Türkiye’de son yıllarda hızla artan eczacılık fakülteleri ve kontenjanlar tartışma yaratıyor.
Her 4 vakıf üniversitesinin birinde eczacılık fakültesi olduğu, bu fakültelerin büyük kısmının yeterli akademik kadroya ve fiziksel altyapıya sahip olmadığı belirtiliyor. Eğitim veren devlet üniversiteleri arasında tam akredite olabilen eczacılık fakültesi sayısı ise sadece 16.
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS), özellikle vakıf üniversitelerindeki artışın eğitim kalitesini düşürdüğünü belirterek akredite olmayan fakültelerin öğrenci almaması gerektiğini vurguladı.
KADROLAR YETERSİZ
Verilere göre Türkiye’de 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversite bulunuyor. Bu üniversitelerden 22 vakıf üniversitesinde eczacılık fakültesi yer alıyor. Başka bir ifadeyle her dört vakıf üniversitesinden birinde eczacılık fakültesi bulunuyor. Ancak sendikaya göre bu fakültelerin önemli bir kısmı yeterli akademik kadro ve fiziksel altyapıya sahip değil. TEİS Başkanı Eczacı Nurten Saydan, plansız biçimde açılan eczacılık fakülteleri ve artan kontenjanların mesleğin niteliğini zedelediğine dikkat çekti. Saydan, özel üniversitelerdeki fakülte sayısı ve kontenjan artışına dikkat çekerek ‘‘Kontenjanları düşürmeye yönelik açıklamaları destekliyoruz. Hatta akredite olmayan, teknolojik eğitim imkânlarından yoksun fakültelerin öğrenci alımının mümkünse durdurulması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu. “Daha fazla fakülte yalnızca tabela demek” diyen Saydan, eczacılık eğitiminin güçlü akademik kadro ve yeterli laboratuvar altyapısı gerektirdiğini söyledi.
İSTİHDAM SORUNU
Saydan, birçok fakültede bu koşulların sağlanamadığını ifade ederek şöyle devam etti: “Eczacılık eğitimi yalnızca diploma verilen bir süreç değil, toplum sağlığını doğrudan etkileyen bir mesleki yetkinlik alanıdır. Akademik kadro ve laboratuvar imkânlarının yetersiz olduğu ortamlarda verilen eğitim mezunların mesleki donanımını zayıflatıyor.”
Plansız açılan fakülteler ve yüksek kontenjanların öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısını azalttığını belirten Saydan, uygulamalı derslerin verimliliğinin düştüğünü ve mezun sayısındaki artışın istihdam sorunlarını derinleştirdiğini kaydetti.
TOPLUM SAĞLIĞINI İLGİLENDİRİYOR
Eczacılığın yalnızca ilaç temini değil, ilaç danışmanlığı, farmasötik bakım ve halk sağlığı sorumluluklarını da kapsadığını hatırlatan Saydan, bu nedenle eğitim kalitesinin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. ‘‘Niceliğe değil niteliğe odaklanan bir eğitim politikası hem meslek hem de toplum yararına olacaktır” diyen Saydan, eğitimde nitelik kaybı yaşanmaması ve işsiz eczacılar ordusu oluşmaması için atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
•Fakülteye giriş başarı sıralaması 50 bine yükseltilmeli.
•Akredite olmayan fakülteler öğrenci almamalı.
•Yeni eczacılık fakülteleri açılmamalı.
•Mümkünse 1970-80’lerde olduğu gibi eczacılık fakültelerinin akredite olanlarla birleştirilerek sayıları azaltılmalı.
•Kontenjanlar bilim insanı yetiştirme hedefi doğrultusunda planlanmalı.
•Akreditasyon süreçleri zorunlu ve etkin hale getirilmeli.
•Eğitim altyapısı ve akademik kadro yeterliliği düzenli denetlenmeli.
Sibel BAHÇETEPE/ BİRGÜN