Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının ekonominin farklı kesimlerine maliyet oluşturduğunu açıkça kabul etti. Karahan, "Hazine bunu faiz yükü olarak yaşıyor" derken, sıkı para politikasının başlangıçta ekonomik aktiviteyi yavaşlatabildiğini ve dezenflasyon süreci uzadıkça maliyetin tüm kesimler için arttığını söyledi.
SIKI PARA POLİTİKASININ FATURASI VATANDAŞA
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Merkez Bankası'nın çalışmaları hakkında sunum yapan Karahan, milletvekillerinin dezenflasyonun maliyetine ilişkin sorularını yanıtladı. Enflasyonla mücadelenin sıfır maliyetle yürütülmesinin çok özel şartlar gerektirdiğini belirten Karahan, mevcut küresel koşullarda bunun mümkün olmadığını ifade etti. Karahan, sıkı para politikasının başlangıçta ekonomik aktiviteyi bir miktar yavaşlatabildiğini, ücretli çalışanlar ve reel sektör açısından zorluklar oluşturabildiğini belirterek, yurt içi ve yurt dışı şokların süreci uzatması halinde maliyetin arttığını aktardı.
HAZİNE BUNU FAİZ YÜKÜ OLARAK YAŞIYOR
Karahan, dezenflasyon sürecinin maliyetinin toplumun farklı kesimlerinde farklı biçimlerde ortaya çıktığını belirterek, "Zaten çeşitli kesimleri siz saydınız, Hazine bunu faiz yükü olarak yaşıyor, reel kesimde, ücretli tarafta, sanayide farklı etkiler, toplumun çeşitli kesimleri tarafından paylaşılan bir maliyet söz konusu" dedi. Karahan, söz konusu maliyetlerin farkında olduklarını da vurguladı. Sıkı para politikasının oluşturduğu maliyetlere rağmen dezenflasyon politikasının sürdürülmesi gerektiğini savunan Karahan, geçmiş tecrübelerin ekonominin sağlıklı bir yapıya ancak düşük ve öngörülebilir enflasyonla kavuşabileceğini gösterdiğini kaydetti.
SORUNLARA TEK KALICI ÇÖZÜM OLARAK SUNULUYOR
Karahan, "Dezenflasyon süreci tüm ülkeye maliyet yüklemek için değil tam tersine, bugün yaşanan sorunlara yönelik tek kalıcı çözüm olduğu için uygulanıyor" dedi. Komisyonda ayrıca Hazine’nin faiz giderlerine ilişkin değerlendirmeler de gündeme geldi. Milletvekilleri, 2026 bütçesinde faiz giderleri için öngörülen tutarın yıl içinde önemli bir bölümünün gerçekleştiğine, OVP'de ise 2027 ve 2028 yılları için faiz giderlerinin daha yüksek seviyelerde öngörüldüğüne dikkat çekti.
Uğur DUYAN