TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanan ve ilk maddeleri kabul edilerek yasalaşma süreci hızlanan torba yasada yer alan amme alacaklarına yapılandırma düzenlemesi, reel sektörde ‘yüksek faiz’ tartışması başlattı. Düzenlemeyle vergi ve SGK borçlarında taksit süresi 72 aya çıkarılırken, iş dünyası temsilcileri yüzde 39’luk tecil faiziyle 1 milyon liralık borcun 6 yılda 10 milyon liraya ulaşacağına dikkat çekerek, "Bu haliyle düzenleme bir çözüm değil, yeni bir borç sarmalı yaratır" uyarısında bulunuyor.
İTO Mali Müşavirlik Meslek Komitesi Üyesi Numan Sağ, yıllık tecil maliyetinin yüzde 44'leri bulduğunu vurgulayarak taksitlendirmenin ‘gerçek bir yapılandırma’ olmadığını savunurken; TESK Başkanı Bendevi Palandöken esnafın yüksek faiz nedeniyle ödeme planlarını sürdüremediğini ve krediye erişimde tıkandığını belirtti. İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de, “Merkez Bankası’nın para politikası doğrultusunda faiz indirim sürecine girilecekse, biz reel sektör olarak niye uzun vadeli ve yüksek sabit faizli bir borçlanma maliyetine girelim? Eğer amaç reel sektörü korumak ve güçlendirmekse, bu model koruyucu olmuyor” ifadelerini kullandı.
72 ay tek başına çözüm değil
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İTO Mali Müşavirlik Meslek Komitesi Üyesi Numan Sağ, düzenlemenin içeriğine bakıldığında, vatandaşın ve şirketlerin beklediği gerçek bir yapılandırma modeli olmadığının çok net ve açık olduğunu ifade etti. Düzenlemenin uygulama esaslarına ilişkin verdiği örnekle açıklama yapan Sağ, “Şu anda 1 milyon lira vergi borcu olan bir mükellefi düşünelim. 2 yıllık ödemediği süreleri de eklersek, 1 milyon liralık bir vergi borcu gecikme zammıyla önce 3 milyon liraya çıkacak. Bu 3 milyon lirayı 72 ay, yani 6 yıl tecil ile taksitlendirdiğinde ise mükellefin borcu 10 milyon lirayı bulacak” dedi.
Kamu alacaklarında taksit süresinin 72 aya çıkarılmasının tek başına bir çözüm olmadığını söyleyen Sağ, “Teminatsız tecil sınırının 1 milyon TL'ye çıkarılması da aslında bu sorunu ortadan kaldırmıyor. Çünkü 1 milyon lira sınırına inebilmek için, örneğin 2 milyon liralık bir vergi borcunun önce 1 milyon lirasını ödemeniz lazım. Yani o aradaki 1 milyon lirayı peşinen kapatmanız gerekiyor” diye konuştu.
Gecikme maliyeti yıllık yüzde 44
Kamu alacaklarında gecikme zammının aylık yüzde 3,7 olduğunu, bunun da yıllık maliyetinin yüzde 44 seviyesinde, tecil faizinin ise yüzde 39 dolayında olduğuna işaret eden Sağ, şöyle devam etti: “Piyasada nakit sıkışıklığı bu kadar derinleşmişken KOBİ'lerin, üreticilerin ve işverenlerin geçmiş dönem vergi borçlarını, SSK primlerini, güncel vergi ödemelerini, maaşları, kirayı, enerjiyi ve diğer kredi giderlerini bu taksitlerle aynı anda ödemeye çalışmasını beklemek bile yanlıştır. Kamu borçlarının, önceki yapılandırma yasalarında olduğu gibi borç aslının üzerine Yurt İçi ÜFE (Yİ-ÜFE) farkı eklenerek, gerekirse yine 72 ay vadeyle yeniden yapılandırılmasına şiddetle ihtiyaç var."
