Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:Esas No: 2025/4820
Karar No : 2026/420
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı
DAVACI: Ali Haydar Istemihan
VEKİLİ: Av. Yasemin Dikkaya [16965-69843-31670] -UETS
DAVALI: Muğla Valiliği
[35756-86578-59710] - UETS
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. idari Dava Dairesince verilen 20/03/2025 günlü, E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan davacı, "Amirine ve maiyetindekilere karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-d maddesi uyarınca 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılması şeklinde uygulanmasına ilişkin 13/03/2024 günlü, 4 sayılı Muğla Valiliği İl Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2024 günlü, E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde, kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında disiplin cezasına esas fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağının hükme bağlandığı, dava konusu disiplin cezasının esasını teşkil eden 21/10/2023 günlü, 2306804824 sayılı ÇİMER başvurusunun, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/112023 günlü, 64470 sayılı yazısı ekinde 10/11/2023 (Cuma günü saat 16:54) tarihinde davalı idareye iletildiği, bir aylık soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin 10/12/2023 (Pazar günü) tarihinde dolduğu ve 11/12/2023 günlü, 88033 sayılı Olur ile soruşturmaya başlanıldığı, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin son gününün hafta sonu tatili/resmi tatile denk gelmesi durumunda sürenin takip eden ilk iş gününe uzayacağına dair bir yasa hükmünün bulunmadığı ve bu durumun davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, soruşturma zaman aşımı süresinin 10/12/2023 tarihinde dolmasının ardından 11/12/2023 tarihinde başlatılan soruşturma sonucu tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen kanun yararına temyiz istemine konu kararla; istinaf başvurusunun (açıklamalı olarak) reddine karar verilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI : Cevdet Erkan
DÜŞÜNCESİ: Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-d maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle anılan Kanunun 125/5 maddesi uyarınca bu cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılmak suretiyle uygulanmasına ilişkin Muğla İl Disiplin Kurulunun 13/03/2024 tarihli ve 4 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada işlemin iptaline dair Muğla 1. İdare Mahkemesinin 08/10/2024 tarihli ve E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin olarak İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararın, yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davalı idare tarafından kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren 29/09/2025 tarihli dilekçe üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 51. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2. Temyiz İsteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.
6545 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Danıştayın temyizen karara bağladığı iş yükünün azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiş; madde gerekçelerine ilişkin 16. maddesinde, "Maddeyle, idari yargıda istinaf kanun
yolunun kabul edilmesinin zorunlu sonucu olarak kanun yararına temyiz kurumunda değişiklik yapılmaktadır. Buna göre idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir. (Başbakanlık Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün 12/05/2014 tarihli ve Sayı:31853594-101 -900-2165 sayılı, anılan Kanun tasarısına ilişkin gerekçeye ilişkin yazısı; TBMM, 1908’den Günümüze Tutanaklar,Yasama Dönemi 24, Yasama Yılı 4, Sıra Sayısı 592, s.11,16)
2577 sayılı Kanun'un "İstinaf’ başlıklı 45. maddesinde, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar ile bölge idare mahkemelerinin 46'ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla temyiz edilebilecek kararların gösterildiği İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde yer almayan konularda bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararların kesin olduğu açıktır.
2577 sayılı Kanun'un 51/1. maddesinde yer verilen "idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar" ifadesi ile, idare ve vergi mahkemelerince verildiği anda kesin olan kararlar ile bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin istinaf yolu açık kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde gösterilmeyen konularda istinaf incelemesi sonucunda verdikleri kesin (temyiz yolu kapalı) kararları; "istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlar" ifadesi ile de, ilk derece idare ve vergi mahkemelerince verilip istinaf kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşen kararlar ile istinaf incelemesinden sonra temyiz kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan bölge idare mahkemesi kararlarının anlaşılması gerekmektedir.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/11/2023 tarihli ve 64470 sayılı yazısı ekinde yer alan davacı Ali Haydar İstemihan'a ait 24/10/2023 tarihli ve 2306804824 sayılı Çimer başvurusunun davalı idareye iletilmesinin ardından Valilik Makamının 11/12/2023 tarihli ve 88033 sayılı Olur'u ile başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, bahse konu Çimer başvurusunda yer alan Vali Orhan Tavlı'ya yönelik "Her ne kadar vali olarak atanmış birinin bu kadar alçalacağına ihtimal vermemiş olsam da," ve "Orhan Tavlı'nın, 15 Temmuz hain darbesini yapan iradenin hakim olduğu dönemde sözleşmeli mimar olarak memuriyet girişi olan ve sorgulanmaya muhtaç H.I.K hamiliğinin bu konu ile ilgisi var mı?.." şeklindeki ifadelerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesinin (D) fıkrası (d) bendinde yer alan
"Amirine ve maiyetindekilere karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak' fiili kapsamında yer aldığından bahisle 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesinin önerildiği ve 19/02/2024 tarihli ve 94349 sayılı savunma istemi hakkındaki yazı ile istenilen savunması yeterli görülmeyerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-d maddesi gereğince 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle anılan Kanunun 125/5 maddesi uyarınca cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılarak uygulanmasına ilişkin Muğla Valiliği İl Disiplin Kurulu'nun 13/03/2024 tarihli ve 4 sayılı kararının alınarak davacıya tebliğ edildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2024 tarihli ve E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararla " dava konusu disiplin cezasının esasını teşkil eden 21/10/2023 tarihli ve 2306804824 sayılı Çimer başvurusunun İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/11/2023 tarihli ve 64470 sayılı yazısı ekinde 10/11/2023 (cuma/16:54) tarihinde davalı idareye iletildiği, bir aylık soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin 10/12/2023 (pazar) tarihinde dolduğu ve 11/12/2023 tarihli ve 88033 sayılı Olur ile soruşturmaya başlanıldığı, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin son gününün hafta sonu tatili/resmi tatile denk gelmesi durumunda sürenin takip eden ilk iş gününe uzayacağına dair bir Yasa hükmünün bulunmadığı ve bu durumun davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, soruşturma zaman aşımı süresinin 10/12/2023 tarihinde dolmasının ardından 11/12/2023 tarihinde başlatılan soruşturma sonucu tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge İdare İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararı ile "kesin olarak" istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5Tinci maddesine göre, kanun yararına temyiz yoluna, ancak, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" kararlara karşı başvurma imkanı mevcuttur.
