Türkiye’deki çalışma yaşamı, son yıllarda yalnızca ekonomik değil, sosyolojik bir kırılmanın da içinde. İşverenler, genç çalışanları “Sorumluluk almıyorlar”, “İş beğenmiyorlar”, “Hemen istifa ediyorlar” şeklinde eleştirirken gençler ise artık karşılığını alamadıklarını düşündükleri bir düzene teslim olmak istemiyorlar.
Yaşanan süreçle ilgili Cumhuriyet’in sorularını yanıtlayan sosyal güvenlik uzmanı Özgür Erdursun, yeni kuşağın anne ve babalarının yaşamına baktığını, 25- 30 yıl çalışan, fazla mesai yapan, kendini işe adayan milyonlarca insanın bugün hâlâ geçim derdi çektiğine tanık olduğunu belirtti ve şu yorumu yaptı: “O zaman gençler ‘Yıllarca çalışıp yine de ekonomik güvence kurulamıyorsa bu sistem bana ne vaat ediyor’ diye sorguluyor.” Erdursun’a göre sosyal medya da burada çok etkili. Erdursun bu konuda şöyle devam etti: “Her gün Instagram ve TikTok’ta lüks yaşamları, influencer gelirlerini izliyor. Haftada 60 saat çalışan bir beyaz yakayla, kısa videolar çekerek yüksek gelir elde eden fenomenleri kıyaslayan gençler klasik emek düzenini karşılaştırıyor.”
Bu süreçte işverenlerin ise artan maliyetler, ekonomik dalgalanmalar, kâr marjları gibi nedenlerle daha az personelle daha fazla iş üretmeye yöneldiğine atıf yapan Erdursun, “İşveren eski disiplin modelini sürdürmek istiyor, genç çalışan ise o modele artık güvenmiyor. Aslında bugün yaşanan şey bir ‘gençlik sorunu’ değil, çalışma yaşamının ‘dönüşüm krizidir’” dedi. Erdursun sözlerini şöyle sürdürdü:
GERÇEĞİ GÖRÜYORLAR
“‘Ömür boyu aynı işyeri’ modeli zayıflıyor. Yerine daha esnek, proje bazlı, çoklu gelir kaynaklı ve dijital destekli çalışma biçimleri geliyor. Ancak Türkiye’de eğitim sistemi büyük ölçüde diploma ve ezber üzerine kurulu. Oysa yeni dönemde problem çözme, dijital üretim, yapay zekâ kullanımı, iletişim becerileri, girişimcilik, finansal okuryazarlık ve psikolojik dayanıklılık çok daha belirleyici olacak. Sonuç olarak bugünün gençleri yalnızca ‘çalışmak istemeyen bir kuşak’ değil. Onlar ekonomik gerçekleri daha çıplak gören, gelecek kaygısını daha yoğun yaşayan, anne babalarının yorgunluğunu izleyen, emeğin karşılığının giderek küçüldüğünü düşünen, hayatını yalnızca çalışmaya adamak istemeyen bir kuşak. Bu nedenle acil çözümler üretilmesi gerekiyor.”
‘SORUN BECERİ UYUMSUZLUĞU’
Ankara Sanayi Odası’nın (ASO), “Kayıp Potansiyel: Türkiye’de NEET Gençlerin Profili, NEET’e Yol Açan Nedenler ve Çözüm Yolları” başlıklı kapsamlı araştırma raporu yayımlandı.
ASO Başkanı Seyit Ardıç, raporda eğitim sistemi ile işgücü piyasası arasındaki uyumsuzluğun vurgulandığını ifade ederek “Bugün sanayimiz nitelikli personel ararken çok sayıda gencimiz işgücü piyasasının dışında kalıyor. Bu durum bize temel sorunun yalnızca işsizlik değil, beceri uyumsuzluğu olduğunu gösteriyor. Özellikle uygulamalı eğitim modellerinin güçlendirilmesi, mesleki eğitimin geliştirilmesi ve gençlerin üretim süreçleriyle daha erken buluşması büyük önem taşıyor” dedi.
‘UZUN SÜRELİ İŞSİZLER’ ARTTI
TÜİK’in yeni yayımladığı “İşgücü İstatistikleri, I. Çeyrek: OcakMart, 2026” raporunun detayları, (dar tanımlı) işsizlerin bekleme süreleriyle ilgili çarpıcı ayrıntılar içeriyor.
Rapora göre Ocak-Mart 2025’te 496 bin kişi olan “bir yıl ve daha fazla süreli işsizler (uzun süreli işsizler)”, Ocak-Mart 2026’da 543 bin kişiye yükseldi. Bu kapsamda erkeklerin sayısı 212 binden 233 bine, kadınların sayısı 284 binden 310 bin kişiye yükseldi. Yine verilere göre “bir yıldan daha kısa süreli az işsizler” ise toplamda 2 milyon 497 bin kişiden 2 milyon 416 bin kişi, erkeklerde 1 milyon 433 binden 1 milyon 427 bine, kadınlarda 1 milyon 64 binden 989 bin kişiye geriledi.
Gülnur SAYDAM