Vergisel anlamda faydası yok
İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de, yeni düzenlemeye ilişkin açıklamasında, firmaların halihazırda kamu borçlarını ödemekte büyük sıkıntılar yaşadığını, piyasanın işleri sürdürmekte zorlandığını hatırlattı. “Vergilendirme kurum kazancından, yani kar marjından olur. Oysa reel sektörün son 3-4 yıldır kar marjları inanılmaz derecede düştü” diyen Önel, “Dolayısıyla bu düzenlemenin mevcut işleyişe vergisel anlamda bir faydası olmayacak. Orada vadeyi yaymalarına rağmen faiz oranı çok yüksek kaldı” dedi. KOSGEB’in istihdamı koruma destek kredisinde faiz oranının yüzde 26 olduğunu hatırlatan Önel, bu yapılandırmada da faiz oranının en azından yüzde 26-28 bandına çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bu model koruyucu olmuyor
Yapılandırmada bir faiz tezatlığı olduğuna dikkat çeken Önel, “Merkez Bankası’nın para politikası doğrultusunda faiz indirim sürecine girilecekse, biz reel sektör olarak niye uzun vadeli ve yüksek sabit faizli bir borçlanma maliyetine girelim? Eğer amaç reel sektörü korumak ve güçlendirmekse, bu model koruyucu olmuyor. Bazı KOSGEB kredilerinde de bu sabit faiz sorununu yaşıyoruz. Eğer faiz oranları aşağı gidecek, enflasyon düşecek diyorsak; kamu borçlanmasında niye sabit faizle ödeme yapıyoruz? En azından değişken bir maliyet yapısı kurulmalıydı. Faizler bu seviyede yüksek kaldığı sürece, reel sektörün bu yapılandırmayı çok yoğun bir şekilde kullanacağını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı. SGK ve vergi borçlarında yapılacak gerçek bir yapılandırmanın piyasaya can suyu olacağını vurgulayan Önel, “72 ay vade fena bir süre değil. Ancak kredi/borç maliyetinin kesinlikle güncellenmesi ve düşürülmesi gerekiyor. Gerçek bir yapılandırma, faiz yükünün silinmesi ya da çok sembolik yüzde 3-5 gibi oranlarla ana paraya eklenmesiyle olur” dedi. Önel, aynı zamanda yapılacak düzenlemede vergisini doğru ve zamanında ödeyen kurumlara mutlaka bir teşvik, bir prim verilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
“Yüksek maliyetli yapılandırmanın altından kalkmak mümkün değil”
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken de yeni düzenleme teklifini eleştirdi. Sosyal medya hesabından "Yüksek faizli yapılandırma esnafı rahatlatmıyor" diyen Palandöken, şu ifadeleri kullandı: "Hem Maliye Bakanlığı hem de Sosyal Güvenlik Kurumu, Bağ-Kur ve SSK borçlarını 72 aya kadar yapılandırıyor. Ancak faiz oranı yüzde 39 seviyesinde. İnsanlar bırakın borcunu ödemeyi faizini bile karşılayamaz hale geliyor. Bu nedenle esnaf bu yapılandırmaları cazip bulmuyor. Vergi dairesine ve sosyal güvenlik kurumuna olan borçların 72 aya bölünmesi olumlu bir adım gibi görünse de yüksek faiz nedeniyle ödeme planları sürdürülebilir olmuyor. İnsanlar zaten mevcut taksitlerini ödemekte zorlanıyor. Böyle bir ortamda yüksek maliyetli yapılandırmaların altından kalkmaları mümkün değil. Esnaf borcunu ödemek istiyor ancak mevcut ekonomik şartlar buna izin vermiyor. Bir yapılandırma yapılmalı ve insanlar rahatlatılmalı. Faiz oranları mutlaka düşürülmeli, esnaf çalışıp borcunu ödemek istiyor ancak mevcut şartlarla bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Bu sıkıntının bir an önce çözülmesi gerekiyor. Aksi halde ne esnaf ayağa kalkabilir ne de piyasalar yeniden canlanabilir."
MERVE YİĞİTCAN / EKONOMİM