Başkanlığını Haluk Levent’in yaptığı Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturmada ortaya çıkan iddialar, dernek ve vakıfların yeterince denetlenip denetlenmediğine yönelik tartışmaları yeniden başlattı.
Gazetemize değerlendirmelerde bulunan Hukukçu Ersan Şen, “Denetimler yapılıyor, yapılmıyor değil. Bu denetimlerin düzgün bir şekilde yapılması gerekiyor. Birincisi denetleme kurulu tarafından iç denetim raporları detaylı ve düzgün bir şekilde hazırlanıp verilmeli. Yıllık denetimler ise İçişleri, Emniyet, Jandarma ve Mali Şube tarafından incelenmeli. 2020'de eklenen hükümle denetimler risk değerlendirmelerine göre yapılır. Yüksek ve orta riskli dernekler için denetim programı hazırlanır. 3 yılı geçmeyecek şekilde her yıl yapılması esas. Ahbap soruşturmasındaki iddialar çok ciddi, şu andan itibaren Türkiye’de şikayet alan tüm derneklerin denetlenmesi gerekiyor” dedi.
“MEVCUT SİSTEMDE DENETİMLER BELGE VE KAYDA DAYALI”
Hukukçu Levent Ersin Orallı ise derneklerin denetimindeki temel sorunlara dikkat çekerek, “Hukuki düzenlemelerin varlığına rağmen uygulamada etkinlik ve şeffaflık eksikliği devam ediyor. Bağış kampanyaları yürüten derneklerde gelir kaynaklarının, bağış hareketlerinin ve harcama kalemlerinin kamuoyu tarafından yeterince izlenememesi güven sorununa yol açıyor. Mevcut sistemde denetimler çoğunlukla belge ve kayıt incelemesine dayalı. Oysa günümüzde milyonlarca liralık bağış toplayan kuruluşların yalnızca idari bildirimlerle değil, risk esaslı ve sürekli denetim modelleriyle takip edilmesi gerekir. Ayrıca bağışçıların, topladıkları kaynağın ne kadarının doğrudan yardım faaliyetlerine, ne kadarının idari giderlere ayrıldığını açık biçimde görebileceği dijital şeffaflık mekanizmaları geliştirilmeli. Belirli bir gelir ve bağış hacmini aşan derneklere bağımsız denetim zorunluluğu getirilebilir” ifadelerini kullandı.
“YARGISAL DENETİM İHLAL ORTAYA ÇIKTIKTAN SONRA DEVREYE GİRİYOR”
Derneklerin özerk yapısının sınırsız olmadığının altını çizen Orallı, şöyle konuştu:
“Özellikle bağış toplama faaliyetlerinde kamu güveninin korunması, yardım amacıyla toplanan kaynakların gerçek amacına yönlendirilmesi temel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilir. Ancak yargısal denetim çoğunlukla ihlal ortaya çıktıktan sonra devreye giriyor ve önleyici denetim mekanizmaları sınırlı kalıyor. Demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olan sivil toplum kuruluşları korunmalı; ancak kamu vicdanını ve bağışçı güvenini zedeleyebilecek mali belirsizliklere karşı daha güçlü, modern ve şeffaf bir denetim rejimi kurulmalı.”
Gamze ERDOĞAN