İktidar cephesinde bir yandan yeni anayasa hazırlıkları sürdürülürken diğer yandan yaklaşık dokuz yıldır uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin işleyişine ilişkin revizyon seçenekleri değerlendiriliyor. Cumhuriyet'in edindiği bilgilere göre AK Parti’nin yeni anayasa çalışmaları son aşamaya geldi. Hazırlanan çerçevenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılacak istişarenin ardından siyasi takvime bağlanması bekleniyor.
İktidar kaynakları, yeni bir hükümet sistemi değişikliğinin gündemde olmadığını ancak mevcut sistemin işleyişindeki sorunları giderecek ve verimliliği artıracak önerilerin değerlendirildiğini belirtiyor. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bazı yönleriyle “gevşetilebileceği” ifade ediliyor.
OY SAYISINA BAKILMADAN REFERANDUM
İktidarın yeni anayasa konusundaki temel yaklaşımının metnin mutlaka halkın onayına sunulması olduğu belirtiliyor. Edinilen bilgilere göre yeni anayasa, TBMM’de ulaşılan oy sayısına bakılmaksızın referanduma götürülecek. Mevcut Anayasa’ya göre anayasa değişikliklerinin 360 ile 399 arasında oyla kabul edilmesi durumunda referandum zorunlu olurken, 400 ve üzerindeki kabul oyunda değişikliği halkoyuna sunup sunmama yetkisi Cumhurbaşkanına ait.
İktidar cephesinde ise bütünüyle yeni bir anayasanın, Meclis’te 400 veya daha fazla milletvekilinin desteğini alması halinde dahi doğrudan yürürlüğe konulmaması ve son sözün halka bırakılması gerektiği görüşü öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un açıklamaları da bu yaklaşımın işareti olarak değerlendirildi. Uçum, “Meclis ne zaman yeni anayasayı yaparsa yapsın, yeni anayasa kanunu 400 veya daha fazla oyla kabul edilse dahi bu kanun mutlak surette referanduma sunulmalı” dedi. Yeni anayasanın halkın yüzde 50’den fazlasının onayını almasıyla yürürlüğe girmesi gerektiğini savunan Uçum, hem Erdoğan’ın hem de AK Parti yetkililerinin başından beri “referandumlu yeni anayasa” yaklaşımını benimsediğini söyledi.
ERDOĞAN İLE İSTİŞARE SONRASI TAKVİM
Yeni anayasa hazırlıklarında teknik çalışmanın büyük ölçüde tamamlandığı ancak kapsam ve takvime ilişkin siyasi kararların henüz verilmediği belirtiliyor. Çalışmanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulmasının ve Erdoğan ile yapılacak istişarenin ardından yol haritasının netleşmesi bekleniyor. Bu aşamada yeni anayasanın ne zaman TBMM gündemine getirileceği, hangi partilerle görüşüleceği ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin revizyonların metinde yer alıp almayacağı karara bağlanacak. İktidarın, Meclis’teki olası desteği ve referandum sürecinde ortaya çıkabilecek siyasi tabloyu birlikte değerlendireceği ifade ediliyor.
SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK DEĞİL ‘GEVŞETMEK’
Kulislerde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin köklü biçimde değiştirileceği yönünde iddialar dile getirilse de iktidar kaynakları yeni bir sistem değişikliğinin düşünülmediğini belirtiyor. Bunun yerine sistemin uygulamada ortaya çıkan sorunlarının giderilmesi, kurumlar arasındaki koordinasyonun artırılması ve karar alma süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Cumhurbaşkanının bazı yetkilerinin yeniden kabineye devredilmesi üzerinde duruluyor.
Bazı kararların yalnızca Cumhurbaşkanının iradesiyle değil, Kabine üyelerinin katılımıyla alınması; yürütme içinde yetki ve sorumluluğun yeniden dağıtılması değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor. Bu düzenlemelerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden vazgeçilmesi anlamına gelmeyeceği, sistemin ana yapısının korunacağı ancak mevcut katı yapının bazı alanlarda “gevşetilebileceği” belirtiliyor.
BAKANLAR MECLİS’TEN ATANABİLİR
Revizyon çalışmasında bakanların yeniden milletvekilleri arasından atanabilmesi seçeneği de ele alınıyor. Üzerinde durulan formüle göre bakan olarak atanan milletvekillerinin vekillikleri devam edecek ancak Genel Kurul ve komisyonlarda yapılacak oylamalara katılmayacaklar. Bakanların sorumlu oldukları alanlara ilişkin yasa tekliflerinin hem komisyon hem de Genel Kurul görüşmelerinde bulunmaları da değerlendiriliyor. Böylece mevcut sistemde bakanlar ile milletvekilleri arasında zayıfladığı eleştirileri yapılan bağın yeniden kurulması amaçlanıyor. Bakanların 15 günde bir TBMM’ye gelerek milletvekillerinin sorularını yanıtlaması da gündemdeki seçenekler arasında. Belirli aralıklarla Genel Kurul’da denetim oturumları yapılması ve bakanların sözlü sorulara doğrudan yanıt vermesiyle Meclis’in yürütme üzerindeki denetiminin artırılması hedefleniyor.