Olayda, sözkonusu kararın yürürlükteki hukuka aykırı bir hususu içerip içermediği yönünden yapılan incelemede;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda bahsi geçen düzenlemede yer alan ve soruşturmanın başlatılması için öngörülen bir aylık süre, hak düşürücü zamanaşımı süresi olmayıp, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuş olup, soruşturmanın bir aylık süreden sonra
başlamasına rağmen disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde idare disiplin cezası tayini hak ve yetkisini kullanabilecektir.
Somut olayda; dava konusu disiplin cezasına konu eylemin, -ÇİMER başvurusu üzerine düzenlenen Bakanlık yazısının 10/11/2023 (cuma/16:54) tarihinde Muğla Valiliğinin evrak kaydına girmesi suretiyle- anılan tarihte davalı idarenin bilgisi dahiline girdiği ve yukarıda aktarılan Kanun hükmüne göre bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin esasında 10/12/2023 tarihinde dolduğu görülmekte ise de; söz konusu günün hafta sonuna (pazar gününe) denk geldiği, (anılan tarih resmi tatil olduğu için ve resmi tatilde soruşturma Oluru alınamayacağı için) takip eden ilk iş günü olan 11/12/2023 tarihinde disiplin soruşturmasının başlatılmasına dair 88033 sayılı Olurun alındığı, bu hususta bir tereddüt bulunmadığı, aksi kabulde yasal soruşturma zamanaşımı süresinin bir aydan aşağı bir süreye (28-29 güne) düşürülmüş olacağı, dolayısıyla olayda davalı idarece soruşturma zamanaşımı süresine riayet edildiği anlaşıldığından aksi yöndeki İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, İzmir 2. İdari Dava Dairesi'nin 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararının, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca yürürlükteki hukuka aykırı sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Fatma Yaldız
DÜŞÜNCESİ : Kanun yararına temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde; "1. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinde; davacı hakkında tesis edilen kademe ilerlemesinin durdurulmasına, cezanın 1/2 oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanmasına yönelik disiplin cezasının, soruşturmaya bir aylık sürede başlanılmaması sebebiyle ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince iptal edildiği ve idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kesin olarak reddedilmesi üzerine Muğla Valiliği tarafından kanun yararına temyiz isteminde bulunulduğu, Danıştay Başsavcısının 07/10/2025 günlü E:2025/536 sayılı kanun yararına bozma isteminde "... soruşturmanın başlatılması için öngörülen bir aylık süre, hak düşürücü zamanaşımı süresi olmayıp, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuş olup, soruşturmanın bir aylık süreden sonra başlamasına rağmen disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde idare disiplin cezası tayini hak ve yetkisini kullanabilecektir. ...bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin esasında 10/12/2023 tarihinde dolduğu görülmekte ise de; söz konusu günün hafta sonuna (pazar gününe) denk geldiği, (anılan tarih resmi tatil olduğu için ve resmi tatilde soruşturma Oluru alınamayacağı için) takip eden ilk iş günü olan 11/12/2023 tarihinde disiplin soruşturmasının başlatılmasına dair 88033 sayılı Olurun alındığı, bu hususta bir tereddüt bulunmadığı, aksi kabulde yasal soruşturma zamanaşımı süresinin bir aydan aşağı bir süreye (28-29 güne) düşürülmüş olacağı, dolayısıyla olayda davalı idarece soruşturma zamanaşımı süresine riayet edildiği ..."gerekçesiyle kesinleşen kararın kanun yararına bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
İdari yargılama hukuku sisteminde uyuşmazlıkların bir kısmı hakkında verilen kararlar istinaf mahkemelerinde kesinleşmekte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde sayılan uyuşmazlıklar hakkında ise temyiz yoluna başvurulması durumunda nihai karar Danıştay Dava Daireleri veya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere "Bölge idare mahkemelerinin bazı kararlarına kesin hüküm niteliği tanınması ve bu kararlara karşı temyiz yolunun kapatılması makul sürede yargılanma hakkı ve usul ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için alınan tedbirler olarak değerlendirilebilir. Bu itibarla sınırlamanın, belirtilen anayasal amaçlara ulaşmak bakımından elverişli olmadığı söylenemeyecektir. ... Bu bakımdan Danıştayın iş yükünün hafifletilmesi ve belirli bir önem derecesine sahip olmayan davaların makul sürede görülmesini sağlayacak tedbirlerin alınması, anayasal sınırlar içinde kalmak şartıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındaki hususlardandır." (AYM, 27/03/2025, E:2024/189, K:2025/83; 16/02/2023, E:2022/135, K:2023/30)
