Gazete Memur

Terörsüz Türkiye sürecinde yasal düzenleme takvimi neden gecikti?

“Terörsüz Türkiye” başlığıyla yürütülen açılım sürecinde beklenen yasal düzenlemeler için takvim hâlâ netleşmedi.

Giriş:
Güncelleme:

Açılım süreci kapsamında bayram sonrası için işaret edilen yasal düzenlemeler için takvim hâlâ netleşmedi. İktidar, terör örgütü PKK’nin tüm unsurlarıyla silah bıraktığının somut biçimde ortaya konulmasını beklerken; MHP ve DEM Parti sürecin hızlanması için baskıyı artırıyor. PKK’nin yalnızca Türkiye içinde değil yurtdışındaki tüm unsurlarıyla birlikte silah bıraktığının MİT raporlarına yansımasını bekliyor.

“Terörsüz Türkiye” başlığıyla yürütülen açılım sürecinde beklenen adımlar gecikiyor. Bayram sonrasına işaret edilen yasal düzenlemeler için takvim hâlâ açıklanmazken, Ankara kulislerinde sürecin bilinçli şekilde ağırdan alındığı konuşuluyor. İktidar kanadında hâkim yaklaşımın, “önce silah bırakma ve fesih, sonra yasal adım” olduğu ifade ediliyor. AK Parti kurmayları, yalnızca sembolik adımların ya da sınırlı açıklamaların yeterli olmayacağını, terör örgütü PKK’nin yurtiçi ve özellikle yurtdışı yapılanmalarıyla birlikte kendini feshettiğinin açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmasını bekliyor.

‘SEMBOLİK ADIMLAR YETERLİ DEĞİL’

Sürece ilişkin değerlendirmelerde, geçmiş çözüm sürecindeki deneyimlerin belirleyici olduğu vurgulanıyor. İktidar cephesi, “silah bırakma sürecinin izlenebilir ve geri dönülmez olması” gerektiğini savunurken, yalnızca sembolik silah yakma görüntülerinin ya da parçalı açıklamaların güven oluşturmadığı görüşünde. Bu nedenle AK Parti’nin, kapsamlı bir fesih ve silahsızlanma tablosu ortaya çıkmadan Meclis’te yasal düzenlemelere geçmeye sıcak bakmadığı belirtiliyor.

7MHP VE DEM BASTIRIYOR, AK Parti DENGE ARIYOR

Öte yandan sürecin diğer aktörleri ise daha hızlı adım atılması gerektiği görüşünde. MHP ve DEM Parti’nin, sürecin ilerleyebilmesi için Meclis’te hukuki düzenlemelere bir an önce başlanması yönünde iktidarı sıkıştırdığı ifade ediliyor. Bu tablo, taraflar arasında yöntem tartışmasını derinleştirirken, AK Parti’nin temkinli bir hat izlediği ve farklı siyasi dengeleri gözettiği değerlendiriliyor. Kulislerde, iktidarın hem süreci tamamen durdurmadan ilerletmek hem de belirli kesimlerin tepkisini çekmemek için “denge siyaseti” yürüttüğü konuşuluyor.

‘BELLİ KESİMLER İNCİTİLMEK İSTENMİYOR’

AK Parti içinde yapılan değerlendirmelerde, sürecin hassasiyetine dikkat çekilerek toplumun farklı kesimlerinin tepkisinin gözetildiği belirtiliyor. Özellikle güvenlik politikalarına duyarlı seçmen tabanında rahatsızlık oluşmaması için adımların kontrollü atıldığı ifade ediliyor. Bu çerçevede, sürecin hızlı ilerlemesinin bazı kesimlerde kırılma yaratabileceği ve bunun siyasi sonuçlarının hesaplandığı kaydediliyor.

SEÇMEN HESABI VE ‘ÖCALAN’ RAHATSIZLIĞI

Ankara kulislerinde dile getirilen bir diğer başlık ise seçmen davranışı... İktidarın, atılacak adımların olası bir oy kaybına yol açmaması için süreci zamana yaydığı ve kamuoyu tepkisini ölçtüğü belirtiliyor. Sürecin tartışıldığı zeminde, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın isminin sık sık gündeme gelmesinin de özellikle milliyetçi seçmen nezdinde rahatsızlık yarattığı ifade ediliyor. Bu durumun da iktidarın dil ve tempo konusunda daha dikkatli hareket etmesine neden olduğu değerlendiriliyor.

TAKVİM NEDEN NETLEŞMİYOR?

Bayram sonrası için dillendirilen düzenlemelerin gecikmesinin arkasında bu çok katmanlı denge arayışının olduğu belirtiliyor. Kulislerde, iktidarın süreci zamana yayarak hem sahadaki gelişmeleri görmek hem de siyasi riskleri minimize etmek istediği konuşuluyor. Ankara’daki değerlendirmelere göre sürecin en kritik eşiğini, PKK’nin tüm unsurlarıyla feshi ve bunun nasıl doğrulanacağı oluşturuyor. İktidarın beklentisi, bu sürecin yalnızca açıklama düzeyinde kalmaması, sahada somut ve uluslararası düzeyde izlenebilir bir şekilde gerçekleşmesi. Bu eşik aşılmadan Meclis adımlarının hızlanması ise şimdilik zayıf ihtimal olarak görülüyor.

Merve KILIÇ