Gazete Memur

'Kamuda mobbing yasası' çağrısı

Sağlık sektöründeki çalışma yükü her geçen gün artıyor. Özellikle hemşireler yıldırma (mobbing), yoğun stres ve ağır nöbet şartlarından dertli. Kaş Devlet Hastanesi'nde görevli iki hemşire istifa etti. Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, kamuda yaşanan yıldırma olaylarına ilişkin konuştu.

Giriş:
Güncelleme:

Sağlık sektöründeki çalışma yükü her geçen gün artıyor. Özellikle hemşireler yıldırma (mobbing), yoğun stres ve ağır nöbet şartlarından dertli. Son haber Antalya'dan geldi. Kaş Devlet Hastanesi’nde iki hemşirenin mobbing iddiası ile istifa ettiği ileri sürüldü. Devlet Memurları Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Osman Kaya yaşanan yıldırma olaylarına ilişkin Cumhuriyet’e açıklamalarda bulundu. Kamuda çalışmanın, “ülkenin insanına hizmet etmenin onurunu taşımak” anlamına geldiğini belirten Kaya milyonlarca kamu görevlisinin bu onuru taşırken bir de görünmeyen bir yük olan mobbingin altında ezildiğini söyledi. Mobbingi “Adı çoğu zaman konulmayan, belgesi çoğu zaman bulunmayan ama etkisi her gün iş yerlerimizde hissedilen bir yük” olarak nitelendiren Kaya, “Kamuda psikolojik taciz çoğu zaman bağırarak, hakaret ederek yapılmaz. Bir görevlendirme yazısıyla, keyfi hazırlanmış bir nöbet listesiyle, ‘hizmet gereği’ denilerek yapılan bir yer değişikliğiyle, toplantıda görmezden gelinen bir fikirle, yazılmayan bir performans notuyla yapılır. Kâğıt üzerinde her şey mevzuata uygundur; ama o kâğıdın arkasında her sabah iş yerine ağır adımlarla giden, geceleri uyuyamayan, kendini yetersiz hissetmeye zorlanan bir insan vardır” dedi.

‘EN TEHLİKELİ YANI SIRADANLAŞMASI’

Yıldırmanın en tehlikeli yanının, zamanla sıradanlaşması olduğuna dikkat çeken Kaya, “Amir böyle istiyor’, ‘Burada işler hep böyle yürür’, ‘Biraz sabret, geçer’ denilerek geçiştirilen her baskı, bir sonrakine zemin hazırlar. Liyakatin yerini sadakatin, işbirliğinin yerini korkunun aldığı bir çalışma ortamında en çok kaybeden de işini en iyi yapmaya çalışan, sessiz ve dürüst çalışanlardır. Mobbingin izleri yalnızca iş yerinde kalmaz; eve taşınır, aileye yansır, insanın sağlığına ve özgüvenine kalıcı yaralar bırakır” diye konuştu.

‘NE İLK ÖRNEK NE DE TEK’

Kaş’ta yaşanan yıldırma olayana ilişkin konuşan Kaya, “On iki yılını o hastaneye vermiş bir sağlık emekçimiz, sürekli değiştirilen birimleri, her nöbette hissettiği baskıyı anlatarak mesleğine veda etti. Sağlık Bakanlığı'nın müfettiş görevlendirmesini önemsiyorum; ancak şunu da açıkça söylüyorum: Bu dosya iki istifayla kapanmamalı, inceleme şeffaf yürütülmeli, sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çünkü hayatını adadığı mesleği bırakırken özgürleştiğini hisseden bir çalışan varsa, orada yalnızca o kişi değil, sistemin kendisi yara almıştır. Kaş'ta yaşananlar ne ilk örnektir ne de tek. Okulda öğretmenimiz, adliyede kâtibimiz, belediyede memurumuz, taşra teşkilatında teknikerimiz benzer baskıları yaşıyor. Bu nedenle mobbing, tek bir kurumun değil, kamu yönetim anlayışımızın sorunudur; çözümü de münferit soruşturmalarla değil, kalıcı ve yapısal düzenlemelerle mümkündür” ifadelerini kullandı.

‘MAĞDURU DEĞİL FAİLİ KORUR’

Yıldırma mağdurlarının çoğunun sesini çıkaramadığını söyleyen Kaya, “Neden bir kamu görevlisi, şikâyet mekanizmasına başvurmak yerine sessizce istifa etmeyi ya da sosyal medyadan derdini anlatmayı tercih ediyor? Cevap açıktır: Çünkü kamuda mobbing başvurusu yapan çalışan, çoğu zaman şikâyet ettiği yönetimin insafına bırakılıyor. Başvurusu kurum içinde dolaşan, adı duyulan, ardından yeni bir görevlendirmeyle adeta cezalandırılan çalışanın bir daha güvenle kapı çalmasını bekleyemeyiz. Güvence vermeyen bir şikâyet sistemi, mağduru değil faili korur” dedi.

‘KANUNDA AÇIK TANIMI VE YAPTIRIMI YOK’

Mart 2025'te yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu'nun yeniden faaliyete geçirilmesini olumlu bulduklarını Ancak genelgelerin, sahada karşılığı olmadığında iyi niyet beyanından öteye geçemeyeceğini ifade eden Kaya, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda mobbingin açık bir tanımı ve yaptırımı hâlâ bulunmuyor. Memurun onurunu, ruh sağlığını ve çalışma barışını koruyacak düzenleme bir genelgeye değil, kanuna dayanmalıdır. Bu nedenle taleplerimizi net biçimde ortaya koyuyorum: Mobbing, 657 sayılı Kanun'da tanımlanmalı ve disiplin hükümlerine bağlanmalıdır. Her kurumda amirlerin etkisinden bağımsız, sendika temsilcilerinin de yer aldığı değerlendirme birimleri kurulmalıdır. Başvuruda bulunan çalışan, inceleme süresince rızası dışında görev yeri ve birim değişikliğine karşı güvence altına alınmalıdır. Görevlendirme ve nöbet düzenlemeleri objektif, denetlenebilir ölçütlere bağlanmalı; yöneticilerin değerlendirilmesinde çalışanlarına nasıl davrandıkları da dikkate alınmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

‘TÜKENEN HER MEMUR, EKSİLEN BİR HİZMETTİR’

Kaya son olarak şunları dile getirdi: “Unutulmamalıdır ki mobbingin bedelini yalnızca çalışan ödemez. Tükenen her memur, eksilen bir hizmet; istifa eden her sağlık çalışanı, biraz daha uzun bekleyen bir hasta demektir. Mobbing, kamu hizmetinin kalitesini içten içe çürüten bir yönetim zafiyetidir. Devlet Memurları Konfederasyonu olarak sessizliğe mahkûm edilen her kamu görevlisinin yanındayız. Bu mücadeleyi masada da, sahada da, gerektiğinde yargıda da sonuna kadar sürdüreceğiz. Çünkü kamu görevlisinin emeği de, onuru da pazarlık konusu değildir.”

Taylan GÜLKANAT