MÜSTEŞARLIK GERİ GELEBİLİR
Revizyon kapsamında bakan yardımcılığı sisteminin kaldırılması ve parlamenter sistem döneminde uygulanan müsteşarlık modeline geri dönülmesi de değerlendiriliyor. İktidar içinde bakan yardımcılığı sisteminden beklenen verimin alınamadığı ve bakanlıklardaki idari işleyişte yetki karmaşası yaşandığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı belirtiliyor. Müsteşarlık sisteminin yeniden getirilmesiyle bakanlıklardaki idari devamlılığın ve bürokratik koordinasyonun güçlendirilmesinin amaçlandığı ifade ediliyor. Bakanların siyasi sorumluluğu üstlenmesi, müsteşarların ise bakanlığın idari ve bürokratik işleyişinden sorumlu olması seçeneği üzerinde duruluyor.
İTTİFAKLARA ‘MAHKÛMİYET’ TARTIŞMASI
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin siyasi partileri seçim ittifaklarına zorlayan yapısının da iktidar içinde tartışıldığı belirtiliyor. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için gereken yüzde 50+1 koşulunun partileri ittifaklara “mahkûm ettiği”, seçimlerden önce kurulan ittifakların seçim sonrasında da karar alma süreçlerini etkilediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. İktidar cephesinde sistemin istikrarı koruyacak ancak partilerin ittifaklara bağımlılığını azaltacak biçimde esnetilip esnetilemeyeceği araştırılıyor. Bununla birlikte yüzde 50+1 koşulunun değiştirilip değiştirilmeyeceğine ilişkin henüz kesinleşmiş bir karar bulunmadığı ifade ediliyor.
REVİZYON ANAYASA PAKETİNE GİREBİLİR
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin revizyonun ayrı bir düzenleme olarak mı hazırlanacağı yoksa yeni anayasa çalışmasının içine mi yerleştirileceği henüz netleşmedi. Edinilen bilgilere göre bakanların Meclis’ten atanması, Cumhurbaşkanının bazı yetkilerinin Kabineye devredilmesi, müsteşarlığın geri getirilmesi ve Meclis denetiminin artırılması gibi başlıkların yeni anayasa paketine eklenmesi seçenekler arasında. İktidarın izleyeceği yolun Erdoğan ile yapılacak istişarenin ardından netleşmesi bekleniyor. Yeni anayasa çalışmasının takvimi ile sistem revizyonunun kapsamına ilişkin son kararı da Erdoğan’ın vermesi öngörülüyor.
ERDOĞAN’IN ADAYLIĞI İÇİN ‘TEKNİK TARİH’ DÜZENLEMESİ
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, partisinin “Kardeşlikle Kenetlenen, İstikrarla Güçlenen Türkiye” başlığıyla düzenleyeceği Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’nın hazırlıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Eylül ayı boyunca bakanlar, parti yöneticileri, milletvekilleri ve teşkilatların sahada olacağını belirten Büyükgümüş; esnaf, sivil toplum kuruluşları, gençler, kadınlar, şehit yakınları ve gazilerle bir araya geleceklerini söyledi. Açılım sürecinde gelinen aşamanın, çıkarılan yasanın ve ekonomi programının yurttaşlara anlatılacağını kaydeden Büyükgümüş, sahadan alınan görüş ve önerilerin parti politikalarının şekillendirilmesinde kullanılacağını belirtti. Büyükgümüş, çalışmaların sonunda ortaya çıkacak değerlendirmelerin Erdoğan’a sunulacağını belirterek “Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarıyla, vereceği talimatlarla ilgili politika alanlarının şekillenmesi için bir ana istikamet oluşturacağız” dedi.
Erken seçim tartışmalarına da değinen Büyükgümüş, AK Parti’nin çalışmalarını seçim olup olmamasına göre şekillendirmediğini söyledi. “Seçimin var olması ya da olmaması bizim açımızdan bir farklılık oluşturmuyor” diyen Büyükgümüş, Erdoğan’ın yeniden adaylığı için seçim tarihinde düzenleme yapılabileceğini belirtti. Büyükgümüş, “Cumhurbaşkanımızın adaylığı için bir teknik tarih düzenlemesi yapılabilir. Onun dışında şu an bizim gündemimizde erken seçim değil, milletimize daha fazla hizmet etmek var” ifadelerini kullandı.
Merve KILIÇ