Gazete Memur

Bahçeli: Öğretmeni sıradanlaştıran anlayış ölmüştür

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarına ilişkin partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada sorunun sadece güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini vurguladı. Bahçeli, dijitalleşme, akran zorbalığı ve aile bağlarının zayıflamasına dikkat çekti. Bahçeli, "Biz bu meselenin üstünü örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız" dedi.

Giriş:
Güncelleme:

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına değindi. Bahçeli, yaşanan olayların toplum vicdanında derin yaralar açtığını belirterek, meselenin yalnızca ceza hukuku kapsamında ele alınamayacağını söyledi. Sorunun çok boyutlu olduğunu ifade eden Bahçeli, sağduyulu ve serinkanlı bir yaklaşımın gerekli olduğunu dile getirdi.

“Dijitalleşme çocukları yalnızlaştırıyor”

Konuşmasında dijitalleşmenin etkilerine de değinen Bahçeli, çocukların artan ekran sürelerinin ve sosyal medya kullanımının ruh sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti. Akran zorbalığının yalnızca fiziksel ortamda değil, dijital platformlarda da yaygınlaştığını vurgulayan Bahçeli, bu durumun çocukları sanal dünyaya bağımlı hale getirdiğini ifade etti.

“Sorun okul kapısında çözülemez”

Bahçeli, çözümün yalnızca okullarda güvenlik görevlisi bulundurmak olmadığını belirterek, “Mesele daha vahimdir” dedi. Sorunun köklü bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade eden Bahçeli, geçici önlemler yerine kalıcı çözümlere odaklanılması gerektiğini kaydetti.

Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

Mondros’un ardından dalga dalga gelen işgaller, Sevr’de hukuki kılıfa büründürülmek istenen tasfiye tasavvuru ve Anadolu’nun dört bir yanında hissedilen kuşatma iklimi, hamiyetperver milletimizi yalnız mukavemete çağırmamış, aynı zamanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin edecek yeni bir meşruiyet zeminini inşa etmeye sevk etmiştir.

"TBMM'nin açılışı emperyalizmin istikametini bozmuştur"

23 Nisan'ı sadece bayram günü olarak anmak onun tarihini daraltır. 23 Nisan kriz karşısında dağılmadan düşünebilme iradesidir. 23 Nisan toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kabiliyetidir.

TBMM'nin açılışı, emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren, vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol başlığında başkaldıran bir milletin kendi mukadderatına bizzat hakim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, karayolları ve demiryolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken, kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkûmiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken, Ankara’da yanan meşale, karanlığı yaran millî uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu’da hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur.

Okullara gerçekleşen saldırılar

Bu vahim gelişmeler vicdanlarda yaralar açmıştır. Yalnızca ceza alanının konusu değildir, çok yönlü ele alınmalı. Serin kanlı, sağduyulu bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığı günümüz dünyasında çocukların ekran süresinin artması, akran zorbalığının arkadaş grupları ve sohbet grupları çocuklarımızın ruh sağlığını örselemektedir. Onları sanal dünyaya mahkum etmektedir.

"Çocuklar sosyal medya yitip gitmekte"

Artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmektedir. Evlatlarımız geleceğiz dijital bir kuşatma altındadır.

Dijital mecraların, sohbet odalarının masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığı, haya yoksunlarının ellerinde suç ve suçluyu övmenin bir ifsat hattına dönüştüğü artık inkar edilemez bir hakikattir. Karşımızdaki tehlike, suçu meşrulaştıran dijital bir bozgunculuk iklimidir. Bozguncu yapılara, haysiyet yoksunlarının çağrılarına terk edemeyiz. Çocuklar sosyal medya yitip gitmekte.

Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisi değildir. Mesele daha vahimdir. Biz bu meselenin üstünü örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız. Aile çocuğun ilk mektebidir, okul çocuğun ikinci evidir. Bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk sosyal medya kalabalığında arar. Hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulabilir. Onları dinlemek, anlamak, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek gerekir. Çocuk güven isteyen bir emanettir.

"Öğretmeni sıradanlaştıran anlayış ölmüştür"

Öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim anlayışı ölü doğmuştur. Minik elleri tutan bilgilerle zihnini açan gözlerindeki ışığı güçlendiren öğretmenlerimizdir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz. Ailelerin desteklenmesi de aynı derecede hayatidir. Aile yalnız kaldığında çocuk da yalnız kalır. Aileyi güçlendirmek, okul-aile-devlet işbirliğini güçlendirme gerekir. Çekişme dili üretmemelidir. Bürokrasi kurumlar arasındaki eşgüdüm güçlendirilmelidir. Ailelerin dijital farkındalık kapasiteleri çoğaltılmalıdır.

23 Nisan'ın bugünkü anlamı işte bu dengede saklıdır. Millet adına karar alan herkes çocuğu güvenliği ve geleceği konusunda tarih önünde sorumludur. Bugünkü çağrımız sağduyu çağrısıdır. Sağduyu toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir.

"Sebepleri sonuna kadar araştırmalıdır"

Bizim talebimiz açıktır. Bizim çağrımız bir mecburiyettir. Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. Okul güvenliğini, çocuklarımızın ruh sağlığını sağlayacak kalıcı tedbirler vakit kaybetmeden alınmalıdır. Araştırma komisyonu kurulması isabetli bir adımdır. Evlatlarımız istikbalimizdir. İstikbalimiz her türlü polemiğin üzerindedir.