Gazete Memur

Emekli ölümüne çalışıyor

Yetersiz emekli aylıkları nedeniyle 65 yaş ve üzerindeki yurttaşlar sokakta, tarımda, inşaatta ve gece bekçiliğinde çalışmaya devam ediyor. İSİG Meclisi’nin verilerine göre son bir yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin en az yüzde 6’sı 65 yaş ve üzerindeki çalışanlardan oluştu.

Giriş:
Güncelleme:

“71 yaşıma girdim ve hâlâ çalışmak zorunda kalıyorum. Gerçekten tükendik.” Bu sözler, emekli maaşı geçinmesine yetmediği için sokak sokak kestane satan bir emekliye ait.

Yıllarca çalıştıktan sonra emekliliğinin tadını çıkarması gereken 65 yaş ve üzerindeki yurttaşlar, yetersiz aylıklar ve ağırlaşan yaşam koşulları nedeniyle yeniden çalışma yaşamına itiliyor. Kimi sokakta kestane satıyor, kimi ayakkabı boyuyor, kimi ise tarımda, inşaatta ya da gece bekçiliğinde çalışıyor.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verileri ise geçim mücadelesinin ölümcül boyutunu ortaya koyuyor. Son bir yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin en az yüzde 6’sını 65 yaş ve üzerindeki çalışanlar oluşturdu.

Ayda ortalama 10 ila 15 ileri yaş çalışanı, tarım tarlalarından inşaat iskelelerine, gece bekçiliğinden direksiyon başına kadar pek çok farklı alanda iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre de 65 yaş üstü nüfusun işgücüne katılım oranı yüzde 13.1 seviyesinde.

Ancak uzmanlar bu tablonun bir “aktif yaşlanma” başarısından ziyade, derinleşen yoksulluğun yalın bir sonucunu olduğunu ifade ediyor.

Konu hakkında Türk Tabipleri Birliği (TTB) İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Çalışma Grubu Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Figen Şahpaz ve emekli olup çalışmaya devam etmek zorunda kalan yurttaşlarla konuştuk.

‘KAYIT DIŞI GÖZETİM DIŞI’ 

2024 yılının iktidar tarafından “emekliler yılı” ilan edildiğini anımsatan Şahpaz, sorunu şöyle anlatıyor:

“Ancak 50 yaş ve üstü 558 emekçi hayatını kaybetmişti. Kronik hastalığı olan işçiler açısından da ciddi sorunlar söz konusu. Bu kişilerin düzenli ilaç kullanmaları, düzenli beslenmeleri ve mümkün olduğunca beden gücü gerektirmeyen işlerde çalışmaları gerekiyor.”

İş kazasının da bu açıdan önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Şahpaz, “Kayıt dışı çalışan kişiler sağlık gözetimi sisteminin dışında kalıyor. Dolayısıyla çok zor koşullarda ve sağlık açısından riskli ortamlarda çalışıyorlar. Sigortalı bir işçinin geçirdiği kaza, belirli koşullarda iş kazası olarak kabul edilip kayıt altına alınabilirken sigortasız bir kişi hastaneye başvurduğunda geçirdiği kaza sistem tarafından iş kazası olarak kabul edilmeyebiliyor. Bu nedenle kayıt dışı çalışanlarda hem iş kazalarının hem de meslek hastalıklarının önemli bir bölümü kayıt altına alınamıyor” diyor.

‘HASTANEYE GİDEMİYORUM’ 

Emekli olmasına karşın geçinemediği için sokak sokak kestane satan 71 yaşındaki bir yurttaş, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Emekli maaşları biliyorsunuz çok düşük ve geçinmeye yetmiyor. Örneğin bin TL doğalgaz, 2 bin TL su, 800 TL elektrik faturası geliyor. Benim emekli maaşım 21 bin TL. Bu parayla nasıl geçineceğiz? Yeme içmeyi bir kenara bıraksak bile yalnızca elektrik, doğalgaz, su ve kira gibi temel giderleri karşılamak bile mümkün değil. Ev sahibiyle 27 bin TL’ye anlaştık. Aradaki farkı nasıl karşılayacağım? Gerçekten tükendik. Hâlâ çalışmak zorunda kalıyorum.”

Ekonomik sorunların sağlık kaygısı da yaşattığını söyleyen yurttaş, “Bu sıcakta bile çalışıp borçlarımızı kapatmaya uğraşıyoruz. Yaşadığımız hastalıkların ve sıkıntıların önemli bir bölümünün ekonomik kaygılardan ve stresten kaynaklandığını düşünüyorum” diyor.

Kendi ülkesine hasret kaldığına dikkat çeken yurttaş, “Kendi ülkemizde, kendi şehrimizde bile rahatça gezemiyoruz. Yabancılar geliyor, bizim memleketimizi bizden daha iyi biliyorlar. Örneğin Kadıköy’e gitmekten bile çekiniyorum; sanki kendi ülkemizde yabancı bir ülkeye gidiyormuşum gibi hissediyorum. Çünkü ekonomik koşullar nedeniyle gezemiyoruz” diye konuşuyor.

Ayakkabı boyacılığı yapan emekli bir yurttaş ise çocuğunu okutmak için çalışmak zorunda kaldığını ifade etti.

Yurttaş, “Emekli oldum. Bunca yıl çalıştım, emek verdim. Ancak her gün bugün çocuğuma harçlık verebilecek miyim diye düşünüyorum. Barınmak zaten zor. Kiralar çok pahalı. Hastaneye gitmem gerekiyor. Masraf çıkar diye gidemiyorum” dedi. 

Damla POLAT