Gazete Memur

İsmail Arı'ya tahliye, polislere suç duyurusu kararı

Birgün gazetesi muhabiri İsmail Arı, 75 gün sonra çıktığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme, Arı'nın polisler hakkındaki iddialarıyla ilgili de suç duyurusunda bulunma kararı aldı.

Giriş:
Güncelleme:

22 Mart 2026 tarihinde "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan tutuklanan gazeteci İsmail Arı'nın yargılanmasına Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün başlandı. Arı, tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi'nden Ankara Adliyesi'ne getirildi. Asliye Ceza Mahkemesi'nin salonunun küçük olması nedeniyle duruşmayı izlemeye gelenler salona sığmadı. Duruşma bu nedenle Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi'ne alındı. Duruşmayı Arı'nın ailesi, CHP'li milletvekilleri, basın meslek örgütleri ile çok sayıda gazeteci izledi.

Salonun sanık bölümüne oturtulan Arı'nın çevresinde 7 jandarma görevlisi yer aldı. Arı, salona getirilirken izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Avukat Kerem Altıparmak, Arı'nın tutuklu olduğu Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesinde düzenlenen "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun "gazetecileri avlamak için kullanıldığını" belirterek, düzenlemenin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını istedi. Ancak mahkeme hâkimi, talebi reddetti.

İsmail Arı: Anayasa ayaklar altına alındı

6 sayfalık savunma yapan Arı, sözlerine "Kendimi savunmak için değil, tüm gazetecileri savunmak için buradayım" ifadesiyle başladı. 75 gündür yatarı olmayan bir suç iddiasıyla cezaevinde tutulduğunu belirten Arı, "75 gündür 58 satırlık bir iddianame ile cezaevindeyim. Gazetecilik faaliyetim engelleniyor. 75 gündür kapasitenin çok üstünde bir koğuştayım, yerde yatıyorum. Anayasada basın hürdür sansüre edilemez denilmesine rağmen anayasa ve hukuk ayaklar altına alınarak tutuklandım" dedi.

Gözaltına alınması sürecinde yaşadıklarını anlatan Arı, bayram tatili için Tokat'ta eşinin yakınlarında bulunduğu sıra gözaltına alındığını anımsattı. Ancak polislerin kendisini gözaltına almak için kendi akrabaları yerine eşinin akrabalarının evine gittiğini belirten Arı, "Bu benim telefonlarımın sinyal bilgilerinin izlendiğini, yasadışı şekilde takip edildiğimi gösteriyor. Bu konuda mahkeme suç duyurusunda bulunmalı" dedi. Aynı şekilde telefonunun polisler tarafından mahkeme kararı olmadan alındığını, itiraz etmesi üzerine yakınlarına teslim edildiğini, yine Ankara Emniyeti'nde çıplak aramaya tabi tutulmaya çalışıldığını anımsatan Arı, bu nedenle ilgili polisler hakkında da mahkemenin suç duyurusunda bulunmasını istedi.

Arı, Jandarma ve polisin uyuşturucu barosuna veya suç örgütü liderine operasyon yapar gibi eşinin üç akrabasının kapısına dayandığını anımsatarak, "Oysa benim hakkımda 7 ayrı koruma kararı vardır. Devletin iki polisi beni koruyordu. Ankara Valiliği'nin resen atadığı iki polisle korunuyordum. Hakkında koruma kararı bulunan bir gazeteciye polis nasıl operasyon yapar?" dedi.

'Gözaltındayken dosya oluşturuldu'

Emniyetteki sorgusu sırasında Erdoğan'ın ailesinin vakıfları konuşmasıyla ilgili ifadesinin alındığını anlatan Arı, "İfade bitti, tam polisler ifadeyi imzalarken savcı üç ayrı haber paylaşımı daha gönderdi. Bunun üzerine verdiğim ilk ifade polisler tarafından yırtıldı, yeniden ifadem alındı. Ben henüz gözaltındayken tutuklanmam için dosya oluşturuldu" diye konuştu. Ankara Adliyesi'ne çıkarıldığını ancak savcı yüzü görmeden tutuklamaya sevk edildiğini ifade eden Arı, bu sırada gazetecilerin adliyeden çıkarıldığını, henüz hakimliğe çıkarılmadan polislerin kendisini adliyeden nasıl çıkaracağını konuştuğunu anlattı. 

'Yunus Emre yolsuzluğunu ortaya çıkardığım için yargılanıyorum'

Yargılandığı haberlerin arkasında olduğunu belirten Arı, "Gazetecilik yapma hakkımız anayasaya aykırı olarak ihlal edildi" dedi. Yunus Emre Vakfı'ndaki yolsuzluğu kendisinin ortaya çıkardığını kaydeden Arı, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ancak haberin ardından suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti. Mahkeme hakimine seslenen Arı, "Yunus Emre dosyasının suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama davasını siz yönettiniz. Ben o duruşmayı izledim. O gün gazeteci olarak salondaydım. Ancak bugün sanık sandalyesindeyim. Üç ödül aldığım bu haberden dolayı bileklerime kelepçe vuruldu" dedi.

'Gazetecilik suç değildir'

İsmail Arı, savunmasını şöyle tamamladı:

"Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullandım. Halkın çıkarları için gazetecilik yaptım. Para veya şöhret için gazetecilik yapmadım. Ben gazeteciliği hangi dağ efkarlıysa oradayım diyerek yaptım. Ben tertemiz bir gazetecilik yaptım. Bana 75 gündür yapılan eziyeti herkes duydu bir tek yargı duymadı. Son sözüm gazetecilik suç değildir."

Arı'nın avukatları da haberlerde suç unsuru olmadığını belirterek, beraat ve tahliye talebinde bulundu.

Söz verilen Cumhuriyet Savcısı, bazı kurumlara yazı yazılmasını önerirken, delillerin toplanmadığı gerekçesiyle Arı'nın tutukluluk halinin devamını istedi.

Hâkimden tahliye kararı ve polislere suç duyurusu

Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 75 gündür tutuklu olan gazeteci İsmail Arı’nın tahliyesine karar verdi. Tahliye gerekçesinde delillerin toplanması ve kaçma şüphesinin olmamasını gösterdi. Mahkeme ayrıca Arı'nın polisler hakkındaki iddialarıyla ilgili de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nı suç duyurusunda bulunma kararı aldı.

Duruşma, 9 Ekim günü saat 14.00'e ertelendi.

Tahliye kararı, salonda alkışlarla karşılanırken, "İsmail çıkacak yine yazacak" şeklinde sloganlar atıldı. 

Alican Uludağ / DW Türkçe