Gazete Memur

Ad ve soyadı değişikliği kararlarının yayınlanması hukuka aykırı bulundu

nayasa Mahkemesi 25/12/2025 tarihinde E.2025/120 numaralı dosyada, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 27. maddesinin 7532 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

Giriş:
Güncelleme:

İtiraz Konusu Kural

İtiraz konusu kuralda, adın değiştirilmesinin Basın İlan Kurumunun portalinde ilan edilmesi öngörülmüştür.

Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kural kapsamında mahkemece verilen adın değiştirilmesine yönelik kararla ilgili olarak Basın İlan Kurumunun internet sitesinde yapılan ilanın herkese açık olduğu, ilanın bu şekilde yapılmasıyla adı değiştirilen kişinin önceki ve mevcut adı, anne ve baba adı, nüfusa kayıtlı olduğu yer ve doğum tarihi gibi kişisel verilerinin herkes tarafından bilinebilir hâle geldiği, adı değiştirilen kişinin kişisel verilerinin aleni hâle getirilmesinin bu ismin kullanılarak suç işlenmesini mümkün hâle getirdiği, ilana  herhangi bir hukuki sonucun bağlanmadığı, nitekim adın değiştirilmesinden zarar görenlerin dava hakkının ilandan değil öğrenme tarihinden itibaren başladığı, günümüzde tüm işlemlerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasıyla yapıldığı, dolayısıyla ilanın gerekli olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin sadece işleme şeklindeki sınırlamaya karşı değil kişisel verilere yönelik her türlü sınırlamalara karşı güvence altına aldığı anlaşılmaktadır. İtiraz konusu kural, kişisel veri niteliğinde olan adın değiştirilmesinin Basın İlan Kurumunun portalinde ilan edilmesini öngörmek suretiyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirmektedir.

Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamanın veri sahibi üzerinde bir külfete yol açacağı kuşkusuzdur. Bu sınırlamanın ulaşılmak istenen meşru amaca göre bireylere aşırı bir külfet yüklediğinin tespiti hâlinde orantısız olduğu sonucuna varılması gerekir. Bu bağlamda kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamanın orantılı kabul edilebilmesi için işlenecek veya herhangi bir şekilde yararlanılacak verilerin ulaşılmak istenen amaçla sınırlı olması ve kişisel verilerin sınırlama amacı için gerektiğinden daha uzun süre ilanda kalmaması gerekmektedir.

İtiraz konusu kuralda ya da kanun düzeyinde farklı bir mevzuatta ilanın ne kadar süreyle Basın İlan Kurumunun portalinde yayımlanacağına ilişkin olarak herhangi bir düzenleme bulunmadığı görülmüş ve ad değişikliği kararlarının Basın İlan Kurumunun portalinde makul süreyle ilan edilmesini sağlayan güvencelere kanunda yer verilmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla ad değişikliğine ilişkin kararın süresiz bir şekilde ilan edilmesinin, kişisel verileri herkesçe bilinir hâle gelen kişinin menfaatleri üzerinde ağır sonuçlar meydana getirebileceği kanaatine varılmıştır.

Öte yandan kuralda, ad değiştirme kararlarının kategorik olarak tamamının ilan edilmesi öngörülmekte; belli durumlarda söz konusu kararların ilan edilip edilmemesi hususunda hâkime takdir yetkisi tanınmamaktadır. Diğer bir ifadeyle somut olayın özelliğine göre ad değiştirme sebepleri de dikkate alınarak adın değiştirilmesi kararını veren hâkimin bu konuda değerlendirme yapma imkânı bulunmamaktadır. Nitekim bazı durumlarda ad değişikliği kararlarının ilan edilmemesinde üstün bir hukuki yararın bulunması mümkündür. Dolayısıyla ad değişikliği kararlarının tamamının ilan edilmesi öngörülerek bu konuda hâkime takdir yetkisi tanınmamasının da kişiler açısından ağır sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.

Bu itibarla kuralla ulaşılmak istenen meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile bireylerin menfaatleri arasındaki makul dengenin bozulduğu, bu yönüyle kuralın kişisel verilerin korumasını isteme hakkına orantısız bir sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.