Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde 23 Mart 2026 tarihinde meydana gelen trafik polisini yaralama olayı, yargı sürecinin yalnızca 4 gün içinde tamamlanmasıyla dikkat çekti. Olayın ardından şüpheli aynı gün yakalanarak tutuklandı, iddianame 24 Mart’ta düzenlendi ve dosya hızla mahkemeye taşındı. 27 Mart’ta yapılan duruşmada mahkeme kararını verdi. Bu süreç, son dönemde yargıda öne çıkan “Sıfır Gecikmeli Yargı” modelinin sahadaki etkisini somut şekilde ortaya koydu.
HIZ MI, ADALET Mİ? TARTIŞMASINA YENİ BİR ÖRNEK
Uzun yıllardır tartışılan “hızlı yargılama adaletin önüne geçer mi?” sorusu, Çerkezköy örneğiyle yeniden gündeme geldi. Yargı kaynaklarına göre modelin hedefi hız değil, dosyaların gereksiz beklemeler nedeniyle uzamasını engellemek. Sıfır Gecikmeli Yargı yaklaşımı, hâkimin kararına müdahale etmeksizin, dosyanın zaman kaybetmeden önüne gelmesini sağlıyor.
YENİ YAKLAŞIM: ADALETİN ZAMANI DA ÖNEMLİ
Uzmanlar, modern yargı yönetiminde artık sadece doğru kararın değil, zamanında verilen kararın da adaletin bir parçası olarak kabul edildiğine dikkat çekiyor. Çünkü geciken yargılamaların hem mağdur hem de toplum nezdinde güven kaybına yol açtığı biliniyor. Bu çerçevede Adalet Bakanlığı ile HSK’nın koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, yargı süreçlerinin daha etkin yönetilmesi, dosyaların bekleme sürelerinin azaltılması ve vatandaşın adalete erişiminin hızlandırılması hedefleniyor.
BİR DOSYADAN DAHA FAZLASI
Çerkezköy’de 4 gün içinde sonuçlanan bu dava, sadece bir ceza yargılaması olmanın ötesinde, yargı yönetiminde yeni bir yaklaşımın sahaya nasıl yansıdığına dair dikkat çekici bir örnek olarak görülüyor. Çünkü yeni dönemde verilen mesajın özeti şu cümlede toplanıyor: Adaletin gücü sadece verdiği karardan değil, o karara ne kadar sürede ulaştığından da anlaşılır.
SONTV