Öğretide olağanüstü kanun yolu olarak tanımlanan ve 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesinde düzenlenen kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilmesi için, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan bir kararın olması ve bu kararın niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi gerekmektedir. Kanun hükmü uyarınca inceleme yetkisi Danıştay Başsavcısının temyiz isteğine bağlı kılınmış olup, davanın taraflarınca bu yola başvurulamamaktadır.
Kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda bozma kararı verilmesi halinde daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçları ortadan kalkmayacaktır. Hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin bir unsuru olan kesin hükmün otoritesinin koruması, kanun yararına temyiz müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık hallerinin, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulmasıyla sağlanacaktır. Bu nedenle kanun yararına temyiz incelemelerinde her kanuna aykırılık halinin bozma nedeni olarak görülmemesiyle hem kesin hükmün otoritesini korumuş olacak hem olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına temyizi, olağan kanun yoluna çevirecek şekilde bir uygulamaya meydan verilmemiş olacaktır. Aksi durum, kesinleşmiş bütün uyuşmazlıkların kanun yararına temyiz yoluyla Danıştay önüne taşınması sonucunu doğuracaktır. Ayrıca, kararların sonsuza kadar tartışılabilir olması hukuki istikrarı bozacağından temyize göre dar ve kısıtlı nedenlerle inceleme yapmak hukuk devleti ilkesini de zedelemeyecektir.
Kanun yararına temyiz müessesesi istisnai bir kanun yolu olarak belirlendiğinden, olağan kanun yollarına benzer bir bakış açısıyla yargılama yapmak kanun yararına temyiz müessesinin amacı ile örtüşmeyecektir. Dolayısıyla uyuşmazlıklara, dosyadaki bireysel durumlardan ziyade, yapılacak kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda verilecek kararın genele teşmil edilebilecek nitelikte bir sonuç yaratması yönünden yaklaşmak gerekecektir. Bu bağlamda, kesinleşmiş bir yargı kararındaki her hukuka aykırılık kanun yararına temyizin konusu olamayacaktır.
Kanun yararına temyize konu Mahkeme kararının incelenmesinde, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresine ilişkin olarak Yasa kuralının yorumlanmasının açık kanun hükümlerine aykırılık ve keyfilik olarak değerlendirilemeyeceği, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesinde yer alan şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- Danıştay Başsavcılığının KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Kararın birer örneğinin taraflar ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine, 09/02/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar verilebilmesi için, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan bir kararın olması ve bu kararın yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi gerekmektedir.
"Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren mahkemece davaya yeniden bakılmaz, Mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların hukukî durumunu etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda mahkemelerin aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa ilişkin hukuk kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü yürütecektir. Kanun yararına bozma kararının Resmî Gazetede yayımlanması ile, uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında aynı şekilde anlaşılmasını sağlama amacı güdülmüştür." (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel, Açıklamalı İçtihatlı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735, 736)
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına temyizin amacı, yürürlükteki hukukun ülke düzeyinde birlik içinde uygulanmasını, bir başka deyişle içtihat birliğini sağlamak ve hukuki belirliliği güçlendirmektir, Böylece, kanunların uygulanmasında ülke genelinde birlik sağlanmış, kararlardaki hukuka aykırılıklar toplum ve birey açısından giderilmiş olacaktır.
Bakılmakta olan davada incelenecek husus, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin son gününün hafta sonuna denk gelmesi halinde sürenin takip eden ilk iş gününe uzayıp uzamayacağı noktasında toplanmakta olup, kanun yararına temyizin yürürlükteki hukukun ülke düzeyinde birlik içinde uygulanmasını sağlamak ve hukuki belirliliği güçlendirmek işlev ve amaçları göz önüne alındığında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesinde sayılan şartların oluştuğu, kanun yararına temyiz isteminin işin esasına girilerek incelenmesi gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz.