINTILAR HEPİMİZİN MALUMUDUR, EK ZAM VE REFAH PAYI KAÇINILMAZDIR”

Türk memurunun ekonomik olarak güçlendirilmesi gerektiğini söyledik, bugün herkes aynı noktaya gelmiştir.

Bugün kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sıkıntılar hepimizin malumudur.

Hayat pahalılığı memurlarımızın bütçesini zorlamaktadır.

Maaş artışları daha kamu çalışanlarımızın cebine girmeden erimekte, memurlarımız ve emeklilerimiz her ay biraz daha geçim sıkıntısına sürüklenmektedir.

Nitekim temmuz ayına sayılı günler kalmıştır. Kamu görevlileri ve emeklilerimiz temmuz ayında yüzde 7 oranında ikinci yarıyıl zammı alacak, buna ilave olarak enflasyon farkı maaşlara yansıtılacaktır.

Ancak bugün itibarıyla oluşan enflasyon farkı şimdiden yüzde 5,61’e ulaşmıştır.

Bu rakam yalnızca istatistikî bir veri değildir.

Bu rakam, memur ve emeklilerimizin maaşlarının enflasyon karşısında eridiğinin göstergesidir.

Üstelik hissedilen kayıp, açıklanan rakamların da üzerindedir.

Çarşıda, pazarda, markette ve kiralarda yaşanan artışlar dikkate alındığında, kamu çalışanlarımızın alım gücündeki gerileme çok daha net görülmektedir.

Ekonomi büyüyorsa, bu büyümeden kamu çalışanları ve emekliler de payını almalıdır.

Alın teriyle çalışanlar enflasyona karşı korunamıyorsa, büyümenin etkisini hissedemiyorsa, aksine her geçen gün biraz daha fakirleşiyorsa, gelir dağılımında adaletten söz etmek mümkün değildir.

Bu nedenle enflasyon farkına ek olarak refah payı istiyoruz.

Kayıpların telafi edildiği, büyümeden pay alınan ve maaşların enflasyona karşı korunduğu kalıcı bir sistem talep ediyoruz.

Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen olarak diyoruz ki;

Kamu çalışanlarına ve emeklilerimize mutlaka refah payı verilmelidir.

Geçmiş kayıpları telafi edecek ek zam yapılmalıdır.

Maaş artışları hedeflenen enflasyona göre değil, gerçekleşen enflasyon ve hayatın gerçekleri dikkate alınarak belirlenmelidir.

Enflasyon farkı altı ay bekletilmeden aylık olarak maaşlara yansıtılmalıdır.

Eşel mobil sistemi hayata geçirilmeli, maaşlar fiyat artışları karşısında otomatik olarak korunmalıdır.

Gelir vergisi yüzde 15’te sabitlenmeli, kamu çalışanlarının maaşları vergi dilimleriyle eritilmemelidir.

Kamu istihdamında asıl olan kadrolu ve güvenceli çalışma olmalıdır.

Sözleşmeli, geçici, güvencesiz istihdam biçimleri sona erdirilmeli; aynı işi yapan, aynı sorumluluğu taşıyan kamu çalışanları arasında statü farklılıkları ortadan kaldırılmalıdır.

Biz bu talepleri yalnızca kamu çalışanları için değil; güçlü kamu hizmeti, güçlü devlet ve güçlü Türkiye için istiyoruz.

Çünkü kamu görevlisi güçlü olursa devlet güçlü olur.

Kamu görevlisi huzurlu olursa vatandaş kaliteli hizmet alır.

Kamu görevlisi geleceğe güvenle bakarsa kamu yönetimi daha verimli işler.

Çözüm bekleyen bir başka önemli konu da emeklilerimizin yaşadığı mağduriyettir.

“İLAVE EK ÖDEME EMEKLİLERİMİZE DE VERİLMELİDİR”

Bilindiği gibi 2023 yılında kamu görevlilerine ilave ek ödeme verilmiştir.

Bugün gelinen noktada bu ödemenin tutarı birçok unvanda aylık 22 bin lirayı aşmıştır.

Ancak ilave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle çalışanlarla emekliler arasındaki gelir farkı her geçen gün büyümektedir.

Görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki bağ büyük ölçüde kopmuştur.

Yıllarca devletine hizmet eden insanlar emekli olduklarında ciddi gelir kaybına uğramaktadır.

Bu nedenle ilave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılması artık bir tercih değil, sosyal devlet anlayışının ve hakkaniyetin gereğidir.

Türk Büro-Sen tarafından Anayasa Mahkemesi’ne de taşınmış olan bu konunun sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.

3600 ek gösterge meselesinin tüm beklentileri karşılayacak şekilde birinci dereceye gelen bütün memurlara uygulanmasını sağlayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Mevcut eş yardımı, çocuk parası gibi ödemelerin artırılması, kira, ısınma, ulaşım, giyim, yemek gibi yeni sosyal ödemelerin hayata geçirilmesi için var gücümüzle çalışacağız.

Taleplerimizin hayat bulması konusunda; vereceğimiz sendikal mücadele kadar yasal alt yapının uygunluğu da önemlidir.

Bugün kamu çalışanları ve emeklilerimizin içinde bulunduğu durumun sebebi,

Düşük ücret, yüksek vergilendirmeye dayalı ekonomi politikaları,

Yetkili konfederasyonun basiretsizliği,

Kamu personel rejiminin dağınık ve günün şartlarını karşılamayan yapısı ve

Katılımcılıktan uzak, en temel sendikal haklardan mahrum bırakılmış bir toplu sözleşme düzenidir.

Bizim 34 yıllık mücadelemizin temelinde, işte bu 4 unsurun kamu görevlilerinin menfaatleri doğrultusunda tasarlanması yatmaktadır.

Biz kamu personel sisteminin bütünüyle adil, liyakat esaslı, güvenceli ve çağın gereklerine uygun hale getirilmesini istiyoruz.

“4688 SAYILI KANUN MUTLAKA DEĞİŞMELİDİR”

Bu çerçevede 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun mutlaka değiştirilmesi gerektiğini yıllardır ifade ediyoruz.

Mevcut sistem gerçek anlamda bir toplu pazarlık düzeni oluşturmaktan uzaktır.

Toplu sözleşme masasında kamu çalışanlarının iradesi tam olarak karşılık bulmalıdır.

Hakem Kurulu yapısı yeniden düzenlenmeli, kamu işvereninin ağırlıklı olduğu mevcut yapı yerine adil, tarafsız ve bağımsız bir hakem mekanizması kurulmalıdır.

Toplu sözleşme süreci yalnızca formalite olmaktan çıkarılmalı, grev hakkı başta olmak üzere evrensel sendikal haklarla güçlendirilmelidir.

Hizmet kolu toplu sözleşmeleri daha etkin hale getirilmeli, her hizmet kolunun kendine özgü sorunları masada gerçek anlamda çözüme kavuşturulmalıdır.

Sendikacılıkta yetki sistemi adaleti sağlayacak biçimde yeniden ele alınmalıdır.

Temsilde adalet, müzakerede etkinlik ve sonuçta hakkaniyet ilkeleri 4688 sayılı Kanun’un merkezine yerleştirilmelidir.

“657 SAYILI DMK YENİDEN ELE ALINMALIDIR”

Aynı şekilde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da günümüz şartlarına göre yeniden ele alınmalıdır.

Kamu personel rejimi liyakat, ehliyet, kariyer, adalet ve güvenceli istihdam esasları üzerine inşa edilmelidir.

Mülakat uygulamalarının keyfiliğe yol açmayacak şekilde sınırlandırılması, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde objektif kriterlerin esas alınması gerekmektedir.

Yardımcı hizmetler sınıfı kaldırılmalı, bu sınıfta görev yapan personel bir defaya mahsus genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmelidir.

Birinci dereceye gelen bütün kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmelidir.

Kamu çalışanlarının tayin, atama, görevde yükselme, disiplin, izin, aile birliği ve emeklilik hakları adil bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.

Aile birliği mazereti güçlendirilmeli, kamu çalışanlarının ailesinden ayrı yaşamak zorunda bırakıldığı uygulamalara son verilmelidir.

Kamu personel sistemi hem çalışanı koruyan hem de kamu hizmetinin niteliğini artıran bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.

“SADECE MASADA DEĞİL SAHADA DA MÜCADELE EDİYORUZ”

Türkiye Kamu-Sen bu talepleri yalnızca kürsülerden dile getiren bir konfederasyon değildir.

Biz yalnızca alanlarda değil, sahada da masada da mücadele ediyoruz.

Toplu sözleşme görüşmelerinde kamu çalışanlarının hakkını savunuyoruz.

Hakem Kurulu sürecinde adaletsizliklere karşı sesimizi yükseltiyoruz.

Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantılarında kamu görevlilerinin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi bütün ayrıntılarıyla ortaya koyuyoruz.

Hazırladığımız raporlarla, akademik çalışmalarla, araştırmalarla, analizlerle kamu personel sistemine katkı sunuyoruz.

Düzenlediğimiz panellerle, çalıştaylarla, konferanslarla çalışma hayatının temel meselelerini gündeme taşıyoruz.

Kamu çalışanlarının sorunlarını siyasi partilere iletiyor, kanun tekliflerine dönüşebilecek önerilerimizi paylaşıyor, Meclis nezdinde girişimlerde bulunuyoruz.

“SADECE İTİRAZ EDEN DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETEN YOL GÖSTEREN BİR SENDİKAYIZ”

Kısacası Türkiye Kamu-Sen yalnızca itiraz eden değil; çözüm üreten, yol gösteren, ilke koyan bir teşkilattır.

Bizim sendikacılığımız dosyayla, raporla, bilimsel verilerle, sahadan gelen taleplerle ve masadaki kararlı duruşla yürütülen bir mücadeledir.

Bütün bu taleplerimizin hayata geçmesi için Türkiye Kamu-Sen’in mutlaka yetkili olması gerekmektedir.

Çünkü kamu çalışanlarının gerçek sorunlarını bilen, sahadan gelen sesi duyan, ilkesini pazarlık konusu yapmayan, devlet hassasiyetini ve memurun hakkını birlikte savunan adres Türkiye Kamu-Sen’dir.

Bugün kamu çalışanlarının refah payına ihtiyacı varsa;

Ek zamma ihtiyacı varsa;

Eşel mobil sistemine ihtiyacı varsa;

Kadrolu ve güvenceli istihdama ihtiyacı varsa;

Adil bir 4688’e, liyakat esaslı bir 657’ye ihtiyacı varsa;

Bütün bunların güçlü biçimde hayata geçmesi için Türkiye Kamu-Sen’in masada yetkili olması şarttır.

Yetki yalnızca bir sendikal unvan değildir.

Yetki, kamu çalışanlarının geleceğine yön verme iradesidir.

Yetki, masada sözü güçlü söylemektir.

Yetki, kazanımların önünü açan en güçlü araçtır.