Gazete Memur

Yıl sonu faiz ve enflasyon beklentilerinde piyasalar ikiye bölündü!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haziran toplantısında beklentilere paralel faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakırken, sıkı para politikası duruşunun ve asimetrik faiz koridoru uygulamasının devam ettiği görüldü. Banka ve aracı kurumlar ise faiz indirimlerinin en erken Eylül ayına ertelenebileceğine işaret ederken, yıl sonu faiz ve enflasyon beklentilerinde de belirgin ayrışma dikkat çekti.

Giriş:
Güncelleme:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 11 Haziran'daki Para Politikası Kurulu toplantısında haftalık repo faizini yüzde 37’de sabit bıraktı. Beklentilerle uyumlu kararda, sıkı para politikası ve asimetrik koridor uygulaması devam etti.

Matriks Haber’'in 16 banka ve aracı kurum raporuna göre karar genel olarak piyasa beklentileriyle uyumlu karşılandı. Kurumlar genel olarak TCMB'nin sıkı duruşunu sürdürdüğünü, ancak yeni faiz artışı ihtimalinin azaldığını belirtti. Raporda, Temmuz ayında faizlerde değişiklik beklenmediği, olası indirimlerin ise Eylül ve sonrasına ertelendiği görüşü öne çıktı.

Yıl sonu politika faizi tahminleri yüzde 32 ile yüzde 37 arasında değişirken, medyan beklenti yüzde 35 seviyesinde oluştu. Kurumlar, iç talepteki zayıflama ve enflasyon ana eğilimindeki iyileşmeyi olumlu değerlendirirken, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki oynaklığın para politikası görünümü açısından temel risk unsurları olmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Karar beklentilerle uyumlu, tonlama kurumları ayırdı

9 kurum kararın beklentilerle uyumlu olduğunu belirtirken, TCMB’nin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu koruduğu vurgusu öne çıktı.

Karar metninde enflasyon ana eğiliminde Mayıs ayında sınırlı gerileme olduğunun belirtilmesi, iç talepte zayıf seyrin sürdüğüne yapılan vurgu ve jeopolitik gelişmelerin maliyet, beklenti ve iktisadi faaliyet kanalları üzerinden takip edileceğinin ifade edilmesi dikkat çekti.

Temmuz için faiz değişikliği beklentisi zayıf kaldı

Kurumların çoğu 23 Temmuz toplantısında politika faizinde indirim ya da artırım beklemiyor. Bir kurum ise Temmuz’da faiz indiriminden ziyade, 1 hafta vadeli repo ihalelerine dönüşün likidite normalleşmesi açısından ilk adım olabileceğini belirtti.

İki kurum ise fonlama kompozisyonunda kademeli bir normalleşme sürecinin başlayabileceğine dikkat çekerken, Merkez'in bir süre daha yüzde 40 seviyesindeki gecelik borç verme faizi üzerinden fonlama yapmayı sürdüreceğini öngördü.

İndirim takvimi Eylül ve sonrasına kaydı

İncelenen raporların önemli bölümünde faiz indirim döngüsünün Eylül ve sonrasında yeniden başlayabileceği görüşü öne çıktı. Bir kurum Eylül, Ekim ve Aralık toplantılarında 100’er baz puanlık üç faiz indirimi, bir diğeri yıl sonuna kadar toplam 500 baz puanlık indirim öngördü. 

Faiz ve enflasyon tahminleri 

Yıl sonu politika faizi tahmini paylaşan 10 kurumun beklentileri de yüzde 32 ile yüzde 37 arasında değişti. Medyan beklenti yüzde 35 seviyesinde hesaplandı. En düşük yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 32, en yüksek beklenti yüzde 37  oldu.

Yıl sonu enflasyon tahmini paylaşan kurumların beklentileri yüzde 26 ile yüzde 30 arasında yoğunlaştı. 6 kurumun tahminleri dikkate alındığında medyan yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 28,9 oldu. 

Yerliler indirim alanı, yabancılar bekleme süresi üzerinde durdu

Raporlarda yerli kurumların önemli bölümü Eylül ya da son çeyrekten itibaren sınırlı ve kademeli faiz indirimleri beklerken, yabancı kurumlarda daha uzun süre sabit faiz beklentisi öne çıktı. Yabancılar politika faizinin yıl sonuna kadar yüzde 37’de sabit kalacağını öngördü.

Kurumlar arasındaki temel ayrışma, faiz indirimlerinin başlama zamanı ve yıl sonu politika faizi seviyesinde görüldü. 

Petrol ve jeopolitik riskler para politikası görünümünde belirleyici

Raporların büyük bölümünde Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin arz kesintisi riskleri para politikası görünümünün temel belirleyicileri arasında gösterildi. Kurumlar, enerji fiyatlarındaki kalıcı yükselişin enflasyon görünümünü bozabileceğini ve TCMB’nin gevşeme alanını sınırlayabileceğini belirtti.

Buna karşılık iç talepteki zayıflama, rezervlerde son dönemde görülen toparlanma ve gıda fiyatlarında beklenen sönümlenme, faiz artışı ihtimalini sınırlayan unsurlar olarak değerlendirildi.

Bir sonraki toplantı 23 Temmuz’da

Bir sonraki PPK toplantısı 23 Temmuz’da yapılacak. Kurumların genel beklentisi, TCMB’nin bu toplantıda politika faizini değiştirmeyerek mevcut sıkı duruşunu ve bekle-gör yaklaşımını sürdüreceği yönünde oluştu.

TCMB, yılın kalanında 23 Temmuz 2026, 10 Eylül 2026, 22 Ekim 2026 ve 10 Aralık 2026 tarihlerinde olmak üzere toplam 5 PPK toplantısı daha gerçekleştirecek.

2027 yılının ilk yarısı için belirlenen toplantı tarihleri ise 21 Ocak 2027, 18 Mart 2027, 22 Nisan 2027 ve 10 Haziran 2027 olacak. 2026 yılına ilişkin enflasyon raporu sunumları ise 13 Ağustos 2026 ve 12 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.